Ocak 1983 · s. 18 · 2 dakikalık okuma
Herşey Onu Anlatıyor
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE




![]()
O, Allaha ortak koşulanların vekili, bedende dahi parmak karıştıracak yer bulamaz, gider, insanın nevine rast gelir. "Belki bu dağınık, karmakarışık olan cemaat içinde; şeytan onların iradî ve içtimaî fiillerine karıştığı gibi, ben de vücud ve yaratılışlarına ait hâl ve vaziyetlere karışabileceğim ve parmak karıştıracak bir yer bulacağım. Ve oradan da bir yer bulup beni tardeden bedene ve beden hücresine hükmümü icrâ ederim." Onun için insan nevine, yine sağır tabiat ve sersem felsefe lisâniyle der ki: "Siz çok karışık birşey görünüyorsunuz. Ben size rab ve malikim. Veyahut hissedarım." der. O vakit insan nev'i, hak ve hakikat lisâniyle, hikmetli ve ölçülü yaratılışların ifadesiyle der ki: "Eğer bütün dünyaya giydirilen nevimiz gibi bütün hayvanat ve nebâtatın yüzbinlerce nevîlerinin meydana getirdiği rengârenk atkı ve iplerden mükemmel bir hikmetle dokunan ve dikilen gömleği ve yeryüzüne serilen ve yüzbinlerce canlı nevilerden örülen ve gayet nakışlı bir surette îcâd edilen haliçeyi dokuyacak ve her vakit tam bir hikmetle tazelendirecek bir kudret ve hikmet sende varsa, hem eğer, meyvesi olduğumuz yeryüzünde ve çekirdeği olduğumuz âlemde tasarruf edecek ve hayatımıza lâzım maddeleri hikmet ölçüsüyle âlemin her tarafından bize gönderecek herşeyi içine alan bir hikmet sende varsa; yüzümüzdeki kudret mührü bir olan bütün geçmiş ve gelecek emsâlimizi îcâd edecek bir iktidar sende varsa; belki bana Rububiyet dâva edebilirsin. Yoksa haydi sus! Benim nev'imdeki karmakarışıklığa bakıp parmak karıştırabilirim, deme. Çünkü intizam, mükemmeldir. O karmakarışık zannettiğin vaziyetler, kudretin kader kitabına göre mükemmel bir intizam ile istinsahtır (yani nüshalarını çoğaltmadır). Çünkü: Bizden çok aşağı olan ve bizim nezaretimiz altında bulunan hayvânat ve nebâtatın mükemmel intizamları gösteriyor ki, bizdeki karışıklıklar bir nevi kitabet (yani usulünce yazmak)dır.
Hiç mümkün müdür ki: Bir haliçenin her tarafına yayılan bir atkı ipini, sanatkarca yerleştiren, haliçenin ustasından başkası olsun. Hem bir meyveyi yaratan, ağacı yaratandan başkası olsun. Hem çekirdeği yaratan, çekirdekli cismin yaratanından başkası olsun. Hem gözün kördür. Yüzümdeki kudret mucizelerini, mahiyetimizdeki yaratılış harikalarını görmüyorsun. Eğer görsen anlarsın ki: Benim yaradanım, öyle bir Zattır ki, hiçbir şey Ondan gizlenemez, hiçbir şey Ona nazlanıp ağır gelemez. Yıldızlar, zerreler kadar Ona kolay gelir. Bir bahan bir çiçek kadar kolaylıkla îcad eder. Koca kâinatın fihristini, tam bir intizamla benim mâhiyetimde yerleştiren bir Zattır. Böyle bir Zâtın sanatına senin gibi câmid (cansız, donuk) âciz, kör ve sağır birisi parmak karıştırabilir mi? öyle ise, sus! Defol git." der, onu tardeder.