Sızıntı Arşivi

Aralık 1996 · s. 490 · 7 dakikalık okuma

Geleceğin Dünyasına Doğru

İbrahim Refik · İnceleme

Önümüzdeki çağa adını vermeye hazırlanan “Bilişim” teknolojisi yepyeni bir toplum, ekonomi ve hukuk düzeninin sinyallerini veriyor. Bu toplumun kendine has ekonomisi (dijital para), kültürü (sanal müze), ilişkileri (siber muhabbet) her gün biraz daha fazla telaffuz edilmeye başlıyor. Ve kavram literatürümüze her gün yenileri ekleniyor. Sosyologların sözünü ettiği “kolektif şuur” kavramına benzer yeni bir kelime daha ortaya çıkıyor; “Cybermind” (Siberzihin).

Binlerce, yüz binlerce insan İnternet’te bir araya geliyor ve ortaya ortak bir şuur çıkıyor. Ve yeni oluşmaya başlayan toplum yapısına paralel olarak alternatif teknokültür analizleri yapılıyor. Kendilerine “Teknolibertenler” ve “Teknokomüniterler” adını veren toplumsal gruplar, anti devletçi, otorite karşıtı ve sınırsız bir bireycilik istiyorlar.

Bilim, böyle akıl almaz hızla ilerleyedursun, bilimkurgucular da hayallerin sınırlarını zorluyorlar. Greg Bear gibi ABD’li bilimkurgucular, yakın gelecek için teknolojik neopunk anarşisi, dönüştürülebilir bedenler, farklı zaman ve mekan boyutları içinde bir toplum hayatı öngörmekteler.

Bunlara tamamen karşıt olarak Peter F. Hamilton ise The Reality Dystunction kitabında; galaksiler arası toplum, kolonici değerler, keşfedilen gezegen yatırım alanları, gezegenler arası ticaret gibi projeler sunuyor bize.

Bilim kurgunun ortaya attığı diğer bir tartışma konusu ise ahlaki değerler. Bize çok uçuk kaçık gelse de Batı’da son zamanlarda polemiğe sebep olan temalardan biri de, yaşanan tecrübenin başkasına aktarılmasını sağlayan ruh çipleri.’ Kimi bilim adamları bütün tecrübelerin duygusal bir muhtevaya sahip olduğunu ve insan ruhunun dijitalleştirilemeyeceğini ileri sürerken diğerleri, insan şuurunun ve tecrübesinin bir bilgi işlemi olduğunu iddia ediyorlar. Bunlar, bütün duyumlarımızın beyin tarafından karmaşık kurallar dahilinde kontrol edildiğini, bilgisayarların da aynı şekilde çalıştığını belirtiyorlar ve buna “ruh çelen” adını veriyorlar. Böylece ‘sanal gerçekten sonra ‘aktarılmış gerçek’ hadi- sesiyle karşı karşıya geliyoruz.

Aslında bütün bu gelişmeler, zamanın tefsiriyle beraber Müslüman dünyanın Kur’an ve Sünnet bilgisini sindirmiş mülhemun ruhlarının yorumuna ve yol göstericiliğine muhtaç.

Buraya kadar anlattıklarımız bilimkurgu ve teori safhasında şeyler olsa da, bugün dünyada gerçekleşme aşamasına gelmiş birçok baş döndürücü gelişmeler mevcut. Telecerrahiden eko bitkilere kadar çeşitleneceği söylenen 2000 yılının yeni buluşları tüketim toplumunun meydana getirdiği urları tedavi etmeye yönelik gibi gözüküyor. Ayrıca insanoğlu, 20. yüzyılın eşiğinde bütün enerjisini tabiatta yaptığı tahribatı tamire harcayacak çalışmalara ayırmış.

Şimdi gelin, gelecek-bilimci ve bilimkurgucuların tahminlerini başlıklar halinde inceleyelım:

TELECERRAHİ

Sağlık alanındaki gelişmeler tıbbi teşhis ve cerrahide haberleşme teknolojisinden çok yararlanılacağını gösteriyor. İstanbul’daki bir cerrah, Hakkari’deki veya Bosna-Hersek’te ameliyatta olan meslektaşının neşterini yönetebilecek. Telecerrahi, ameliyathanedeki cerraha, hastalıklı organdan alınması gereken kısmı ekran üzerinde direkt olarak gösterebilecek. Ameliyat anında cerraha yardım edilmesinin yanısıra, cerrahların sürekli olarak eğitim ve öğretimi de sağlanmış olacak. Ve nihayet telecerrahi, trafik kazasının olduğu hadise mahallinde, deprem veya cephede hayat kurtarılmasında büyük hizmet edecek gibi gözüküyor.

