Mayıs 1983 · s. 20 · 1 dakikalık okuma
Her Şey Onu Anlatıyor
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE




hizmetkârları, karmakarışıktık, intizamsızlık ve vazifesizlik, hatta sahipsizlik ile ithâm ettiğinden tokada müstehâksın." der. O iddiacının yüzüne, şeytana atılan taş gibi bir yıldız, öyle bir tokat vurur ki, yıldızlardan tâ cehennemin dibine onu atar. Beraberinde olan tabiatı (*) evham derelerine, tesadüfü, yokluk kuyusuna, ortak koşulanları, imkânsızlık karanlıklarına ve din aleyhindeki felsefeyi esfel-i sâfilinin dibine atar. Bütün yıldızlarla beraber o yıldız: "Eğer yer ve göklerde Allah'tan başka (hâkim) bir ilâh olsaydı, onlar fesada gider, bozulurdu." mânâsındaki mukaddes, ilahî fermanı okuyorlar. "Sinek kanadından tut, tâ semâvat kandillerine kadar, bir sinek kanadı kadar şerike, şirke yer yoktur ki, parmak karıştırsın." diye ilân ederler.
(*) Fakat, düşüşten sonra tabiat, tövbe etti. Hakiki vazifesi, tesir ve fiil olmadığını, fiilleri ve tesirleri kabûl olduğunu anladı. Kendisinin, ilahî kaderin değişip bozulmağa kâbiliyetli bir nevi defteri, ilahî kudretin bir nevi programı, Allahü Taâlanın bir nevi fıtrî kanunu, bir nevi prensipler mecmuası olduğunu bildi. Tam bir âcizlik ve boyun eğme ile kulluk vazifesini takındı. İlâhî Fıtrat ve Rabbânî sanat ismini aldı.