Eylül 1991 · s. 378 · 8 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

BAK GÖZLERİME
Ağlasam bulutlar yağmur verir mi?
Hasretle kıvrılmış kirpiklerime.
Beklesem son anda çağır denir mi?
Son bahar yolcusu son hislerime.
Elimi uzatsam kelepçe için,
Niçin bileklerim incecik niçin?
Damar damar kesin, kökünden biçin!
"Bu bir aşıktır" yazın derime.
Sevgiye susamış çarpan yüreğim,
Dost ilinden uzakta avareyim,
Adeta boşlukta bir seyyareyim,
Bir haber iletin benim Pir'ime.
Bana yakan sözler söyleme dostum,
"Allah için" diye bu işe koştum,
Uçtumsa ardında semaya uçtum,
Bir tatlı bakışla bak gözlerime..
Şahin Hüzün/UŞAK
Şiirinizde birine bir hissinizi iletmek gayesi var. Aslında böyle bağımlı, bir düşünceye şiiri bina etmek serbest düşünceyi engeller. Şiir ise, aşk, ümit, ızdırap, hüzün gibi engin duygu ve yaşayışların geniş semasında mısra kanatlarıyla serbest tatlı bir uçuştur. Bu maharetli yolculukta her hareket manâlı ve orjinal olmalı. Yoksa şiir zincire vurulmuş bir mahkumun kendini hayal dünyasında gökyüzünde uçtuğunu veya deryada yüzdüğünü hissetmesi gibi bir yanılgı şekline dönüşür. Siz bu bağımlı hava içinde, bir dilek ve düşünceyi birine iletme duygusu içinde bu fasit daireye girmemişsiniz. Şiiriniz bu yönüyle tebrike değer. Sizden yeni, güzide şiirler bekliyoruz. Selâmlar, sevgiler..
ZAMAN RÜZGARI
Zaman bir rüzgar, ben uçan yaprak,
Uçup gidiyorum yıllardır.
Dem olur güz ile sararır solar,
Dem olur nevhaharda allara bürünür,
Dem olur kış ile tirtir titrer,
Dem olur yaz ile beraber katmer katmer terlerim.
Kıramadım zincirini aşamadım hudutlarını
Zaman denen hırçın rüzgârın.
Haris Sergin / BATMAN
Zaman rüzgârı şiirinizde ilk bölüm güzel olduğu için köşemizde yayımladık. İkinci bölümde hem ahenk hem konu bütünlüğü yok. Biraz da imajlar düşünce imbiğinden geçirilmeden çizilmiş gibi geldi bize. "Arz-ı endamımı dağlara vurdum" deyimi, "Hayallerimi kutsilere atfeyledim" bunlardan bazıları. Sizden daha olgun muhtevalı, ritim ve ses öğeleriyle san'ata perçinlenmiş lahuti iklime çeken nice güzide şiirler bekliyoruz. Zira şiir insanı ipek gibi sarmalı. Ruha bir çift kanat, gönle burak olmalı. Düşünceye ışık, vicdana ümit tohumları saçmalı. Şiirdeki içten ses insanı başka bambaşka diyarlara götürmeli. Böylece ruh bir kaç dakika olsun hayatın boğucu ızdırablarından kurtulup, maddenin dar çerçevesini terkedip mananın ılık tatlı, alabildiğine geniş atmosferinde teneffüs etmeli.. Zaten ritim ve kafiye öğeleriyle bu ses motivize edilirse, ruh aniden o iklime kanatlanır ve karşısında bir peri suret, temessül etmiş bir melek görür gibi olur. Biz sizde bu ufka erecek, bu olgunlukta şiir yazabilecek kabiliyeti görüp hissettik. Yeni çalışmalarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz selâm ve sevgiler...
GÖKKUŞAĞI...
Bulut kendine verilen emri yerine getirmiş; tabiatı nurdan damlalarla serinletmişti. Ve görevini tamamlayınca başka diyarlara, başka yamaçlara kanat çırpmıştı.
Ve güneş o sihirli şualarını dünyaya gönderirken karşı tepenin yamaçlarında nurdan bir hüzme oluşmuştu. Her renginde binlerce güzellikler saklı GÖKKUŞAĞI bize tebessüm ediyordu.
İnsanları yerden göğe çıkarmak için ışıktan bir merdiven dayanmıştı göklere... Gökkuşağı insanları göğe çıkarmak için bekliyordu... Belki hala bekliyordur da...
