Şubat 1984 · s. 23 · 4 dakikalık okuma
Görünmeyen Yoldaşlarınızla
Yusuf Hayri Akseki · Dr. · Tıp

Vücudumuzun çeşitli mikroorganizmalar için iyi bir barınak olduğunu biliyor muydunuz? Bu misafirler ekseriyetle faydalı iken zaman zaman zararlı da olabilmektedirler.
Bugün bilinmektedir ki, zararlı zannettiğimiz "mikroplar" hayatımızın devamı İçin mutlaka lâzımdır. Yaratıldığımızdan beri hayatımız mikroplarla içice devam etmektedir. Şayet bu küçük misafirler vücudumuza gelip konaklamasalardı, belki de yaşayamayacaktık.
Çocuk, anne karnında mikropsuz (steril) bir hayat sürer. Mikroplarla ilk arkadaşlığı doğumla başlar ve hayat boyunca da devam eder. İşin enteresan yönü de mikroplarla en çok temas, bebeğin en itina ile bakıldığı hayatının ilk günlerinde olur. Meselâ, insanın barsaklarında hayat boyunca mühim vazifeler görecek olan bakterilerin bebeğe yerleşmesi, annenin bebeği beslemesi ve bakımı esnasında olur. Bundan başka ağız ve boğazda yerleşmiş olan "streptococcus" ve burnumuzdaki "staphylococcus"la teması da bu safhadadır. Mikroorganizmaların bazıları hayatımız boyunca bizimle birlikte yaşarken, bazıları da belirli zamanlarda misafir olurlar. Bütün mikroorganizmaların hemen hemen hepsinin vücudda hususi yaşama yerleri ve besinleri vardır.
Bebek büyüdükçe değişik virüs, bakteri ve mantarlarla temasa geçer. Bunun neticesi olarak da muâfiyet sisteminin kapasitesi artar. Çocuk her mikrobik hastalığa yakalanışında o hastalığın âmili olan mikroorganizmaya karşı direnç kazanır ve o mikroorganizmayla bir daha karşılaştığında o hastalığı çok hafif geçirir veya hasta olmaz. Fakat o hastalık âmilini bir başkasına aktarırsa mikrobu alan fert o hastalığa yakalanır. Bu hâdiseye Portörlük (hastalık âmilini taşıma) denir. Hastanelerde zaman zaman görülen staphylococ enfeksiyonları hastane personelinin taşıyıcılığıyla olmaktadır.

Vücuttaki Floralar:
Flora, vücudun belli yerlerinde yaşayan mikroorganizma topluluğudur. Vücudumuza zarar vermeden yaşayan mikroorganizmaların kendilerine mahsus yaşama yerleri vardır. Mikroorganizmalardaki bu hususiyet o kadar enteresandır ki, bu organizmalar vücudun başka bir yerinde hastalıklara sebebiyet vermektedirler. Meselâ, kirli çocuk bezlerinde bulunan barsak bakterilerinin, annenin eline geçmesi ve annenin elleriyle çocuğun gözlerine dokunması neticesinde çocuklarda görülen conjunctivitis (*) hastalığı meydana çıkar.
Ağızda zararsız bîr şekilde hayat süren streptococci, bir diş çekimi esnasında kan dolaşımına geçerse, kalpte Öidürücü enfek siyonlara sebep olabilir. Eğer ferd daha evvel ateşli romatizma gibi kalb kapakçıklarını zedeleyen hastalıklara maruz kalmışsa, diş çekimi son derece tehlikeli olabilir.
Bebeklerdeki kusma ve ishâlin sebebi, ekseriyetle İyi steril edilmemiş süt ürünlerindeki barsak bakterilerinin patojen (hastalık yapan) çeşitleridir.
Barsaklarımızda bulunan bakterilerin hayatımızın devam etmesinde bir çok vazifeleri vardır. Bu bakteriler olmadan hayatımız devam edemez. Bunlar kanın pıhtılaşmasında çok önemli olan (K) vitamininin büyük bir kısmını sentez ederler. Ayrıca vücudun (B) vitamini ihtiyacının büyük bir kısmını da yine bunlar karşılarlar. Bununla da kalmayıp yağların sindirimi, barsaklarda suyun tutulması hizmetlerini de görürler.

