Şubat 1986 · s. 14 · 3 dakikalık okuma
Güneşin Son Sırları

Tarık Çelik
İnsanlık tarihi boyunca Güneş, gökyüzünün en çok dikkati çeken yıldızlarından biri olmuş, üzerinde pek çok araştırma yapılmıştır.
Güneşin kendi
kütlesi Dünya kütlesinin 332270 katıdır. Çapı 1,4 milyon km’ dir. Dünya-Güneş
uzaklığı ise bilindiği gibi 149 milyon km’ dir. Güneşin dış gaz tabakaları çok
fazla bir sahaya yayıldığından bu gök cisminin nerede
sınırlandığını
bilmek zordur, belki de dünyamız bile güneşin en dış ve en ince gaz tabakaları
içinde yer almaktadır. Bugün artık güneş lekelerinin manyetik tesir neticesinde
oluştuğu ortaya konmuştur. Güneşin sathında halkalar şeklinde manyetik
sahaların teşekkül etmesi süper sıcaklıktaki elektrik yüklü gaz parçacıklarının
içten dışa akışının engellenmesiyle güneş lekeleri ortaya çıkar. Bu sebeple
lekeler 6000 derece sıcaklık yerine 3000 °C dir. Şimdiye kadar ölçülen en büyük
güneş lekesinin çapı 300.000 km.yi bulmuştur. Yani yerküresinin tam 47 katı bir
büyüklük, 1960’da keşfedilen bir başka husus da güneşin bir çan gibi genleşip
salınmasıdır. Vak’a, her beş dakikada bir tekrarlanmakta, güneşin sathı bu
esnada 300 m/sn bir hızla bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir. Bu
duruma Asrın Beyin Yapıcısı şu teşbihle dikkati çekmektedir: Güneş nurani bir
ağaçtır, gezegenler onun hareketli meyveleri.. Ağaçların aksine Güneş silkinir,
ta o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse düşüp dağılacaklar. Son tesbitlere
göre Güneş’in
periyodik
hareketleri (beş dakika salınımı) on milyon farklı akustik dalganın armonik
ahengiyle doğmaktadır. Güneş müziği de denilen bu dalgalar, insan kulağı
tarafından duyulmaz. Çünkü feza boşluğu ses nakline imkân tanımaz. Ayrıca bu
sesler insan kulağının alabileceği frekansta değildir. 1976’da Rus
astronomlarının bildirdiklerine göre güneş aynen bir kalp gibi 160 dk. lık bir
sürede genişlemekte ve tekrar büzülmektedir. Güneşin bu esnadaki genleşmesi tam
3
km.’ yi bulmaktadır. Toplam genişleme güneşin çapının 10
000’de 2’sidir. Ölçmelerde bir hata olup olmadığını anlamak için, bir Fransız
araştırma ekibi, eksi 30 °C’ de Güney kutbunda, 120 saat süren bir araştırma
yapmış, neticede güneşin gerçekten bir kalp gibi attığı kesinlik kazanmıştır.
Güneşteki helyum çekirdeklerinin hidrojen atomları tarafından meydana gelişi ve
kütle kaybı üzerinde de durulmuştur. Bilindiği gibi, güneşte hidrojen atomları
helyuma çevrilmektedir. Dört yapıtaşı olan bir helyum çekirdeği bir protonlu
dört hidrojen çekirdeğinden daha hafiftir. Bu kütle farkı ise enerjiye
dönüşmektedir. Bugünkü tesbitlere göre çekirdeklerin erimesinde ortaya çıkan
sert ışın parçacıklarının güneş sathına ulaşmaları, bir milyon sene
sürmektedir. Satha eriştiklerinde ise hidrojen atomlarının ışıldamasına sebep
olur, hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru olan güneş ışığını oluştururlar.
Ancak bir
milyon sene gibi uzun bir sürede meydana gelen bu ışık acaba insanoğluna neler
hatırlatmakta...
Burada Rahmeti Sonsuz’un işaretlerini görmemek Güneşten bizlere ulaşan ışıkları
bilmemek gibi abestir. Oysa körler bile güneş ışıklarının sıcaklığını
yüzlerinde hissederler. 1951’de Pasifikte tecrübe edilen hidrojen bombasından
sonra, güneşin bazı özellikleri hesaplanabilmiştir. Mesela Güneş 3,8 trilyon
megawat gücünde bir hidrojen sobasıdır. Fezanın her yerinde olduğu gibi Güneş
220 milyar barlık bir basınçla gravitasyon tarafından sıkıştırılmaktadır, bu da
sıcaklığın 16 milyon dereceye çıkmasına sebep olmaktadır.
Füzyon halinde meydana gelen enerji, dışa doğru basınç yapar. Aynı şekilde dıştan da içe doğru gravitasyon tesiriyle bir basınç olduğundan sistem dengelenmiş olur. Fezada güneş enerjisi 150 milyon km. kadar yayılabilir. Dünyamızın güneşe olan hassas ve ölçülü uzaklığı sayesinde hayatiyet devam etmektedir. Güneş her saniye bir milyon ton madde kaybına uğramaktadır.
Güneş, ışıkları gibi, insanlığın ufkunu aydınlatacak daha pek çok müjdeyi bağrında saklamaktadır.