YENİ AŞILAR

Artık enjeksiyonlu aşılara paydos. Aşılar enjeksiyon yerine, yemek yerken farkına bile varılmadan gerçekleşecek. Genetik müdahaleden geçmiş patates veya domates gibi sebzeler Hepatit B, kuduz gibi hastalıkların viral proteinlerini üretecek. Bu besinler bağırsak cidarlarından kana geçtiklerinde antikorların salgılanmasını teşvik edecek. Bu yöntem halihazırda fareler üzerinde denenmiş durumda. Ancak insanların bu yöntemle aşı olmayı kabul etmesi için tat değişimini problem etmemesi gerekiyor.

BEYNİN SIRLARI ÇÖZÜLECEK

İnsan beyninin sırlarının çözülmesine ilişkin yürütülen araştırmalar doruğa ulaşacak. Sinirsel bilgilerin transferine yardımcı olan moleküllerin sırrının çözülmesi ve faaliyet halindeki beynin incelenmesini sağlayan yeni fiziki teknikler yardımıyla nörobiyoloji ve bağlı bilimlerde bir devrim yaşanacak.

GENETİK HASTALIKLAR

On yıl içinde araştırmacılar, hastalıklara yol açan genlerin tamamını keşfedecekler. Ama işlevlerinin incelenmesi bir elli yıl daha alacak. Pek çok defa genetik yapının hem de çevrenin etkisiyle ortaya çıkan hastalıkların (örneğin, şeker, kalp, alzheimer, parkinson, yüksek tansiyon, astım ve kanser gibi) sırları bir bir çözülmeye aday.

BİYONİK İNSAN

Suni organların geleceği parlak. Bu organlar farklı dokuların belirli hücrelerinden ve küçük cihazlarından oluşacak. Biyomühendisler daha şimdiden laboratuarlarında, el ve kol gibi azalar, pankreas gibi bezler ve kalp kapakları hazırlıyorlar.

SIFIR ÇÖP HEDEFİ

Fransa, 2002 yılına kadar 6700 çöplüğü kesin olarak kapatmaya karar verdi. 1992 tarihli Lalonde Kanunu, bu tarihe kadar tüm atıkların dönüştürülmesini ya da suni gübre üreten tesislerde değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Yalnızca nihai ve tehlikeli atıklar stoklanacak.

KOKUSUZ BİR SU

Su, artık kimyevi katkı maddeleri olmaksızın arıtılacak ve hemen hemen klorsuz olacak. Kristal adı verilen yeni bir yöntemle milimetrenin yüzbinde biri mertebesindeki bakteri ve virüs gibi nesneleri temizleyecek karbonlu selülozik lifler kullanılacak. Ayrıca suya kötü koku veren mikroskobik yosunlar da bu yöntemle ayıklanacak. (Dünya Sağlık Örgütü’nün 1995 yılında bazı hastalıklardaki ölüm sebepleri üzerine yaptığı araştırmaya göre. bulaşıcı hastalıklardan ölenlerin % 22’si yiyecek, su ve toprağın sebep olduğu hastalıklar yüzünden ölmektedirler.)

HİDROJEN MOTORU

Geleceğin otomobili, atmosferi kirleten karbon bileşikleri yerine, yalnızca su üretecek... Fransa Atom Enerjisi Komisyonu, Renault ve PSA, bu tür elektrikle çalışan bir otomobil üzerinde çalışıyorlar. Otomobilin güç kaynağı hidrojenle çalışan bir elektrik pili. Bataryanın şarj edilmesi yerine, servis istasyonlarından hidrojen tedarik etmek yeterli olacak. Hız ve hızlanma açısından klasik otomobillerle boy ölçüşecek olan bu otomobilin ilk basit örneğinin 1999 yılında insanlığa sunulması düşünülüyor.

PLASTİK ÇÖPLERDEN PETROLE

Fransa 1998 yılından itibaren böyle bir fabrikayı faaliyete geçirmeyi planlıyor. Plastikler çok ince bir şekilde öğütüldükten sonra, oksijensiz ortamda 500°C dolayında ısıtılarak siyah bir sıvı elde edilecek. İçinde % 5 oranında ham petrol bulunan bu sıvı rafine edilecek ve neticede otomobiller için gerekli olan yakıt elde edilecek.

EKOBİTKİLER

Laboratuarda yetiştirilen yeni tütün bitkileri, genetik yapıya yapılan bir müdahale sonucunda çevrelerindeki azotun % 90’ını bünyelerine alıyorlar ve tüketiyorlar. Bitkilerin büyümesini hızlandırmak için çiftçiler tarafından kullanılan ve büyük bir kirlilik kaynağı olan

azotlu gübrelerin miktarı bu şekilde önemli ölçüde azalacak. Laboratuar çalışmalarının neticelerinin üç ila beş yıl içinde alınması bekleniyor.

BİLGİSAYARLI AİLELER

Compaq ve IBM firmaları, 1998 yılından itibaren aile üyelerinin birbirine bilgisayar ağıyla bağlandığı yeni bir dönemin açılacağını umuyorlar. Ailenin her üyesinin sahip olduğu yaklaşık 100 dolar civarındaki son derece ucuz terminaller merkezi bir sisteme bağlı olacak. “Bus” adı verilen bu yeni sistem sayesinde güç ve bellek kapasitesi ağ içinde gezinir durumda olacak.

