Aralık 1993 · s. 6 · 5 dakikalık okuma
Farazi Dünyalar

Aynalardaki görüntülerin çoğu farazi, hayali ve itibaridir. Yani bu görüntüler, gerçekte mevcut değildir, fakat bize varmış gibi gözükürler. İşte “farazi görüntü” (virtual reality) de bilgisayar teknolojisinde bu manada kullanılan bir tabirdir. Yani aslında var olmayan, ama bize hakikatmiş gibi görünen bazı hadiselerin, bilgisayarlar ve gözlük, eldiven, kask gibi birtakım hususi aletler yardımıyla zihnimizde canlandırılmasıdır. Mesela bir mühendis, özel bir gözlük ve eldiven takarak Mars yüzeyinde gezinebilir. Gözlüğündeki minicik ekranlar, bilgisayardan gelen görüntüleri göze iletir, eldivenin içindeki parmaklar da yapılan hareketleri yürüme şeklinde bilgisayara intikal ettirir. Bu sayede, hafızadaki görüntüler ve bilgiler yardımıyla gezegenin yüzeyinde üç buudlu bir gezinti yapması mümkün olur. Tabii bu mühendis, gözlüğü çıkardığı zaman, gerçek dünyaya döndüğünü anlar. Bilgisayarların simülasyon (benzetim) imkanlarıyla, kullanıcının hareketlerini imaj ve seslere çevirerek oluşturduğu bu farazi görüntü, tam bir fantezi dünyasıdır. Bu sistem sayesinde en gelişmiş uçakları kullanmak, son model arabaları denemek, yeni dizayn edilmiş bir evde dolaşmak, yer çekiminin bulunmadığı hayali bir dünyada uçarak seyahat etmek mümkündür.

Farazi görüntüyle alakalı çalışmalar 1940’larda başlamıştır. O zamanlar pilot yetiştirmek gayesiyle hazırlanan “uçuş simülasyonları” hemen hemen bütün hava yollarının vazgeçilmez programları olmuştur. Hareketli bir platform üzerinde yer alan pilot kabini, yapılan bütün müdahaleleri gerçekteki haliyle yansıtarak, uçuş uzmanlarının birçok tecrübe edinmesini sağlamıştır. Daha sonra, 1960’lı yıllarda, radyoaktif maddelerle ilgili tecrübeler için bu tür programlar hazırlanmıştır. Nükleer santrallerde ve tıpta, bu çalışmaların büyük semereler verdiği görülmüştür.
Günümüzde ise, kaptanlara seyir riski yüksek limanlarda nasıl hareket edileceğini, subaylara harp sahasındaki askeri birliklerin ve lojistik güçlerin nasıl düzenleneceğini gösteren birçok farazi görüntü programı bulunmaktadır. Cerrahlar, anestezi uzmanları, makine mühendisleri, mimarlar ve sürücüler için hazırlanmış eğitim yazılımları da mevcuttur. Bu tür programlarda kullanıcılar bir ekran önünde oturarak, olup bitenlere hayali bir dünyada müdahale ederler. Son birkaç yıl içinde geliştirilen farazi görüntü yazılımları ise çok daha fazla imkân sağlamaktadır. Eskilere nazaran çok küçük ve hafif teçhizat gerektirdiği için taşınabilir olan bu sistemler tekrar programlanabilirler, bu yüzden de değişen şartlara göre ayarlanmaları oldukça kolaydır.
Bu arada, bahsettiğimiz sistemlerin, geliştirilmeye çalışılan bazı eksiklikleri üzerinde durmakta fayda var. Farazi görüntüleri temin eden özel gözlüklerdeki LCD denilen küçük ve düz ekranlar, görüntüleri asıl hallerindeki kadar kaliteli aktarmamaktadır. Zira normalde insan gözü yaklaşık 100 metrelik bir mesafedeki birkaç santimetrelik bir hareketi farkedebilir. LCD ekranında ise bu tür teferruatlar gözükmez. Eğer renkten fedakârlıkta bulunup katot ışınlı tüplerden oluşan ekranlar kullanılırsa görüntü kalitesi artmaktadır. Zira renkler için tahsis edilen noktalar, ayrıntıları tespit etmek için kullanılınca normale yakın bir görüntü elde edilmektedir. Tıbbi tespitlerin yardımıyla bahsettiğimiz eksikliği gidermek mümkündür. Gözün görme hadisesindeki durumu ve bakış açıları, detaylı bir şekilde tespit edilerek bilgisayara aktarılırsa, programların sadece bu açıların ekrana tekabül ettiği yerleri belirlemesi ve buradaki görüntünün kalitesini arttırması, bu sayede de gereksiz teferruatla uğraşmadığı için çok büyük kapasite ve hız gerektiren grafik işleme hadiselerini daha kısa zamanda gerçekleştirmesi mümkündür. Hatta lens şeklinde ekranların yapılması bile teorik olarak ihtimal dâhilindedir.

