Mart 1983 · s. 22 · 10 dakikalık okuma
Hava Kontrolu

Yakın bir gelecekte, havayı kontrol etme düşüncesi en cazip bir mevzu haline gelecektir. Hatta, havayı kontrol etmenin, onu tahmin etmeden daha kolay olacağı söylenmektedir. Bununla beraber, böyle bir durum şimdilik ütobik sayılabilir. Mahallî havaya tesir etmede gelişmeler olmasına rağmen, meterolojistler, dünya hava makinasının uygun neticeler ortaya çıkarma tarzı hakkında henüz kafî bilgiye sahip değiller. Hatta çok daha dar bir bölgede bile... Durum böyle iken, dünyanın iklimini değiştirmeye çalışmak, şu anda hayal gibi görünmektedir. Şayet bir gün meterolojistler, kasırgaları önler, Kuzey Kutbunu ılımlı bir iklim haline dönüştürebilir ve çöllere yağmur yağmasını temin edebilirlerse, büyük zararlarla birlikte, bazı faydalar umulabilir.
Evet, belli bir alanda, havada büyük bir değişiklik yapmanın, etrafta nasıl bir tesir meydana getireceğini önceden kestirmek oldukça zordur. Meselâ, biz, Türkiye'de güneşli bir hava meydana getirdiğimizde, bu durum Yunanistan'daki çiftçiliğin harab olmasına sebeb olabilir. Bazı âlimler tarafından öne sürülen, büyük sahalarda havayı değiştirme düşüncesi şimdilik imkânsızdır. Şayet yapılırsa, insanlık için bir kısım feci âkibetler de düşünülebilir.
Belli bir sahada, havayı değiştirmede kullanılan metodlardan birisi bulut üretmektir. Bu metod, (1946) yılında, General Elektrik Şirketinde çalışan iki Amerikalı meterolojist tarafından geliştirildi. Bu metodla, bulutların, yağmur veya kar halinde yeryüzüne inmeleri düşünülüyordu.
Bilindiği üzere bir bulut, çok sayıda su damlacıklarından teşekkül etmektedir. Çoğu kere bulutlar, sıcaklığın 0 °C den düşük olduğu yüksekliklerde teşekkül eder. Su saf olduğu için damlacıklar donmaz. Meterolojistler bu tür bulutları süper-serin bulut diye adlandırırlar. Bu bulutlar -10 °C ile -20 °C arasında bulunurlar.
BULUT ÜRETİMİ
Bulut üretimi, süper-serin bulutlardan su damlacıklarının, buz partiküllerine dönüşmesini hızlandıran, dondurucu çekirdeği temin etmek suretiyle yapılır.
Meterolojistler, dondurucu çekirdeği elde etmek için çeşitli maddeleri kullanırlar. En tesirli olduğu müşahade edilen ilk madde, katı CO2 olan kuru buzdur. Kuru buzun sıcaklığı o kadar düşüktür ki, başka bir şeye ihtiyaç duymadan su damlacıklarının buz kristallerine dönüşmesini temin edebilir. Bir gram kuru buz 30 milyarın üzerinde buz kristali üretebilir.
Yalnız, dondurucu çekirdeğin teşekkülüne yardım etmek için kullanılan kuru buz, büyük bir zarara da sebebiyet vermektedir. Bu zarar ise, katı CO2 taneciklerinin buharlaştığında iş göremez hale gelmeleridir. Bununla beraber, uçak ile havadan (kuru buz) ekme ameliyesi yaygın bir şekilde ve bilhassa Rusya'da kullanılmaktadır.
Bulut-üretme tekniğinde diğer bir metod da gümüş iyodid'dir. Dondurucu çekirdeği meydana getirmede kullanılan gümüş iyodidin, küçük parçalarını üretmenin çeşitli yolları vardır. Yaygın metodlardan birisi şudur: Önce asetonda gümüş iyodid çözünür. Sonra çok sayıda çekirdekten yapılmış dumanı üretmek için, yaklaşık 1100 °C de bir jeneratörde solüsyon halinde yakılır. Sonra, havaya yaymada, ekseriyetle uçaklar kullanılır.