Siz solmaz gülleri yarının
Gökkuşağı sizi bekliyor
Gelin koşarak göklere kanat çırpın
Ve kahramanı siz olun gökkuşağının...
M. Said Türkoğlu / SAMSUN
Bir-iki paragraflık kısa yazınız içimize bir serinlik verdi. Bir yaz sıcağında nemli serin bulutları dolaştırdı ruhumuzda. Üslubunuz güzel. Cümle yapınız sağlam. Daha uzun muhtevası yüklü yazılar bekliyoruz sizden. Selâm ve sevgiler.

ÇAĞADIR ÇAĞRIMIZ
Çağadır çağrımız, çağıldayan şelâlelerin
Sesiyle ıssızlığı delen enginlerde.
Bir şevk uyandırıp köpük köpük yüreklerde
Parıldayan hâleleri sonsuzluğu kucaklayan göklerde.
Çağadır çağrımız, Ağustos'ta çatlayan çekirgenin
Bağırışıyla uyuşukluğu yenen en kuytu köşelerde.
Bir peyk olup Kur' ân'a, nûr saçan âyetlerde
Kaybolan benliğin hürriyetini kutlayan göklerde.
Çağadır çağrımız, lâkin yankılanır sessimiz çağlar ötesinde,
Yollarda takılıp kalmak yaraşmaz bize "Feth-i mübîn" arefesinde.
Muammer Gökçin / ANKARA
Şiirinizde ahenk güzel, mısralar yoğun. Yalnız kafiye örgüsü biraz zayıf kalmış. Eğer üzerinde titizlikle çalışırsanız, sizden pek güzide şiirler alabileceğimize inanıyoruz. Selâm ve sevgiler...
MÜLAHAZA
Serden geçtiler vatan ve millet sağ olsun diye
Ürküp bir an bakmadılar geriye
"Yaşamak, yaşatmak" dediler büyük bir dava
Ve bağlandılar ideal, ümit ve sevgiye.
Ayyuka çıktı, söylenen gazeller ve nağmeler
Yanıyor karanlık gecelerde fenerler birer birer
Bir fenerin yanan fitili olsak, fanusta aydınlık
Sabır, sabır bir gün boğulacaktır karanlık.
Kemalettin Kural / EDİRNE
Şiirinizde his ve heyecan alabildiğine coşkun. Fakat biz son iki dörtlüğü daha uygun olduğu için köşemize aldık. Yalnız kafiye şeması pek sağlam örülmemiş. Adeta akla nasıl esmişse öyle kafiye yapılmış ve bir daha da düzeltme ihtiyacı görülmemiş. Hâlbuki denemiş olduğunuz ölçülü ve kafiyeli bir şiir tarzı. Hani başaramamış dedirtmemeli insan. Hele hele sizin gibi şiirde ses ve ritmi yakalamış bir şairin daha ciddî çalışarak, hatta bazı düzeltmeler yaparak şiirini güzide bir şekilde okuyucuya taktim etmesi gerekir. Sizden daha derin muhtevalı, ahenk ve ses öğeleri bir goblen nakışı inceliğinde örülmüş şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler sunarız..
YARIN
Güneş doğuyor, doğmalı!
Yarın elbet bizim olmalı.
Karanlıkların bağrına
Demet demet nur salmalı.
BİZDE
Bizde yürekler hep ufka bakar
Geçmişten geleceğe şimşekler çakar.
Burak Fethi Yavuz / ANKARA
Bir beyit, bir rubai tarzında şiirinizi örnekledik köşemizde. Seçtiğiniz konular üzerinde biraz daha fikir, hayal, his ve ses öğelerini yoğunlaştırırsanız daha güzide, orijinal şiirler yazabilirsiniz. Bu şiirleri turfanda meyveler gibi bizlere göndermeyi unutmayın. Selâm ve sevgiler..
YÜKSELİŞ
Zarif incecik.
Kıvrım kıvrım bir çaydık biz
Yalnız tek hececik,
Karanlık aleme "AY"dik biz.
Zaman hep aktı
Bizler örnek bir çaydık ya!
Kaynaklar su taktı
Yıldızlar da takıldı aya.
Artık ne çaydık ne ay
Biz dalgalı bir göldük
Karalığı bir yay
Ve nurdan oklarla böldük.
