Sızıntı Arşivi

Mart 1980 · s. 22 · 2 dakikalık okuma

Garipler Nesli

R.Duygu · Edebiyat

Bir garipsin şu dünyada

Gülme gülme ağla gönül

Derdin dahi çoktur senin

Ağla ağla gülme gönül

Feryadı figanla yanıp yakılan bir nesil. Milletin saadet ve selameti için ah-u eninlerle inleyen, dize gelen ve kaddi bükülen... 0 ışık dolu bir Asır’dan ta asrımıza kadar nesillerin beklediği ve yüceler halkasının, iki ucunu birleştirecek olan tutucu, bağlayıcı ve erdirici nesil...

Onda alâyiş ve nümayiş arama... Belki onun hayatının bütün kareleri iman ve aksiyon... Dışı içi kadar, içi dış kadar derin ve muvazeneli.

Her hadisenin yüzünde binbir takallüs meydana getirdiği bu dertli nesil. Gecesi gündüz kadar açık, gündüzü gece kadar sırlarla dolu. Kalbi bir keman gibi inim inim ve milletin derdi için gözyaşları pınar pınar olmuş... Gelin aşinalar gelin.

Sizde kadehlerinizi bu çağlayanlara daldırın. Savulun nadanlar artık, Sizlere açacak derdim yok benim.

Kölem ve söz ifade etmez onun derdini, Sesi bir inilti. O ses, Davut’un (s) sesi, sözü, ölüleri uyaran nağme, O söz, gönüllere mızrap Faraklit’in sözü...

Yandığı halde yanmayı lezzet bilmekte, dil hun olduğu halde hayata gülerek bakmaktadır. Kutuplar onun aşk ve heyecanında bir şule; deryalar onun dalgalanışı karşısında bir katre... O aşılmazları aşmış, nikabın kaldırıldığı, pinhanın ayan olduğu ufka ulaşmıştır.

En büyük dertli, arkadaşlarına: “Siz benim ashabımsınız benim kardeşlerim sonra gelecektir. Müjdeler olsun, gariplere” dememiş miydi! Kimdi bu, kardeş denip, yara denip bağra basılanlar... Kimdi, gelişlerine cihanın selam duracağı bu talihliler...

Onu uzakta aramağa, Yunanda ve Roma’da soruşturmağa üzüm yok. Onu Fatihi ve Yavuz’u yetiştiren Anadolu’da aramak lazımdır. Bütün devirleri, bulunduğu asırdan seyredene göre: «Rab olmayanlar arasında vardır ki, iman göklere çıksa dahi ona yükselirler»

İşte, başı semalar kadar yüce ve rahmetle dolan, kalbi ummanlar kadar geniş bu ağlayıp ağlatan. Sızlayıp inleyen nesil, son karakol olan Anadolu’nun, dertli fakat ümitli; muzdarip ama azimli insanıdır.

İlahi! Bizi o nesil olmaya layık eyle, günah ve cürümümüze bakmayarak, o nesil arkasında bize de yer ver.

Dökülen kadehimizi aşkınla doldur ve bizi varlığın sırrına erdir. Belki şimdiye kadar, böylesine yıkılmışlık içinde, kimse senin huzuruna çıkmamıştır, Biz, bu halimizi vesile edinerek O yüce dergâhından bağışlanmamızı diliyoruz.» Sultana sultanlık yaraşır,

“Sultana sultanlık yaraşır,

Nitekim gedaya da gedalık,”

S. Ahmed

Güneşimizin gurup ettiği günden bu yana hep diriltici bir nefes bekledik. Yüzümüzü okşayan ve kâkülümüzü kurcalayan her esintide, hep onu görmeye çalıştık. Heyhat, o günden bugüne, her şafak ümidimize yeni bir gece takıldı. Şimdi kapı kapı koyulan dilenciler gibi, bütün kapılara sırtımızı dönerek «Seniyye-i veda»dan bir güneş bekliyoruz.

Bu güneşle geceler gündüz; kışlar bahar olacak. Bu güneşle mazlum gülecek, mağdur gülecek. Anadolu gül-ü handan olacak.

R. DUYGU