Sızıntı Arşivi

Mart 1985 · s. 13 · 4 dakikalık okuma

Gençlik 2

Murat Yıldız · Pedagoji

Gençlik, akıldan ziyade his ve hevesleri dinler. Toplumun dinamik gücü olan gençlik, his ve heveslerinin yönlendirmelerine bırakılmamalıdır. Akıl ve mantık açısından doğru kabul edilen bütün hakikatların toplumda yaşanabilmesi, gençliğin his ve heveslerinin azmanlaştırılmamasına bağlıdır, dersek fazla söylemiş sayılmayız. Gençlik dönemi, insanın, his ve heyecanlarını tatmin ederken, akli ve mantıki ölçülere yine de kafasının en çok yattığı çağdır. Bir sistem üzere sadece heyecanla, macerayla yönlendirilmiş olan gençlik her zaman için oynak (labil) tır. Çünkü his ve heyecanın belli kriterleri yoktur. Her kim, his ve heveslerine daha fazla hitap eder, hangi faâliyet onun heyecanlarını daha çok tatmin ederse gençliğin meyli o tarafadır. Fakat aklileşmiş, mantık ölçülerinde oturaklaş-mış, irade terbiyesi görmüş olan gençliğe yön vermeye çalışmak hiç bir sapık düşüncenin haddine değildir.

Eğitim, sırf bir öğretim meselesi değil, bilgiyi değerlendirme, hayatın içerisinde kişiye bir şahsiyet kazandırma meselesidir. -Şahsiyet kazanma veya kazandırma ameliyesi de, ne psikoloji öğretiminin ne de herhangi bir fakültenin işi değildir. Bu iş, toptan cemiyetin işidir. O halde eğitim İçtimai bir hâdisedir. Gençlerin eğitimi derken sadece okul fonksiyonunun değil, bütün içtimai müessese fonksiyonlarının düzenlenmesi kastedilmiş oluyor.

Şimdi gençliğin problemleri olarak ileri sürülen meselelere bir göz atalım: Bir. yüksek okula girememe, eğitim sisteminin bozukluğu, işsizlik, meslek sahibi olamama, çeşitli içtimai baskılar, cinsi problemler, evlenememe, arkadaşsızlık, eğlence imkânı bulamama, uyuşturucu kullanma, alkolizm, intihar, hippilik, "eylemcilik" vs, psikolojik ve sosyolojik problemlerdir. Bu problemlerin buutları ülkeden ülkeye değişir. Bizi burada daha çok alâkadar eden husus, gencin her halükârda -ister okuyor olsun, ister okumasın, ister çalışıyor olsun, İster çalışmasın- kendini gösteren gencin İç dünyası ile dış dünya arasındaki uyum veya uyumsuzluktur. Davranış bozuklukları, şahsiyet çözülmeleri, içtimai intibaksızlık gibi psikolojik ve kısmen sosyal yanı olan hastalıklar halledilmesi zor problemlerin kaynaklarıdır.

Bir işsizlik, bir düzenli öğretim, bir herkese okuma imkânı.. hep çaresi kolaylıkla bulunabilen problemlerdir. Ama, gençliği alkolizme, uyuşturucu iptilalığına, hippiliğe, ahlâksızlığa, intiharlara iten problemlerin halledilmesi önemlidir. Her kötü alışkanlığın psikolojik, sosyal, felsefi temelleri vardır. İçi (kalbi) doymamış, düşünce ve kalp birliğine erememiş bir insan, içindeki çatışmaları hangi inancın veya iç müessir kuvvetin tesiriyle dindirsin? Başkalarının yine tutarsız olan öğütleriyle veya toplumun baskısıyla mı? Hayır, bunlar bu sahada geçerli değildir. Gençlik çareyi -sağlığına zararlı olmak pahasına-alkolizm, uyuşturucu ve ahlâksızlıkta buluyor.