Deniz olmuştuk
Ayda bir patlama vardı
Her yana dolmuştuk
Heybetimiz göklere vardı.
Kâinata eş
Koca derya nasıl olduk
Pırıl pırıl bîr güneş
Belli Hakk'a vasıl olduk.
Abdullah Can
Şiirinizde kafiye örgüsü sağlam. Bazı kelimeleri biz şiirin şekil ve semantik yapısına uysun diye değiştirdik. Şiirde fikir ve his dış çizgilerle ayni ritimde yol alması mısralardan derilmiş bir harika bahar demeti ortaya çıkarır. Sizde biz bu kabiliyeti gördük. Size bu tarzı geliştirin diyoruz. Fakat iç ve dış çizgilerde şiirin yekpare yapısını daima dengeli tutmak şartıyla. Yeni orijinal şiirlerinizi bekliyoruz. Selâmlar. Sevgiler...
ÖZLENEN ŞAFAK
Tüllenen perdenin ardından giderken gün zevale,
Küllenen ümidim can çekişiyor nafile,
Şafak söksün diye beklerken tarihi sedirde,
Ötmüyor horozlar küsmüşler sanki geceye.
Bozkırlardan yükselen nal sesleri nöbette,
Ecdad bu yükselişe gülümsüyor hasretle,
Kalk yiğidim! Silkin artık küfrü, bir et yerle,
Gözyaşlarınla doldur asumanı, artık bekletme.
Tebahhur edip bülurlaşan damlalar,
Gül olur yere düşer bozulur hain tuzaklar,
Serâb değil hülyamız olmasın zikzaklar,
Yıldızlar olsun semamızda duraklar.
Haykır mefkureni, kimse konuşmasın!..
Durmak yaraşmaz sana, koşturmalısın.
Çatlarsan bir gün yerinde kalanlar sıkılsın,
Ebede köprü ümranı SEN kurmalısın.
Esiyor sabâ rüzgârı kader bizden yana,
Aslanım! Kükremek yakışır ancak sana.
Mesaj veriyor Kutlu Nebi,kapat gözlerini...
Duydun değil mî? Fethini artık tamamla.
Ali Kâzım Küllü/BURSA
Şiirinizde semantik yapı güzel. Fakat dış örgüsü zayıf kalmış. Daha çok eser okuyarak ve ciddî şiir inceleme girişiminde bulunarak daha tecrübeli, sağlam, olgun tatlı ritimde seyreden mısralarla örülmüş şiirler bekliyebiliriz sizden. Selâm ve sevgiler.
GAYEMİZ
Tertemiz ümitlerle açtık yelkenimizi
Okyanuslar bile kıramaz şevkimizi
Mücadelemiz Hakk'tır iyi düşün davetimizi
Umutsuzluk yok rıhtımda böyle bilesin bizi
Rotamızı çizdik belledik gayemizi
Cana can gerekse atarız kendimizi.
Mihriban Yıldırım Can / ANTALYA
Şiir tekniğiniz Namık Kemal'in şiir tarzına benziyor. Eğer bu hususta şiir incelemelerinde bulunur ve daha çok denemeler yaparsanız sizin de o vatan şairi gibi güzide şiirler ortaya çıkarmanız mümkündür. Tabii sadece batılla ve nefsiyle cedelleşmek şartıyla.. şiirinizin son iki mısraı konu bütünlüğüne uymadığı ve diğer bölüm kadar çarpıcı olmadığı için köşemize almadık. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selâmlar.
NÎYAZ-I AF
Nice hasretli geçen gecelerden sonra
Koksaydı ta ciğerimde bûyun ya Nebi
Nay-ı kalbim inlerken aşkınla her dem
Yaktıkça yaktı beni bu sükûn ya Nebi
Bid'atla her an alem-i İslâm soldukça
Benim neden olmasın bağrım hun ya Nebi
Kabul kıl kapındaki şu baht-ı karayı
Kovarak mücrimi kılma mahzun ya Nebi
Şems-i alem-i İslâm gün be gün batarken
Uzat elini bitsin bu efsun ya Nebi
Hicabım da od-ı firakla yaktı beni
Çevirme benden o güzel rûyun ya Nebi
O cennet bağı kabrine yüz sürmek için
Olayım cihanı gezen mecnun ya Nebi
Gösteriyor aşkına susamış bu mecnuna
Nerdedir ab-ı Ravza-i Kuyun ya Nebi
Seza değil kapında gedalık ama
Kovma kapında kıl beni kulun ya Nebi
Şu sefil seninle paye kazandı. Meded!