Farazi görüntü sistemlerinde, “ses” unsuru da ehemmiyetle kullanılmaktadır. Yeni geliştirilen mikrofonlar yardımıyla ses kaynaklarının, üç buudlu bir ortamdaki hareketlerini takip etmek mümkün olmuştur. Tokyo’daki bir dükkân, satışını yaptığı mutfak eşyalarına ait bir programı müşterilerine sunmuştur. Bu sistem yardımıyla kullanıcılar, istedikleri tipte donatılmış hayali bir mutfakta dolaşabilir, eşyaları hareket ettirebilir, dolapların açılıp kapanırken çıkardıkları sesleri, musluktan damlayan suyu, lavaboya konulan bardakların tıkırtısını, hatta zeminin her hangi bir yerinde kırılan bir tabağın gürültüsünü işitebilirler. Ancak bu sistemler de geliştirilmeyi beklemektedir. Çünkü duvar, halı ve kaldırım gibi farklı satıhlardaki ince ses değişiklikleri henüz belirlenememekte ve bilgisayarların kapasite ve hız sınırları yüzünden gerçek dünyadaki gibi seslerin anında kulaklara ulaşması temin edilememektedir. Ayrıca aynı anda birçok farklı kaynaktan gelen değişik sesleri sentez ederek aktarmak da çok büyük hesaplamalar gerektirmektedir. Bu yüzden gelecekte, bilgisayarların sun’i ses üretme tekniklerinden ziyade herbir hadise için hafızalarına yerleştirilen ses efekti kayıtlarını kullanmasının daha yerinde olacağı düşünülmektedir.
Öte yandan, farazi görüntü sistemlerinde, el hareketlerinin, oluşturulan hayali çevrelere aktarılması ve bu görüntülerde istenilen değişikliklerin yapılması hususunda da oldukça mesafe katedilmiştir. North Carolina Üniversitesi’nde hazırlanan bir sistem, kimyagerlerin moleküler bağlara dokunmasını, bunlar arasındaki çekme ve itme kuvvetlerini hissetmesini mümkün kılmaktadır. (Bu tür sistemlerle donatılmış bir sınıfta derslerin ne kadar zevkli ve verimli geçeceğini hayal edin).
Araştırmacılar vücut hareketlerini en iyi şekilde bilgisayara aktarma konusunda çalışmalarını sürdürmektedir. “Joystick” denilen kumanda kollarının geliştirilmesiyle başlayan bu çalışmalar, yepyeni ufuklar vadetmektedir. Kasdi hareketlerimiz anında, uzuvlarımızda oluşan elektrik akımlarını tespit edip aktarabilen programların hazırlanmasıyla, bahsettiğimiz sistemleri “düşünceler” yoluyla kontrol etmek bile muhtemeldir. Bu konuda araştırmalar devam ededursun, bilgisayardaki mesajları vücuda ileterek “dokunma hissi” verebilecek sistemler üzerinde de hararetle çalışılmaktadır. Bir kalemi tuttuğumuzda, bir kumaş parçasını incelediğimizde veya sert bir zemine tırnağımızla vurduğumuzda hissettiğimiz şeyleri farazi ve hayali olarak bizlere hissettirebilecek sistemler gerçekten çok ilgi çekicidir. Tabii bunun için gerekli minicik motorların özel eldivenlere yerleştirilmesi, bu motorların istenilen hareketleri ele hissettirecek şekilde uyumlu ve dakik çalışmaları ve bütün bunları yönetecek programların hazırlanması, henüz aşılamayan engellerden birkaçıdır.

Farazi görüntü çevre, eğitim, ürünlerin dizaynı, ilmi araştırmalar ve hatta psikoterapi sahalarında çok şey vadetmektedir. (Psikolojik rahatsızlıkları olan hastaların bu hayali dünyalardaki davranışlarını inceleyerek karakter tahlili yapmak, düzensizliklerini tespit etmek mümkündür). Yalnız unutulmaması gereken bir husus var:
Meşhur ‘futurist” (geleceğe ait tahminlerde bulunan bilim adamı) Toffler’in de ifade ettiği gibi bu tür imkânların sadece eğlence gayesiyle ve aşırı bir şekilde kullanılmasıyla, insanların ferdi ve sosyal tecrübelerden soğuyarak benzetimi yapılmış hayali dünyalara kaçmaları ve buralarda sun’i zevklerle tatmin olmaya çalışmaları da mümkündür. Bu ise insanların robotlaşıp adeta birer çizgi film kahramanı haline gelmesi demektir.
Peki, farazi görüntü imkânlarından nasıl istifade edebiliriz? Öncelikle kendimize has dinamiklerin güçlenmesi için bu tür sistemler bir vesile olabilir.
Talim ve terbiyede bu tür simülasyonların ne kadar faydalı olacağı açıktır. Ayrıca bilhassa mimaride, orijinal eserlerin ortaya çıkması, sanatta kendimize ait ufukların genişlemesi de mümkündür. Gelecekte şehirleri ne gibi muhtemel problemlerin beklediğini tespit etmek, optimum bir şehir planlaması yapmak da bu tür sistemlerle imkan dahilindedir.
Farazi görüntülere ait imkânlar, insanlara ilham edilen bir nimet. Nimetlerin kıymetini bilerek bunları, bize verenin arzusu istikametinde kullanmamız temennisiyle...
Yusuf ALAN
KAYNAKLAR
- Antonoff, M. “Living in a Virtual World”, Popular Science, June 1993, ss. 82-86
- Peterson, I., “Looking Glass Worlds, Science News, VoI.141,January 4, 1992
- Sohuytema, P. Inside a virtual Robot” Omni, September 1993, s.27
- Sheridan, T. B.-Zeltzer, D.,”Virtual Reality”, Tecnology Review, 22 October 1993, ss. 20- 28
- Toffler, A Şok, İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi, 1974