Sızıntı Arşivi

Ağustos 2003 · s. 333 · 7 dakikalık okuma

Hastalıktır Çocuklarınızı Utandırmayın

Erol Şahin · Tıp


Aile cennet köşelerinden bir köşe olmaya aday bir müessesedir. Bunun için anne, baba ile çocuklar arasındaki sağlıklı diyalog ve saygıya dayalı anlayış oldukça önemlidir. Çocukları Allah'ın bir emaneti olarak kabul edip, müşfik, koruyucu ve güven verici davranışlarla yetiştirmek onların biyolojik ve psikolojik yönden geleceğe sağlıklı fertler olarak hazırlanmalarında önemli rol oynar.

Bazen aile ortamı ne kadar sıcak ve yapıcı olsa da, çözülemeyen problemlerle karşılaşılabilir. Bunlardan bir kısmını çevre fark eder, bir kısmını da ancak aile fertleri bilir. Bu problem bazen bir kusur veya ayıp olarak gizlenir. Konuyla ilgili çözümün olup olmadığı da bilinmez. İşte bu durumlarda başkalarının yardımlarına ihtiyaç duyulur. Bazı çocuklarda görülen gece altını ıslatma bunlardan birisidir. Birçok ailede yaşanan ve çözümünün olduğu bile az bilinen çocuklarda altını ıslatma meselesi, onları utandırıp aşağılık kompleksine itmeden halledilebilecek bir husustur.

Gece yatağını ıslatan -5-15 yaş arası, hatta 20 yaşa kadar- çocukları olan aileler, büyük bir sıkıntı içindedir. Bu aileler her sabah bir üzüntüye uyanır. Yatak, yorgan, çarşaf ve çocuğun çamaşırlarının ıslanıp kirlenmesi, evin kötü kokması, çocuğun temizlenmesi ve okula yetiştirilmesi bir problemdir.

Temizlik masrafları ve eşyaların yıpranmasının getirdiği ekonomik yükün yanında aile, bu problemin sebebi ve ne kadar zaman süreceği konusunda endişe içindedir. Bu durumda en çok üzülen çocuktur. Gece işemesi, yatılı misafirliğe gidememe, yatılı okula gönderememe, evlerine yatılı misafir alamama, alırsa da ailece utanıp sıkılmanın yanında, çocukta da aşağılık kompleksi, içine kapanma ve derslerde başarısızlık gibi problemlere yol açar.

Altını ıslatmayı çoğu aile bir hastalık kabul etmez. Bunun çocuğun tembelliğinden ve yetersizliğinden olduğunu ima ederek çocuğu suçlar. Çocuğu küçültücü kelimelerle dışlamaya, lakap takmaya ve alaya almaya kadar varabilir. Böyle bir durumda çocuk, içine kapanmaya, kendine güvensizliğe ve çaresizliğe sürüklenir. Hayat ve insanlar karşısında sürekli kaçak ve ürkek tavırlar içine girer. Çocuk büyüdükçe bu hal, çocuğun genel bir karekter özelliği haline gelir ve şahsiyet kırılması yaşayan bir fert olarak topluma katılır.

Anne-baba tarafından sürekli suçlanan çocuk, onlara tam bir güven duygusuyla bağlanamaz; çok alınganlık gösterir. Suçlamalara alıştığı için kendini yetkin bir fert olarak göremez. Bu sebeple ebeveynlerin bu tür çocuklara şefkatle yaklaşmaları ve yapıcı telkinlerde bulunmaları çok önemlidir. Problemi aşmada aile çocuğun yardımcısı ve destekçisi olmalıdır.

"Dayısı-amcası gece işiyormuş, sonra geçmiş, bizim çocuğumuzda da geçer.", "Normaldir, çoğu çocukta olur, büyüyünce geçer.", "Tedavi olmasa da geçer, zaten bunun tedavisi yokmuş, olsa da tedaviden sonra gene işeme oluyormuş." veya en kötüsü, " Tedavi ettirmeyin, yoksa ileride kısırlık (!) olur." gibi yanlış bilgilerden ve utanma gibi kısmen haklı bir sebepten dolayı çoğu aile, "Kol kırılır, yen içinde kalır." deyip, bu problemi saklamakta ve çözüm yollarını aramamaktadır.

Yaygın görülen gece altını ıslatmanın sebebleri nelerdir? Gerçek sıklığı nedir? Tedavisi var mıdır? Kendiliğinden geçer mi? Geçerse kaç yaşında ve nasıl geçer? Yoksa ömür boyu sürer mi? Gerçekten de tedavinin ileride zararları var mı? Tedavi ne oranda başarılıdır? Bu soruların cevaplarını işleyeceğiz.

Beş yaşına kadar çocuğun ara sıra altını ıslatması normal kabul edilir. Ama beş yaşını doldurup hala yatağını ıslatma durumuna tıp dilinde enurezis denir. Okul çağı çocuklar arasında yapılan bir araştırmada, gece altını ıslatma oranı % 20-30 arasında bulunmuştur. Bu duruma erkek çocuklarda daha sık rastlanmaktadır. Sosyo-ekonomik durumu düşük ailelerin çocuklarında beslenme bozukluklarına bağlı olarak bu daha çok görülmektedir.

Sebepleri
Altını ıslatmanın %< 70 oranında birinci derece akrabalarda da görülmesi, tek yumurta ikizlerinde oranın yüksek olması gibi verilere dayanılarak, kalıtımın tesiri kabul edilmektedir. Muhtemelen bu tesir idrar oluşumunu azaltan anti-diüretik hormonun gece az salgılanmasıyla olur.

Şeker veya yalancı şeker hastalığında, çok su içmeye bağlı gece işemeleri olur. Ayrıca idrar yolları enfeksiyonları, kum geçirme, bağırsak parazitleri, kansızlık, kalsiyum, magnezyum, çinko eksikliği, A, B, D, E vitaminleri eksiklikleri, geniz eti ve iri bademcikler gece işemesi sebepleridir.

Kansızlık, geniz eti gibi durumlar uykuda kandaki oksijenin azalması (hipoksi) ve karbondioksitin fazlalaşmasına (hiperkapni) sebep olur. Bu durumda uyku çok ağırlaşır ve merkezi sinir sisteminin bütün sistemler üstündeki kontrolü çok zayıflar. Sinir ve kas sisteminin hakimiyetinin azalmasıyla da gece işeme meydana gelir.

Altını ıslatma sebeplerinden en az yarısının psikolojik olduğu kabul edilir. Sonradan başlayan gece işemesi, çocuğun çok ilgi gördüğü ve kendisinin merkez olduğu bir dönem olan bebeklik dönemine şuurdışı geri dönmesi ve orada kalmak istemesidir. Gece işemesi yoluyla çocuk, anne-baba ilgisinin uzamasını isteyebilir.

Anne-baba arasında geçimsizlik ve aile içi huzursuzluk olması, yeni kardeş gelmesi gibi durumlarda, gece işemesi bir intikam alma ve tepki gösterme yolu da olabilir. Çocuğun çeşitli kaygıları çocukta depresyon yapabilir. Bu da uykunun ağırlaşma sebeplerinden biridir.

Altını ıslatma, tik, kekemelik, tırnak yeme, aşırı kıskanma, derslerde başarısızlık gibi problemlerden biri veya birkaçı ile beraber ise psikolojik kaynaklıdır. Hem gece hem gündüz idrar kaçırmaya, idrar yolları iltihabında ve kum dökmede sık rastlanır. Bunlar yoksa, ciddi psikiyatrik bozukluktan kaynaklandığı düşünülür. Gaita kaçırma da aynı şekilde yorumlanır. Çocuğun uykusunun çok ağır olması da, gece altını ıslatmasına sebep olur.

Teşhis ve tedavi
"Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır ve her problemin mutlaka bir sebebi vardır." prensibinden hareketle önce sebep araştırılıp bulunmalıdır. Bunun için, idrar ve kan tahlili gibi kolay, ucuz, basit araştırmalarla işe başlanır. Eğer sebebi bunlar açıklayamazsa, yukarıda sayılan diğer sebepler araştırılır. Ultrason ile böbrek ve mesaneye bakılır. Solunumu engelleyen geniz eti, bademcik, kronik bronşit gibi rahatsızlıklar araştırılır. Hiçbir mikrobik, organik sebep bulunmazsa, aile ve çocukta psikolojik problem aranır. Sebep bulunduğu zaman tedavi kolaylaşır.

Anne, baba ve çocuğa, enurezise yol açan sebepler konusunda bilgi verilir. 5-6 yaşlarındaki çocuklarda enurezisin tuvalet eğitiminin yanlış verilmesinden kaynaklanmış olabileceği anlatılmalıdır.

Psikolojik kaynaklı gece işemelerinin tedavisinde, bu rahatsızlıktan dolayı çocuğun doktora götürülmesi, sebeplerin araştırılması için kan-idrar tetkiklerinin yapılması, ailenin ve çocuğun bu problemin giderilmesi için çaba harcaması (ödeme yapması, sıra beklemesi) da tedavinin bir parçasıdır.

Çocuk kendine değer verildiğini onun için çaba hatta para harcandığını görmektedir. Aile ve doktor üzerine düşeni yapmıştır, şimdi sıra kendisindedir. Tetkiklerin sonunda bir sebep bulunursa ona yönelik ilaçlar yazılması veya sonuçlar normal bulunursa, "Bir problem yok." denmesi bile tedaviyi başlatır.