Bir ben değil âlem sana medyun ya Nebi.
İsmail Eroğlu / İSTANBUL
Şiiriniz Münacaat tarzıyla yazılmış Divan Edebiyatı nazım şekillerine bir örnek teşkil ediyor. Tabii ki bu tarz nazım şekillerinde aruz vezni kullanılması öteden beri adet olmuştur. Fakat son zamanlarda bu şiir tekniğini hece vezninde de uygulayanlar oldu. Bunların bazıları Fuzuli ve Baki'nin şiirleri gibi bir başarıya ulaştı. Meselâ "Kırık Mızrab" yazarının Nat ve Münacaatları bu hususta devrin yekpare incisi gibi ışıl ışıldır. Fakat şunu da belirtelim ki, şiir bir mesaj işidir. Birşey duyurmak, hissettirmek için yazılır. Örneğini verdiğimiz Büyük Şair M. Abdülfettah Şahin aynı zamanda büyük bir âlim olmasına rağmen dilde gençliğe eğilme ve onlara ümit ve sevgi mesajları verebilmek için dilde duruluğa önem vermiş mümkün olduğu kadar anlaşılır bir dil kullanmıştır. Hâlbuki böyle büyük âlimler için bu pek zordur. Onların beyinleri yüz binlerce kelimelerle dolu iken üç dört-yüz kelimeyle şiir yazmaları, hatta anlaşılır olmayı kayıt koşmaları güç bir olaydır. Öyleyse güzel şair biz anlaşılan kelime turnikesine çıkmamalıyız. Canımız kadar çok sevdiğimiz halde Arabça, Farsça kelimeleri yeri ve makamına göre kullanmalıyız. Bu hususta Sızıntı'nın orta sayfası ve başyazıları arasındaki farkını tetkik ederseniz hitapların muhataba göre değiştiğini görürsünüz. Haydi sizden bu ışıklar altında daha tecrübeli ve mesaj yüklü şiirler bekliyelim ne dersiniz? Sevgi ve selâmlar...
ŞİİR TURNALARI
Şuur turnaları uçup gittiler.
Çağın kaba hediyelerini;
Kanatlarından çırparak,
Bas uçlarında "serin selviler"
Barındıran bir adresi.
-Kayboldu incelik timsalleri
Tevekkil aydınlığı yüzleri.
-Lirik akşamlar serpiliyor
Mamur caddelere.
"Fikir çilesi" çekilmemiş gecelerden
Şimdi ağır sabahlara uyanılıyor.
Candan bir selâma inat;
Uyku artığı gözlerde;
Yapmacık günaydınlar.
Kutlu düğünlere sevdalıydılar.
Gövdelerini soğuk duvarlara vurup.
Şiir turnaları uçup gittiler.
Habib Bekir Şen
Şiiriniz gayet güzel. Hayale turnalaşmış şiir figürleriyle yepyeni orijinal resimler çiziyor. Bu resmin çizgileri ma'nâ potasında erimiş gibi. (Çağın kaba hediyelerini kanatlarından çırpmak, Lirik akşamların mahmur caddelere serpilişi, şiir turnalarının gövdelerini soğuk duvarlara vurup uçup gitmesi) cidden ustaca işlenmiş imajlar. Biz sizi bu şiirinizden dolayı tebrik ediyor "Yeni denemeler için gayret" diyor ve kucak dolusu selâm ve sevgiler sunuyoruz..
SEN
Geldi çattı ölüm erkenden
Soramazsın ki Azrail'e "Neden Ben?"
Sırımda bembeyaz kefen,
Sessizce o delhize girerken
Emre Küçük-İZMİR
Şiirde sesi yakalamış bir şair olarak sizde ümit var olduğunu söyleyebiliriz. Kafiye örgüsü sağlam, ritim olgun meyveler vermeye uzanmış bir dal gibi. Yalnız diğer şiirlerinizde bazı dolgu mısralara rastladık. Yayımladığımız güzide dörtlüğünüzün son mısrasındaki (dehlize uzanmak tabirini Türkçemizde daha çok kullanılan dehlize şeklinde düzelttik. Sizden muhteva yoğunluğu güçlü ritim ve ses öğeleriyle örülmüş bir goblen nakşı inceliğiyle işlenmiş güzide şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler..