Sızıntı Arşivi

Şubat 1983 · s. 13 · 1 dakikalık okuma

Hasret

Ferda Karadeniz · İnceleme

Gözyaşları, hasret dolu sinelere dökülen ızdırap damlalarıdır.

Hasret, hicranla yanan bir ruhun içten içe sızlanışıdır. Ona, ne kısır ifadeleriyle dil, ne de en parlak beyanlar tercüman olabilir. Ancak duygulu bir gönül bütün yakıcılığıyla onu hisseder.

His dolu bir gönlün sahilini, hasret dalgaları insafsızca döver durur ve her çırpınışlarında ruhtan bir parça koparıp yeni saldırılara hazırlanırlar. İradesi kuvvetli olanlar, çelikten ruhlarıyla buna mukavemet etseler dahi zayıf yaratılışta olanlar, yavaş yavaş eriyip giderler.

Ümitsizce bekleyişin hüsranı ruhlarda fırtınalar koparır. Vuslatın şafağını gözleyen bir gönülde ise hasret , ılık bir meltem halinde eser ve ulvî duyguları yeşertir.

Bir de gerçekten, gönül verilecek "Dilârâ" bulamamış, akılları ve ruhlarıyla geçici mahbublara bağlanmışlar vardır ki, durumları yürekler acısıdır. Onlar bilselerdi ki, hiçbir fâni, kalbin alâkasına değmiyor. Her tulû' (1) arkasında bir sürü hasret dolu gönüller bırakarak guruba meylediyor. O zaman ruh, "leylâ" diye peşinden koşulan serapların yerine "Mevlâ" deyip gönlünü hakikat esintileriyle dolduracaktı.

Gözyaşları, hasretin en hazin tercümanıdır. Ufkun ötesindeki mahbub için, ufukta boğulan hasret dolu gözler, derin bir inkisâr içinde hicrana gömülürler. Zira "gayr-ı meşru bir yol ile bir maksadı takib eden çoğu kere maksadının aksi ile tokat yer. Allah, kalbin batınını iman, marifet ve muhabbeti için yaratmıştır. Zahirini ise, sair şeyler için hazırlamıştır. Cinayetkâr (2) hırs kalbi deler, putları içine sokar. Bu ise, Allah'ın gayretine dokunur ve O'nu maksadının aksi ile cezalandırır."

Kalb, plâtonik aşkların açtığı derin yaraları tedavi için, mecazî mahbublardan alâkasını kesiyor; vicdan dahi bakî bir mahbubu arıyarak, aşk-ı mecazî aşk-ı hakikiye inkılâb ediyor:

"Güzel değil batmakla gaîb olan bir mahbub. Çünki: Zevale mahkûm hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve ayîne-i Samed (3) olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli..!"

Ferdâ Karadeniz

(1) Tulû'.-Doğuş.

(2) Cinayetkâr : Cinayet işleyen.

(3) Ayine-i Samed : Hiç birşeye ihtiyacı olmayan, herşeyimizle O'na muhtaç olduğumuz Zât'ın aynası.