Ultrasonda mesanenin küçüklüğü tespit edilirse, mesanenin tonus ve kapasitesini artırmak için, çocuğa idrar yapma hissi olduğu halde bir süre daha idrarını tutması öğretilir ve bu süre giderek artırılır. Çocuktan yazılı bir takvim tutması, her sabah kuru veya ıslak kalktığını işaretlemesi istenir, çocuğa mükafatlar verilir. Akşamları sıvı alımının azaltılması da tedaviyi kolaylaştırır.

İlaç ve tedavisi
Bulunan sebebe yönelik ilaçlar verilir. Mesela idrar yollarında iltihap tespit edilmişse, ona özel antibiyotik kullanılır. Psikolojik sebeplere bağlanırsa çocukluk çağında güvenle kullanılan özel antidepressan ilaçtır. Kullanılan ilacın uykunun ağırlığını azaltmada yararı vardır. Uykusu hafifleyen çocuk gece idrarını tutabilir veya uyanarak ihtiyacını görür.

Ultrason ile mesane kapasitesi düşük bulunan çocuklarda mesane genişletici ilaçların yararı çoktur. İdrar yollarında organik bozukluk bulunursa ameliyat ile düzeltilmelidir.

Geniz eti, iri bademcik sebebiyle nefes almada zorluk varsa, bunlar da ameliyatla alınmalıdır. Kansızlık bulunursa, kan yapıcı vitamin, demir, çinko ilaçları ve diyet verilir. Kalsiyum eksikliği düşünülürse kalsiyumlu diyet ve ilaçlar tavsiye edilir.

Bir çocukta birkaç sebep birden bulunabilir. Bu durumda kombine tedavi uygulanır. Laser akupunktur tedavisinin de yararı vardır. Anti-diüretik hormon tablet ve spreylerinin gece kullanılması ile de gece işemesi durdurulabilir. İsabetli teşhis ve tedaviyle başarı oranı % 95-98'dir.

İlaç kullanılmasa da ergenlik çağından sonra gece işemesinin geçme ihtimali çok yüksektir. 8 yaşında olan ve gece işeyen bir çocuk 12, 15 veya 18 yaşında işemeden kesilebilirse de tedavisi mümkün olduğu için beklenilmesi tavsiye edilmez. Gece işeyenlerin sadece % 2-5'i yirmili yaşlardan sonra da devam eder. Bu kişilerde organik bozuklukların olma ihtimali çok yüksektir.

Tedavide kullanılan ilaçlar 30-35 yıldır kullanılan ve güvenirliği isbat edilmiş ilaçlardır. Bunların zararlı olacak yan tesirleri yoktur.

Altını ıslatmalar hakkında bir çalışma
Bursa Özel Bahar Hastahanesi'nde yapılan bir araştırmada altını ıslatma şikayetleri ile gelen 164 hastanın kayıtları incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet, hastalığın sebebi, tedavi süresi ve tedaviye cevap durumları şöyle tespit edildi: 164 hastanın 52'si (% 32) kız, 112'si (% 68) erkek çocuktu. Yaş dağılımına göre 36 erkek hasta 6-8 yaş, 48 erkek hasta 9-12 yaş, 28 erkek hasta 13 ve üzeri yaştadır. 20 kız hasta 6-8 yaş, 16 kız hasta 9-12 yaş, 16 kız hasta ise, 13 yaş ve üzeridir.

Sebep araştırmasında; 112 erkek hastanın, 18'inde (% 16) idrar yolları enfeksiyonu ve kum, 18'inde (% 16) ultrason ile teşhis edilebilen sistit (idrar kesesi iltihabı) 12'sinde (% 11) geniz eti, kronik bronşit, kronik bademcik gibi nefes almayı engelleyen durum tespit edilmiştir. 64'ünde (% 57) organik bir sebep bulunamamış ve gece işemelerinin psikolojik sebeplerden kaynaklandığı kabul edilmiştir. 52 kız hastanın 24'ünde (% 46) idrar yolları iltihabı bulunmuş, diğer 28 (% 54) kız hasta da psikolojik kabul edilmiştir.

Hastalara, sebebe yönelik tedavi uygulanmış ve tedavilerin yarısının 1 ayda, kalan yarısının da 2 ayda kesin cevap verdiği görülmüştür. Altını ıslatmanın tamamen kaybolduğu, yani tedavide başarı oranı % 98 olduğu tespit edildi. Bütün bu tespitlerden sonra biraz gayret ve itina ile çocuklarımızın bu problemini fazla büyütmeden ve onları suçlamadan çözmenin mümkün olduğunu görüyoruz. Anne ve baba olmanın hiç de kolay olmadığı günümüzde, yavrularımızla ilgili problemleri halletmenin yolunun, bu ve benzer problemlerde paniğe ve ümitsizliğe kapılmadan, Rabb'imizin her derdin çaresini de yarattığını düşünüp, sabırla arayıp üzerine gitmekten geçtiğini unutmamalıyız.