Aralık 1980 · s. 25 · 1 dakikalık okuma
Girdap
GİRDAP
Girdap tutucu bir şeydir. Döne döne çeker derine doğru tuttuğu şeyi. Onun manyetik alanına giren herşey bir vakum yutuluşuyla kaybolur gider.
İnsan da tutulur girdaba.. Bir bakarsınız var iken yok oluvermiş. Çekmiş onu sessizce bir girdap derine doğru.. 0 sessiz infiallerini içinde gizleyerek gitmiş. Söyleyememiş bir şey. Bir’‘Ah! bile diyememiş. Sadece dönen suyun yüzeyinde ondan yükselen son nefesin kabarcıkları var.
Girdap ömrün her noktasında bir uçuruma açılan pencereler gibi vardır. Hayat yoluda her inhirafın ötesinde bir girdabın sessiz pususu gizlidir. 0 öyle bir yakalayışla tutar ki avını, heyhat Nepestes’in sindirdiği böcekler kadar dahi çırpınma imküı bulamaz insan. Adeta çeşitli yılan, çiyan ve ahtapotların bulunduğu, timsahların kol gezdiği bir bataklığa düşmüş gibidir. Kurtuluş bir dal, bir çöp ile dahi mümkün iken, iş işten geçtiği için çırpınışlar faydasız kalır. Ne bir soran olur derdini, ne bir duyan olur feryadını. Bütün korku ve endişeler gözlerinde birikmiştir. Etrafa baygın ve bitkin nazarlarla bakar. Fakat ne yazık ki, bu “El medet! hiçbir şeye yaramaz olur.
Girdabın en dehşetlisi kalbi içine alan ve kendine ram edenidir. Ne korkunç akibet! o bir yavru gibi “Ebed, Ebed’ derken aklı esas tutup maddenin girdabında onun sesini soluğunu kesen, gırtlağına basıp cansız bırakan kendi öz varlığının katili şaşkınlara nefrin!..
Bir de girdabın sonsuzluğa ulaştıranı vardır ki can feda. Ona, mirac burâkı desek de olur. İnsan onun dönen seyrinde bırakır kendini ve yoklukta varlığa erer. Bu girdapta (ene tağutu) Kızıldenizde boğulan firavun gibi boğulur gider. Sadece ruh, sahil-i selamete çıkan Kelimullah gibi Asa’nın açtığı aydınlık yoldan saadet ufuklarına yürür geçer.
“At kalbini o girdaba açıl engine ruh ol!” (Y. Kemal)
Mehmet Erdoğan