Bulut üretiminin ne dereceye kadar müsbet neticelere sebebiyet vereceği hususunda çok değişik fikirler bulunmaktadır. Üretim denemelerinde en çok düşündüren mevzu, bulutlara ekim yapılmadığı zaman da yağmurun yağıp yağmadığı hususudur. Bugün bulut fiziği hakkında çok şey bilinmesine rağmen hâlâ bilemediğimiz pek çok şeyin mevcudiyetini de kabul etmek zorundayız.
Bu güçlüklere rağmen meterolojistler dikkatli bir şekilde yağmur teşekkül ettirme tecrübeleri üzerinde çalışmalar yaptılar. Çalışmalarında bir kompüter vasıtası ile bulut sistemlerinin hareket tarzlarına ait matematik modeller geliştirdiler. Kompüterin vermiş olduğu tahminî neticeler, uygun zamanlarda yapılan bulut üretme tecrübelerinden elde edilen neticeler ile oldukça uyum gösteriyordu. Tecrübelerin birinde üretime elverişli bulutların sadece yarısı ekildi. Bundan elde edilen netice ile araştırmacılar ekilen bulutlarla ekilmiyen bulutların hareketlerini kıyas edebildiler. Böylece tecrübeleriyle, bulut teşekkül ettirme hadisesi hakkında çok şey öğrendiler. Bu tip araştırmalardan elde edilen neticeler bize, bulut üretiminde bazı süper-serin bulutlardan teşekkül eden yağış miktarını, % 5 ila % 10 arasında artırılabileceğini gösterir. Aynı zamanda farklı şartlar altında ekim yapmada, yağmur miktarını çok fazla azaltmaksızın hemen hemen aynı neticeye götürebilir.
Meterolojistler, ayrıca rüzgârlı sahalarda ekim yapmanın tesirlerini analiz etmeye ve bu durumda ekimin, ne kadarlık bir mesafeyi kuşattığını tayin etmeye çalışıyorlar. Neticeler, farklı görülmektedir. Yani bazen rüzgârlı sahalarda ekim yapma daha fazla yağmur yağmasına bazen de az yağmur yağmasına sebeb olduğu tesbit edilmiştir.
Bazı tecrübeler, süper-serin bulutların yanında ılıkbulutlar'ın da yağmur miktarına tesir ettiğini gösteriyor. Fakat bu husus henüz, kesinlikle ispatlanmamıştır. Bulut ekim tekniğinde tuz, kalsiyum klorit ve su spreyleri de kullanılmaktadır. Bundaki gaye, bir bütün halinde büyüyen su damlacıklarını üretmekdir. Sonra da buluttaki daha küçük damlacıkları tamamen ortadan kaldırmaktır.
Bulut üretimi üzerindeki tecrübelerin çoğu çiftlikler veya havaalanları gibi yerlerin mahallî hava şartlarını daha faydalı hale getirmek maksadıyla yapılmış olması yanında, beklenmedik bir kısım kötü tabiat ve hava şartlarının da ortaya çıkmasına vesile oldu. Meselâ; Vietnam Harbi esnasında Amerikan ordusu sel gibi yağmur yağdırarak Vietkongun hareketlerine engeller çıkarmak için ülkenin üzerine toplam (21 300 kg) gümüşiyodid serpti. Gerçekten de yağmur yağdı. Ancak, Amerikalılar, muson yağmurları mevsiminden çok kısa zaman önce bu ameliyeyi yapmışlardı. Bu yüzden meterolojistler arasında şu umum kanaat hasıl oldu: Bu mevsimde, herhangi bir sunî muamele olmaksızın da yağmur yağmış olabileceğinden, bulut üretiminin çok da te'siri olduğu iddia edilemez.

