Sızıntı Arşivi

Mart 1995 · s. 66 · 5 dakikalık okuma

Harika Moleküller Ve Yaratılış

Halit Öz · Biyoloji

Günümüzde ortaya konulan ilmî teoriler bir çok çalışmanın sonucu ve uzun zamanda oluş­muş birikimlerin neticeleri­dir. Hiçbirisi aniden ortaya konulmuş değildir. Bunların bir kısmı kesinleşmiş olsa bile, büyük bir kısmı da so­nuçları itibarı ile yakîn haline gelmiştir. Yakînin değişik mertebeleri vardır. Bunlar, ilme’l- yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîndir. Meselâ ate­şi dumanından anlamak ilme’1-yakîn, ateşi görerek an­lamak ayne’l-yakîn ve ateşin içinde bulunmak ise hakka’l-yakîn derecesinde anlamak demektir. Tecrübeye dayalı bilimler; tabiat bilimleri, kimya ve fizik bilimleri ilme’1-yakîn veya ayne’l-yakîndirler. Yani olaylar ger­çekleştikten sonra ancak an­layabiliriz ve hakkında hüküm verebiliriz. Bugün ya­pılan bilimsel gözlemlere da­yalı olarak ve deneylerin so­nuçlarının yanlış değerlendir­melerinden hareketle varılan özel görüş ve varsayımların hepsi de yakînî değildir. Aynı şekilde mevcudatın yaratılışı ve bugüne gelişi, henüz ilme’l-yakîn seviyesinde bile çözülebilmiş değildir. Kaldı ki olayın içinde bulunuyormuşçasına kavramak demek olan hakka’l-yakîne ulaşıla­bilsin.

Eski filozoflar yara­tılmış varlıkları inceleyip on­ların yaratılışları hakkında fi­kirler ortaya atmışlardır. Bunlardan Eflatun mevcut­ların haricinde ideali ararken, Aristo ise her şeyin en mü­kemmelinin tabiatta olduğuna inanmıştır. İnsanların bu zamana kadar yaşadıkları ve elde ettikleri tecrübeler so­nucu, birtakım yaratma ve yaratılış teorileri de ortaya atılmış ve atılmaktadır. Yara­tılmış maddeleri tanımak her bilim dalını ilgilendirse bile, bundaki büyük pay kimya bi­limine aittir diyebiliriz.

YENİ MOLEKÜLLERİN SENTEZİ

Kimya bilimi bir tanıma göre moleküller ve onların dönüşümleri ile ilgili bir bi­lim dalı olarak kabul edi­lebilir. Yeryüzündeki sonsuz sayıda çeşit molekülün mil­yonlarca yıldır oluşumları, in­sanlar tarafından bilinen tabiî moleküllere ilaveten pek çok sunî moleküllerinin insanlar tarafından yapılmaları (yak­laşık 15 milyon) kimya bi­liminin gelişmesi nisbetinde olabilmiştir.

Kimya dilinde kimyasal sentez, mevcut bir maddeye bir takım etkiler sonucu yeni bir kimlik kazandırma iş­lemidir. Tabiattaki aynı şartlardaki bu dönüşüm belli bir gayeye hizmet ve bir düzeni korumak için cereyan et­tirilmektedir.

Düzen ve gayeden kas­tımız nedir? Yeryüzündeki herbir olayın iki eğilimi var­dır. İki maddenin reaksiyona girmesi sonucunda ya enerji açığa çıkacak ve daha kararlı bir duruma geçilecek yahut da enerji yutulacak ve dü­zensizlik yani entropi arta­caktır. Odunun yanması, de­mirin paslanması, bitkilerin çürümesi esnasında enerji açığa çıkarken yani daha ka­rarlı bir duruma geçilirken; bitkilerin fotosentez olayın­da istisnaî olarak enerji yutul­makta ve hergün iştahla ye­diğimiz meyvelerimiz kıva­mına gelmekte ve bizim ihti­yacımızı karşılamaktadır. Kararlı yapıdaki buz kristalinin dışarıdan alacağı ısı enerjisini yutması ile her ne kadar su molekülünün entropisi artı­yorsa da (bu su molekülünün düzensizliğin artması demek­tir) bizim hayat kaynağımız olan su temin edilmiş ol­maktadır. Bu iki tabiî ilim mütemadiyen devam etmekte ve insan elinin karışmadığı müddetçe düzen bozulmamaktadır. Kimya bilimine ait birkaç misalle insanın bu ku­rulu düzen içinde ne gibi bir fonksiyonu var görmeye ça­lışalım:

Hasta olduğumuzda ço­ğu zaman bir antibiyotik al­mamız gerektiği doktorumuz tarafından bize söylenir. Aca­ba bu antibiyotiklerin bile­şimleri nasıldır dersiniz? Bunlardan bir tanesi olan Thienamycin diğer bir anti­biyotik olan ve tabiî mad­delerden türetilebilen Imipenem’in değişik bir formudur. Theinamycin’in laboratu­ar şartlarında üretilebilmesi için 21 ayrı kademede ayırma, ısıtma, fılitrasyon, kristalizasyon gibi fizikî işlemlere tâbi tutulması gerekir. Şekil-1’de bunların 8 kademesi gös­terilmektedir. Her bir işlem kendi içinde ayrıca çok de­ğişik birtakım işlemleri de içermektedir. Yani Theina­mycin’in sunî olarak sentezi, tuğladan hareketle Ayasofya yapımı gibi bir işlemdir.

