Ocak 1985 · s. 36 · 1 dakikalık okuma
Haykırıken Akşama! Akşam Türbede...
HAYKIRIRKEN AKŞAMA! AKŞAM TÜRBEDE...
Haykırırken akşama! Akşam türbede...
Hûlyamda aynasın Bedir; Perde, perde.
Raks ederken gölgeler; meçhul kentlerde,
O beldede garipler, mumdan âbide.
Bürünürken ışıklar türbe rengine;
Gönüller mezar, ruhlar yıkık harabe.
Dürülürken gece; gün akşam üstüne.
Ölümlüler kentlerde, oynar körebe...
Çökerken dağlar, meçhul kervan üstüne;
Yaşar isyan sessizliği içimizde.
Haykırırken meçhul; Yolcu cenk nereye?
Karanlık dehlizde hangi Bedri fethe?
Delerken gökleri çâk! Ölümsüz nağme...
Yıldırım insin! Yunan, Roma üstüne.
Yıkarken zamanı; O Bilâlî nağme,
Yan kısıl toprak! Düşsün Hilâl rengine.
Dağlar yakılırken; Hilâlin rengine,
Aşığız biz aşkı sunan kor kâseye.
Dilerken gitmek, güller açan bahçeye;
Dudaklar erer, dilberdeki buseye.
Mustafa ATİKER