SİS, KIRAĞI VE DOLU
Az dahi olsa, başarı elde edilen hava kontrolünün diğer bir bölümü de, havaalanlarındaki sisi dağıtmada işe yaramaktadır. En iyi neticelere, kuru-buz kullanarak süper-serin sislerle yaklaşıldı. Bununla beraber, ne yazık ki, havaalanlarında uzun ve pahalı tıkanmalara sebeb olan sislerin çoğu ılık sislerdir ve henüz dünya çapında bu işte kullanılabilecek bir sis dağıtma tekniği geliştirilememiştir.
Aslında, bugün küçük sahalarda çok iyi çalışan teknik, turunçgillerde ve diğer meyve ağaçlarında donu önlemek için kullanılan teknikdir. Meyve yetiştiriciler, zemin ile soğuk hava kütlesi arasında ayırıcı tabaka olarak iş gören kesif bir duman teşekkül ettirmek için, çöp kaplarında yağlı artıkları yakarlar.
Fransızlar Orly ve Charles de Gaulle havaalanlarında insangücü metodunu denediler. Turbojet motorlarının birkaçını pistlere yakın çukurlara döşediler. Eksoz gazlarının ısısı ile çevre ısısını birkaç dereceye kadar yükselttiler. Bu sayede, havadaki su damlacıkları buharlaştı. Bu iş için giden yakıt masrafı da çok sayılmazdı. (1975'in 6.) ayında her uçak inişi için sadece 300 paund gibi küçük bir miktardı.
Dünyanın birçok verinde dolu fırtınaları, her sene ziraf mahsullerde muazzam miktarda zarara sebeb olur. Bulut üretme projeleri, bu gibi zararları azaltmayı hedef almaktadır. Bulut üretmenin iki ana çözüm tarzı vardır: Aşırı ekim ki; bütün mevcut su damlacıklarını buz kristalleri haline dönüştürmekten ibarettir. Bu durumda, daha sonra, dolu fırtınası bulutlarında, çok miktarda dondurucu çekirdek meydana gelmesine sebep olur. Böylece, herhangi bir yere yağması muhtemel dolu taşlan, tamamen önlenir. Bununla beraber iyi bir netice elde etmek için, büyük bir sahada pekçok miktarda üretim yapılması gerek olduğu için, böyle bir hâl tarzının geçersizliği de iddia edilebilir. Dolu kontrolünün diğer bir metodu da, bulut üretim tekniğinde dolu taşlarının büyüklüğünü azaltmadır.
Bir bulutda, fıtrî bulut üretim mekanizması, süper-serin su damlacıklarından çok büyük dolu taşlan meydana getirebilir. Yeterli miktarda gümüşiyodidle sunî ekim yapma herbiri tabiî dolu taşlarından çok daha küçük olan, yüzlerce dolu taşı hasıl edebilir. Belki de, bu küçük dolu taşları süper-serin bulutların altındaki sıcak hava tabakasına düştüğü için, eriyip yağmur damlaları haline gelebilir. Böylece, sıcak hava tabakasına düşmeyen herbir dolunun da, büyük zararlara sebep olması önlenmiş olur.
Diğer önemli bir husus da, üretim maddesinin, bulutun merkezine ekilmesidir. Şayet bulut-üretme maddesi, tam bulutun merkezine serpilmiyorsa, bulut ekimi çok sayıda küçük dolular yerine, büyük dolu taşları üretebilir.
İkinci tip gümüşiyodid ekimine birkaç memlekette muvaffak olundu ve değişik neticeler elde edildi. Rusya'da, meterolojistler İtalya'da gümüşiyodid ekimi için yerden ateşlenen roketler vasıtasıyla geliştirilen tekniği islah ederek bu mevzuu ele aldılar. Meterolojistler, (70 mm) çapındaki büyük silahlan ve bulutlarda yüksek oranda gümüşiyodid ihtiva eden tabakaları ateşlemede de uçaksavar toplarını kullandılar. Sovyet araştırıcıları, dolu fırtınalarını kontrol etmede bir hayli muvaffakiyetler elde ettiklerini söylerler. Fakat meterolojistlerinin çoğu, elde edilen neticelere ait sıhhatli bilgiler bulunmadığı için, onları şüpheyle karşılarlar. Çünkü Ruslar ilmî neticeleri tam ve doğru yayınlamamaktadırlar.