Sıhhatli bir kişide gâitanın yarısından fazlasını bu bakteriler meydana getirir. Bunların azalması veya çoğalması, sıhhati bozucu durumlar meydana getirdiği için, onların dengeli bir şekilde üremelerinin uygun besinlerle temini gerekmektedir.
Barsak durgunluğunu veya kabızlığı oluşturan bir diet de aşırı çoğalmayı sağlar. Bu durumda besinler bakteriler tarafından kullanılacağı için besin kaybı olur. Ayrıca yağların sindirimi bozulur, vitaminlerin emilmesi azalır. Aşırı çoğalmış bakteriler ve bunların toksik (zehirli) maddelerinin barsak duvarıyla uzun süreli teması, kolon (kalın barsak) kanserine sebep olabilir.

Umumiyetle bakteriyel enfeksiyonlarda yaygın olarak kullanılan antibiyotikler bu bakterileri öldürerek besinlerin kötü emilmesine ve ishale sebep olurlar. Anânevi besinlerini yiyen Afrika'nın yerli insanlarında barsak florasının oldukça dengeli olduğu tesbit edilmiştir. Bu insanlarda kabızlık ve ishâl oldukça nâdir görülmekte; kolon kanseri İse hemen hemen hiç müşahede edilmemektedir.
İnsan vücudunda beslenen mikroorganizmalar için mühim bir yerleşme sahası da, vücudu örten 1,5 - 2 m2 lik deridir. Deride normal flora organizmaları dışında virüsler, protozoalar ve mantarlar gibi deriyi ara konak olarak kullanan mikroorganizmalar da vardır. Bunların çoğu toprak, su, hava yoluyla bulaşır.
Bütün bu mikroorganizmaların bombardımanına maruz kalış tehlikeli görünmesine rağmen, Kudret eliyle deride kurulmuş olan ekosistem vasıtasıyla zararlı mikropların uzun süre yaşamasına müsade edilmez.

Her mikrop nevi için kurulmuş hususî bir ekosistem vardır. Meselâ dizanteriye sebep olan "salmonella" bakterisi İnsan derisi üzerinde, başka temiz bir vasattan çok daha kısa sürede hayatiyetini kaybeder.
Bedenimizin bilhassa nemli kısımları (koltuk altı, kasık, ağız) mikropların üremesi için daha elverişlidir. Derideki ekosistemimiz belirli tolerans sınırlarında mikroplara hayat hakkı tanır.
Bu ekosistemimiz günlük beslenmeye bağlı olarak normal bir değişikliğe maruz kalır. Fakat bu fizyolojik değişikliğin hâricinde birçok faktörler ekolojik muvazeneyi bazı mikropların lehinde bozabilir. Bu mikroplar umumiyetle antibiyotiklere mukavim mantarlardır. Kedi ve köpeklere temas neticesi en az üç çeşit mantarla derinin enfekte olması (bulaşması) "mantar hastalığı"nı meydana getirir. Hastalık belirtilerinin çoğu kere deri ifrazatının az olduğu ergenlik çağı evveli çocuklarda görülmesi, ekosistemin birçok faktörlere bağlı olduğunu gösterir.
Mantarlardan "Cryptococcus neoformans" toprakta bulunur. Toprakla temas yoluyla deriye, hava yoluyla da teneffüs yollarına geçer. Eğer bu mantar teneffüs yollarından dolaşıma geçerse kan yoluyla beyne taşınır ve menenjite sebep olur.
Yine mantarlardan "Candida albicans" çocuklarda ve erişkinlerde pamukçuk hastalığına sebep olur. Ancak bu mantar, dia-betli (şeker hastası), alkolik veya kötü beslenen insanlarda daha değişik enfeksiyonlara sebep olabilir .
Mikroorganizmaların bir üyesi de virüslerdir. Bu virüslerin bir kısmı vücudumuzdaki bakteriler içinde yaşarlar. Virüsler diğer mikroorganizmaların en küçüğüdürler. Umumiyetle parazit olarak yaşadıklarından bulundukları canlıya zarar verirler. Meselâ, uçuk ve siğiller muayyen zamanlarda bilinmeyen sebeplerle virüslerin sebebiyet verdiği a'razlardır.
Mikrop diye antibiyotikler ve benzeri ilaçlarla mücadeleye giriştiğimiz o küçücük varlıklar da insan ve diğer canlıların faydalarına olan bir muvazene içinde yaratılmışlardır. Demek ki, gözümüzle göremediğimiz canlılar bile İnsanın hizmetinde koşturulabiliyor. Ancak onlar, bizim bilerek veya bilmeyerek hazırladığımız kötü vasatlarda zararlı hale geliyorlar.
Dr. Yusuf Hayri Akseki
(*): Gözü örten conjunctiva'nın iltihapması.