Prof. Suat Yıldırım, problemlerin psikolojik ve felsefi temellerini bir yazı dizisinde özetler. Bilhassa yüzyılımızda fikir dünyasındaki boşluktan faydalanan materyalizmin insanlığa hakim olmasıyla doğan materyalist kültürün doğurduğu bazı bunalım sebeplerini şöylece tesbit eder:

İnsanın değersizleşmesi; mekanikleşme; sermaye, mal durumuna düşme; sırf üretimi artırmak için çalışan bir varlık haline gelme (ruhsuzlaşma); hızlı hayat içinde tefekkürün kısırlaşması; gizli kişiliklerin insana hâkim olması; bencilliğin ön plâna geçmesi ve bunun derinliklerinde insanın yalnızlık hissetmesi; insanın Mutlak Yaratıcı'dan koparılıp yeni tanrılara yönlendirilmesi vs.

Günümüzde değer yargıları değişmiş, azgınlık ve sapıklık, yine sapık düşünceli ilim adamlarının tesiriyle, normal haller seviyesine çıkmış; fakat yine de insanların içinde bir büyük hasret halinde kalan insani hayat, insanlık ufkuna yücelmiş, faziletli ve ahlâklı bir grup genç tarafından yaşanması hayretle karşılanır hale gelmiştir. En kötü şartlarda bile, en iyi olabilmenin mümkün olduğunu isbat eden irade kahramanı gençlik de vardır. Bu varoluş, gerçekten varoluş sırlarını kavratan eğitim vasıtaları ile mümkün olmaktadır. Yoksa gayri fitri metodlar ve sun'i davranışların üstesinden gelebileceği bir iş değildir bu.

"Bugün bütün bir nesil, kendini yüceltecek ve insani melekelerini geliştirecek imkânlardan mahrum, yapayalnız ve boşluktadır. Onu yüceltme ve faziletli kılma istikametindeki gayretler ise, gayet cılız, alabildiğine seviyesiz ve tamamen oyalayıcı ve deneme mahiyetindedir. Başka hiç bir sebep olmasa, bu iki husus, bütün neslin bodurlaşması için yeter ve artar. Kaldı ki, yığın yığın yabancı ve zararlı fikirlerin kol gezdiği; topyekün cemiyetin, azgınlaşmayı bağrında besleyen bir kilizman haline geldiği; sapık ve çarpık ideolojilerin, dev birer anafor gibi, semtlerine uğrayan gençleri öğütüp erittikleri bir vasatta, değil ahlâklı ve faziletli olmak, nesillerin insanlığıyla kalması ve onu koruması bile oldukça zordur. Olsa olsa böyle bir atmosferde yetişenler, sabahleyin şaşkın, öğlene doğru deli ve azgın, akşam üstü ise "izm"lerden herhangi birine aborde olmuş bir zavallı olabilir. Ama hiçbir zaman ve katiyyen ahlâken mazbut ve faziletli olamaz. "

Gençliğin ızdırabının, tatminsizliğinin, bunalımlarının, çarpık modacılığının, temelinde inançsızlık, daha doğru bir ifadeyle Hakka inançsızlık yatar. Çünkü inanç, insanın iç merkezi (kalbi, vicdanı)nin doymasıdır. Ne var ki inanç ta bir tatmin meselesidir. Aklın, kalbin, mantığın imanla doyması halidir. Dolayısıyla, buhranların sebebi olarak inançsızlığı görüp, inanç yolunda insanı tatmin edecek vasıtaları kullanmamak, bu yolda gayret göstermemek de aslında tedavi edilmesi gereken ayrı bir buhran, ayrı bir hastalıktır. Günümüzde yüzlerce yeni felsefi akım vardır. Bunların hepsi de birbiriyle tartışır, hatalı yanlarını ortaya koyarlar. Siz ise bunların hepsini birden yetersiz bulabilirsiniz. Ama, ilginçtir, nasıl taraftar bulurlar, nasıl bağlıları vardır. Sizin şaşırmanız, hakikati tanımış olmanızdandır. Bu mevzuya henüz şaşırmayanlar ise hakikatten haberi olmayanlardır.

Murat Yıldız