Bugün havayı kontrol eden herkesin hem fikir olduğu bir husus varsa, o da yıldırımları yok etmedir. Bu hususta yüzdeyüz bir netice elde edilememekle beraber, birkaç projenin tatbik edildiğini söyleyebiliriz. Bunlardan bir projenin özü şöyledir: Chaff olarak bilinen ince metalize edilmiş naylon liflerin büyük bir miktarını, bir uçak, korku ve dehşet veren gök gürle-melerini meydana getiren bulutlara yayar. Bu Chaff'ın şimşek teşekkülüne sebeb olan elektriklenmiş yükleri nötralize ettiği zannedilmektedir. Bir diğer metod da, yere yakın yerleştirilmiş uzun tellerle bulutta elektrik yüklü kısmı tayin etmektir.
Yıldırımları kontrol etme de, en yaygın tecrübe silsilelerinden biri,. (US) Orman Servisi tarafından orman yangını tehlikelerini azaltmak işinde de başarıyla kullanıldı. Bazı uzmanlara göre; eğer bütün yıldırımlar önlenebilirse, Amerikada orman yangınları % 70 oranında daha az olabileceği tahmin edilmektedir. Bununla beraber ekolojist'lerden gelen mütaalaların, böyle geniş çapta yıldırımı kontrol etmenin, büyük bir hata olacağını göstermektedir. Çünkü, küçük ölçüde orman yangınları, çok ehemmiyeti haiz fıtrî bir mekanizma olup, bitki ve hayvanların farklı nevileri arasındaki, hassas ekolojik dengenin ahenkli bir biçimde devam etmesine yardımcı olmaktadır. Bununla beraber yıldırımın nisbf kontrolü bir gün ormanlık arazilerde yangının yeri ve zamanın önceden bildirmeye yardımcı olacağı da söylenebilir.
KASIRGALARI ÜRETME
Kasırgalar ve diğer tropik fırtınalar büyük ölçüde zararlara yol açıp çok insanı perişan ettiği herkesce bilinen bir şeydir. Bu kasırgalar kontrol etmek hemen hemen imkânsızdır. Çünkü bir kasırganın tahribatı esnasında, çok geniş miktarda enerji açığa çıkar. Ortalama bir kasırga, Amerika Birleşik Devletlerin bir günlük ürettiği enerji miktarının (8 000) katına eş bir enerji husule getirir. Diğer bir deyişle, her dakika patlayan büyük bir hidrojen bombası tarafından açığa çıkarılan enerjiye eşit enerji ortaya çıkarır. Bu yüzden, insan için böyle korku verici güçlü olayları, beşerî güç ile sakinleştirmeye kalkmanın manasız olduğunu bilmek çok zor olmasa gerek.. Bunun yerine araştırıcılar, kasırga dinamiğinin küçük bir kısmı üzerinde değişiklik yapma yollarını tesbite çalışıyorlar. Esasen, bir çözüm tarzı olarak, kompüter vasıtasıyla, kasırga hareketlerini ve matematikî modellerini elde etmek ve bunlara dayanarak gümüşiyodidle veya kuru buzla kasırga üretmedir. Ne var ki, neticeler umulduğu kadar tatminkâr değildir. Şayet meterolojistler birgün, kasırgaları ıslah etmeyi başarsalar bile, onların çözdükleri meseleler kadar çözülmesi gereken meseleleri ortaya çıkaracakları da kuvvetle muhtemeldir. Zira tropikal fırtınalar dünyanın hava sisteminde hayatî bir halka teşkil etmektedir...
KUZEY KUTBUNU ISITMA
Bilim adamları, başarı ihtimali kasırgalardan biraz daha fazla gözüken iklim değiştirme için, çeşitli projeler yapmağa giriştiler. İlk proje Sovyet ilim adamları tarafından ortaya atıldı.