CÜZDANINIZDAKİ BÜRO

Bir bilgisayar firması günümüzdeki en büyük hard disklerin iki katı hacminde PC-MCIA kartı sözünü veriyor. Bilgisayara sokulduğu andan itibaren nokta nokta bir hard diskin yerini alıyor. Çıkardığınızda cebinize koyabiliyorsunuz. Yani cüzdanınızın içinde adeta bir büro taşıyorsunuz.

SİBERNETİK KÖLE

General Magic firmasının ürettiği “casuslar” France Telecom’da deneniyor. Çok güçlü olan işlemciler Internet üzerinde sizin yerinize bilgi araştırması yapıyor.

YENİ BİR ÇALIŞMA TARZI

Batı’da iş alanlanında büyük kriz var. Uzmanlar, işsizliğin en azından 2000-2005 yılına kadar artacağını söylüyorlar. 21. yüzyılın insanı işine daha az zaman ayıracak ve işinin büyük kısmını bürosu yerine evinde, haberleşme ağı üzerinden yapacak. Bazı büro malzemesi imal eden firmalar daha şimdiden kendilerini tasfiye etmeye başladılar bile.

DUVAR TELEVİZYONU

Japon firması Sony, önümüzdeki yıldan itibaren kalınlığı yalnızca birkaç santimetre olan ekstra ince televizyonları piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Kullanılan plazma ve likit kristal teknolojinin sonucu olarak bugünkü TV fiyatlan biraz daha pahalanacak.

YENİ EKONOMİK YAPI

Endüstri toplumlarının kitlesel imalata (mess production) yönelik büyük ve hantal kurumları daha küçük ve daha dinamik kurumlara dönüşüyor. Büyük holdingler ve sendikalar yavaş yavaş tarihi misyonunu tamamlama sath-ı mailinde ilerliyor. Bugün ABD ihracatının yarısını 30 ve daha az personel çalıştıran işletmeler yapıyor. Ekonomide de temeller çatırdıyor ve yapı tümüyle sarsılıyor.

Evet, bütün bu gelişmeler gelecekte ilmin hayatımızda daha çok söz sahibi olacağını göstermektedir. Bu noktada gittikçe yaşlanmaya doğru giden gelişmiş Batı dünyasına karşı büyük bir avantaja ve koza sahibiz: Toplumumuzun yaklaşık yarısı (%47), 18 ve daha küçük yaşlardadır. Genç insanlar gayet tabii olarak atılımcı ruh taşırlar. Hele bir ideal etrafında kanalize edilebilirse. Milletimizin insanları ise diğer milletlere göre çok daha girişimcidir. David Mc Cleveland adlı bir araştırmacı, 1961 yılında yayımladığı Başaran Toplum (The Achieving Society) adlı kitabında, çeşitli milletlerin girişimcilik yeteneklerini karşılaştırmış ve Türk insanını birinci sıraya yerleştirmiştir.

Yazımızı başladığımız gibi, yine Fethullah Hocaefendi’nin oldukça düşündürücü ifadeleriyle noktalayalım:

‘Geleceğin kaderini bir ölçüde tayin edecek ilimdir. İlimsiz hiçbir yere varılmaz. Hususiyle de dünyadaki küreselleşme, ilmin önemini daha da artırmaktadır. Durum böyle olunca, nasıl ki, bir dönemde Batılı, sanayi inkılabı yaparken biz o meselenin gerisinde kalmanın faturasını çok pahalı ödedik ve ceremesini asırlar ve asırlar boyu çektik, hala da çekiyoruz. Teknoloji inkılabı karşısında geri kalmışlığın şokundan henüz kurtulmuş sayılmayız. Öyle de, şu anda dünyanın içinde bulunduğu seviyeye ulaşamaz ve bir kere daha gemiyi kaçıracak olursak, ihtimal, düşmanlarımız belimizi doğrultmamıza fırsat vermeyeceklerdir.

Bu açıdan bizler, bir taraftan Allah’a çok iyi inanmalı, Efendimiz’e çok saygılı olmalı ve din-i mübin-i islam’ın bütün inceliklerini kavramanın yanında, diğer taraftan da hayata ait her üniteyi bu iman ve inançla fethederek yoğurmalı, her sahayı iman ve inanç iklimine göre şekillendirip dizayn etmeliyiz. Yani, en iyi araştırma merkezlerine sahip olunmalı; “NASA” gibi dünya çapında ünlü kuruluşlarımız olmalı ve fezadaki kent kurmalar bizimle gerçekleşmelidir. Yoksa dünya muvazenesinde bir dahlimiz olamaz ve dünyadaki hadiseler hep aleyhimizde gelişir durur.”