Sızıntı Arşivi

Haziran 1988 · s. 185 · 1 dakikalık okuma

Hakikat Kahramanı

Muvaffak Ayvaz · Dr. Müh. · Edebiyat

Onun evi yoktur, malı yoktur, bir kenara konmuş parası da yoktur.

Ama gınası sebebiyle Rabbinin lütfüyle bütün evler onun,

bütün kalpler onundur.

Allah için, O’nun adının yükselmesi için dünyayı terk etmiştir.

Gayreti bizim istikametimize vesile olmaktır.

“Ümmeti” nidasının zamanımızdaki tam bir tecellisidir.

Eserlerinde namı yoktur.

Benliğini sildiği halde ne yazık ki bazı nadanlar onu

kendileri gibi zannedip benlik davası güttüğünü iddia ederler.

Ne büyük talihsizlik... Yemeği bir kaşık çorbadır.

Büyük Rehberlerin izindedir.

Karnına taş bağlayan Resule tam bir ayinedir.

Gecesi zikir, gündüzü fikirdir. Allah davası üzerinde

en ufak bir tehlike sinyali onu yatağa düşürmeye yeter.

Beli iki büklüm, yağan yağmurdan çakan şimşekten

haber almaya çalışır. Gazabı İlahi endişesi ile tir tir titrer.

Aslında paratonerdir. Ama bunu hep etrafına verir

ve nefsini 0 büyük havuzda eritir.

Etrafındakilere karşı alabildiğine cömert ve âlicenaptır.

Hayırda israfsızlığın numunesidir.

Gıybet etmez. Gıyaptaki en ufak serzenişinde hemen bunu bildirir.

Celalinde rahmet gizlidir.

Her kükreyişi nice hayırlara vesile olmuştur, Hizmette daima öndedir.

Elinde manivela, bir mala bir fırça daima

hizmet edenlerin başındadır. Daima ümidin müjdecisidir.

Sevenleri onun her satırında ötelerden mesajlar ararlar.

Coştukça coşarlar. Bütün hakikatnaşinaslıklara,

bütün kadirbilmezliklere rağmen sitem etmez,

tevekkülle Rabbine döner, adeta “ne yapayım anlamıyorlar.

bu büyük hakikati idrak etmiyorlar diyerek halini Allah’a arz eder.

Karanlıkları aydınlatan bir nurdur. Şüphe bulutlarını dağıtır.

Bütün ümmet için bir teselli, bir ümit ve bir sürurdur.

Kutuplar, salihler, hasbiler, hızır soluklular

ve Onun boyasıyla boyananlar zincirinin zirvesinde fethin timsalidir.

Bütün aydınlığı ile beraber ne yazık ki en yakınındakiler bile

onu hakkıyla tanımaktan çok uzaktır.

Onu rencide eden de zaten budur. Ama O’nun gibiler

dünyayı terk edememişlerin bakışlarıyla zaten ihata edilemezler.

Bu onun için değil bizim için bir nakisedir.

Doç. Dr. Muvaffak Ayvaz