Rusyanın kuzey kısmından, Kuzey Kutup Denizine iki büyük nehir akmaktadır (Obi ve Yenisey). Onların tatlı suları, Kuzey Kutup Denizinin daha çok tuzlu olan suyu üzerinden akar ve daha hafif olan bu tabaka her kış donup, kuzey buzullarının ekserisini oluşturur. Rusya, şimdi bu nehirlerin akış yönünü değiştirmeyi ve kıraç bölgeleri sulamak ve buraları verimli topraklar haline getirmek için güney kısımlara su kanalı açma plânı hazırlamaktadır. Birçok ilim adamı, mânâlı bir şekilde, Kuzey yarımküre, hatta bütün dünya iklimi üzerinde yapılacak bu değişikliğin daha bugünden mümkün birçok zararlı tesirlerini haber vermektedirler. Kaldı ki, bu plân hem ciddi bir mâlî külfet getirmekte, hem de tatbiki oldukca çetin gözükmektedir.
Bundan daha çetini de, Rusya ile Alaska arasındaki (125 km) genişliği olan "Berring" Boğazı'na, enine bir baraj inşa edilmesi, sonrada, "Pasifikten Arktik" e daha sıcak suyu, "Arktik" buzunu eritmesi için akıtmak ve Kuzey Yarımkürenin iklimini ıslah için, soğuk suyu Arktikden Pasifiğe pompalamaktır. Bu buzun erimesi sayesinde, Pasifiğin aşağı kısmı serinler ve havaya muazzam miktarda nem ilave eder. Bu hususların getireceği şeylerde oldukça tehlikelidir. Hatta belki de yeryüzünün büyük bir kısmı erimiş buz ile örtülebilir...
Uzun va'dede tasarlanan iklim değişiklerini düşünürken karşımıza çıkan bir mesele de, dünyanın gittikçe ısınmakta mı yoksa soğumakta mı olduğu hususudur. Bununla beraber, herhangi bir zamanda yeni buz çağı olma ihtimali ve buzulların yeniden teşekkülü bahis mevzu olursa, onları eritme metodu şimdiden teklif edilmektedir. Buz, beyaz olduğu için güneş ısısının çoğunu yansıtır. Bundan dolayı erimeye karşı son derece dayanıklıdır. Hatta sıcaklık donma noktasının üstünde olduğu uzun periyotlarda bile buz erimez. Şayet buzullara, koyu renk ile kaplı bir madde verilirse onlar çok hızlı erirler. Böylece buzulların büyümesi önlenmiş olur.
Kömür tozu ve kurum, bu hususda tatbik edilebilecek en uygun maddeler olup, havadan buzlar üzerine atılabilir. Şimdiden bilim adamları, Kuzey Kanada ve Rusya'da, karla kaplı geniş arazileri, İlkbahar başlarında karın erimesini temin etmek için kömür tozları ile kaplamışlar bile..
Bununla beraber, bu metodla buzulları kontrol etme teşebbüsü, ilerideki zararlı tesirleri, masraflı oluşu ve tehlikeleriyle bir hayli düşündürücü bir mevzudur. Koyu renkli kaplama örtüsü, eriyen su İle götürüldüğü için, devamlı olarak yenilenmesi gerekir. Yine de bir gün dünyanın İklimini değiştirme düşünülürse bu önceden kesinlikle ölçülüp, kontrol edildikten sonra ele alınmalıdır.
Herşeyin fevkalade bir düzen içinde ve hikmetlerle yaratıldığı bu dünyada, gelişi güzel eşya ve hadiselere müdahelenin yersizliği, münakaşa götürmeyecek kadar açıktır. Ne varki, Kâinatı keşfetme hususunda henüz emekleme devresini yaşayan ilimler, daha bir çok defa ilim adamlarını yanıltabilecekleri gibi, çok faidelerinin yanında, insanlığa zararlı olmaları da ihtimal dahilindedir. Öyle de olsa, netice itibariyle herşey ilme bağlıdır. Ve ilimsiz bir dünyanın zindandan farkı yoktur.
INSIGHT'dan
Selim Yavuzoğlu