Bir diğer kimyevî sentez olayı da demir halka (ferric whell) adlı bileşikle ilgilidir. Bu bileşik biyolojik sistem­lerdeki inorganik reaksiyon­larla ilgili molekül çalış­maları yaparken basit bir yöntemle ve beklenmedik bir zamanda Lippard ve Taft ta­rafından sentez edilmiştir. Şekil 2’de X-ışını yardımı ile demir halka kristalindeki atomların dizilişi görülmek­tedir. Kimyasal gösterimi [Fe (OCH3)2(O2CCH2Cl)]10 şekündeki bu molekülün şu anda kullanım alanı olmasa da ile­ride demir ihtiva eden pro­teinlere ışık tutacağı tahmin edilmektedir. Şekilde de gö­rülen ve ona ideal molekül olma özelliğini kazandıran, bu harikulade simetri nereden kaynaklanmaktadır sizce? Ruh­ları dinlendiren ve derin te­fekkür vadilerine taşıyan bir melodiyi andıran bu simetri­yi, o akılsız ve şuursuz mo­lekülün kendi içyapısından aldığı söylense de bu bize pek inandırıcı gelmiyor.

TABİATTA TESADÜF VAR MI?

Katı-hal kimyasında bu ve benzeri oluşumlarla sık­lıkla karşılaşılmakta. Yüksek sıcaklık süper iletkenleri bu­na güzel bir misaldir. Bu tür reaksiyonlarda kontrol müm­kün görülmemektedir. Herşey sanki bir sihir gibi olup bitmektedir. Antibiyotik mi­salinde buna bakarsaki İmipenem, Merck firmasının Primaxin adlı antibiyotiğinin bir bileşenidir ve Thienamycin’den imâl edilmektedir. Thienamycin ise tabiî olarak bu­lunabileceği gibi ekonomik olacağından sentetik olarak da imâl edilebilmekte. Bu de­mektir ki tabiî moleküller in­sana ilham kaynağı olmakta. İnsan ne Thienamycin’de bu­lunan ne de demir halkada bulunan elementleri yoktan var etmemektedir. Sadece on­ların belli şartlarda belli mik­tarlarda birleşmelerini sağ­lamaktadır. Bunu da ancak uzun ve yorucu çalışma ve mevcut yaratılış kanunlarına uyarak yapabilmektedir. Fakat Thienamycin sentezi es­nasında tabiattaki ideal sen­tez mekanizması gibi yapıla­mamaktadır. Tabiatta bu mo­lekül, birçok karmaşık kim­yevî olaylar sonucu, akılsız ve şuursuz küften tabiî olarak oluşmaktadır. Anlaşılan ta­biatta tesadüfe zerre kadar yer yok. Daha önce de bah­settiğimiz gibi Thienamycin laboratuarda 21 kademede elde edilmektedir. Yani hedef tabiî fakat kullanılan metod ise sunî.

Bu iki misalde şunu gördük ki, sunî yollarla tabiî (Thienamycin) bir molekülü yapmak mümkün olabileceği gibi, bunun tersi olan tabiî yollarla sunî molekül (demir halkası) yapmak da müm­kündür. İnsan bütün bunları yapabilecek kabiliyette yara­tılmıştır. Bazı bilim adamları bunu insanın tabiattan üstün maddeleri yapabileceği şek­linde anlasa bile, bazıları da bunun provakatif bir küs­tahlık olduğunu söyleyebil­miştir. Süper uçakları yapa­rız, fakat bir çimeni, bir bö­ceği, bir serçenin tüyünü ya­pamayız. Acaba yapmak mümkün değil midir? Evet insan icad, hayır ve fiil cihetiyle karınca, arı ve böcek gibi pek çok mahluktan çok daha zayıftır.

Fenleri kendi sınırları içinde takip etmeli ve geliş­tirmeliyiz. Bugün olmayan yarın olabilir. Bugün inanma­dıklarımıza yarın inanmak mecburiyetinde kalabiliriz. Hiç yanılmamak, hiç şaşır­mamak, ümitsizliğe düşme­mek istiyorsak; hiçbir hadisenin yıkamayacağı, hiçbir şüpheciliğin şaşırtamayacağı, en hak ve en temelli esaslara inanmalıyız ki, kesin iman dairemiz daralmasın. İlim ve fenni boğmayalım, imkân sa­hasını kısıtlamayalım, mümkine imkânsız demeyelim. İmkânsız zannettiklerimizin mümkün olabileceğini her zaman aklımızdan çıkarmayalım.

KAYNAKLAR

-Hoffman, R.: Hou. Should Chemists Think., Scientific American, Fabruary 1993, P. 66-73.

-Nursî. S.; Mesnevi-yi Nuriye.

-Yazır, M. H; Hak Dini Kur’an Dili, c. l,s. 187