Sızıntı Arşivi

Mart 1980 · s. 5 · 5 dakikalık okuma

Ekonomi Üstatları

Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji

0,5 gram gelen bir yaban arısı (erkek arı), uçuşun her dakikası için aşağı yukarı 3 kalori harcar. Kuzey yarım küresinin mutedil bölgelerinde birçok çiçek ortalama olarak günde 3 miligram balözü meydana getirebilir. Balözü, her miligramından 4 kalori sağlanabilen bir şeker eriyiğidir. Dakikada ortalama 40 çiçeği ziyaret eden bir arı 2 miligram şeker elde etmek için kâfi balözünü toplayabilir. Bu da onun 1 km uzaklıktaki yuvasına saatte 18 km hızla dönmesini Sağlar. Yiyecek toplamak için harcanan enerji, en azından elde edilebilen yiyeceklerden karşılanabilmelidir.

Enerjiden faydalanma ve mal oluşu ile ilgili durumlara göre hayvanların aktivitelerinin ve enerji bilânçosunun analizi halen gelişmekte olan ekolojinin bir dalını teşkil eder. Ekoloji, hayvanları tabii muhitlerinde inceleyen bir biyoloji dalıdır. Ekolojinin farklı kısımları arasındaki enerji değişiminin incelenmesi, uzun zaman ekolojik araştırmaların merkezini teşkil etti. Ekolojide ele alınan yeni araştırma sahası, hayvanların bizzat kendilerinin yiyecek arama şeklini ve enerjiden faydalanma ve mal oluşunun analizini incelemeye yönelmiştir. Araştırıcılar, hayvanların bilhassa kendi tabii muhitlerinde gıda arama stratejisini yani enerji bilânçosunu benimseyip benimsemediklerini öğrenmeye gayret ettiler. Yani hayvanlar gıdalarını araştırırken minimal (en düşük) bir harcamaya karşılık maksimal (en fazla) bir enerji miktarı elde edecek şekilde mi davranıyorlar? Bu görüş, hayvanların hakikaten bu şekilde davrandıklarını gösteren değişik çalışmalarla teyyid edilmiştir. 0 halde bunu kendileri nasıl düşünüp planlayabiliyorlar? Bütün canlı sistemlerde gördüğümüz bu azam tasarruf prensibi burada da geçerli Olduğuna göre, bu prensibi kim koymuştur?

Balıkçıl, bataklık bölgelerde yaşar ve benzer gıdaları olan diğer balıkçıllar ve karaleyleklerle beraber bulunur. Balıkları, fazla derin olmayan sularda yüzerken veya skinken yakalayabilir. Fakat aynı zamanda, kendi türünden veya farklı bir türden de onların yakaladığı balığı kapabilir. Genellikle bunlar daha büyük olanlardır. Burada akla gelen soru, kuşların beslenme etkinliğinin maliyet ve kar yönüyle hesaplanarak kar lehinde artması gibi düşünülüp düşünülemeyeceği meselesidir. Araştırıcılar, balıkçılların, suyun içinde ayakta durarak balıklarını bizzat kendileri yakaladığında bunları hesaplamışlardır. Bunlar, dakikada 0,04 ünite balık yakalarlar. Diğer kuşlardan bunları havada takip ederek kapmaya gayret ettiklerinde göz diktikleri av aşağı yukarı kendilerinin yakalayabilecekleriyle aynı büyüklükte ise umumiyetle kapamazlar. Fakat av çok büyükse sıklıkla bunu başarırlar. Yani kapmak istediklerinde balık çok büyükse buna teşebbüs ederler. Bununla beraber balığı kaptıklarındaki tüketim seviyesi kendilerinin avlanarak elde ettiklerininkinden düşüktür; dakikada 0,01 ünite. Bundan başka büyük balıkçıllar, başkalarından balık kapmak için vakitlerinin % 1Ounu harcarlar. Başkalarından balık kaptıklarında dakikada elde ettikleri enerji 0.09 kj’dir ve bizzat kendileri avlandıklarında ise bu 0,28 kj’dir. Demek ki şuursuz gibi gördüğümüz bu canlıların davranışlarında bile daima ince bir hesap ve ahenk mevcuttur. Bu ahenk ve hesabın yapıcısı bütün canlıların ihtiyaçlarını da ayrı ayrı temin etmiştir. Burada enerji randımanı hesapları, enerji ünitesi olarak balıkların kilo ve uzunluklarına göre hesaplanmıştır. Araştırıcılar bundan başka çalmanın enerji maliyetinin (bir avı çalmak için harcanan hareket) ayakta sakin dururken, yani kendi kendine avlandığındaki maliyetin aşağı yukarı 10 misli olduğunu bulmuşlardır. Bu enerji maliyetleri o halde, gıda (balık) ile alınan enerji yönünden kir ile mukayese edilebilir. Başkasından kapmanın (vurgun) maliyet-kir nispeti yalnız avlandığındaki nispetten 5 defa fazladır; yani vurgun 5 kat daha az faydalıdır. Zamanının % 1O’unu vurguna, % 90’ını kendi avlamasına ayırarak hem vurgun yapan, hem de kendisi avlanan bir kuş için maliyet-kar nispeti çok az bir şekilde tek başına avlandığının üstüne çıkar (1,1 kat). Bundan da büyük balıkçılların yiyeceklerini yakalamada vurgun teşebbüs ederek enerji bilânçolarını artırmadıkları neticesi çıkmaktadır. Bu bilânço hesaplarını bunlara kim öğretti acaba?

Bugün, bilim adamları arıların davranışlarıyla ilgili olarak, sadece gıda kaynağını işletmeyi sınırlayan muhtemel enerji zorlamalarını değil, aynı zamanda çiçekleri ziyaretin stratejisini açığa çıkarmşlardır.

B. Heinrich, aynı bir türdeki arı fertlerinin farklı çiçek türleri için farklı tercihlerde bulunabildiklerini göstermiştir. Uçuşları esnasında daima aynı yolu takip ederek sadece bir seri çiçeği ziyaret ederler. Bununla beraber bu arılar zaman zaman tercihleri olmayan çiçekleri de ziyarete devam ederler. Ve aynı zamanda eğer bu daha az değer verdikleri sıradan içekler, tercih ettikleri çiçeklerden daha fazla balözü ihtiva ediyorlarsa derhal tercihli ziyaretlerini değiştirebilirler. Araştırıcılara göre bu enerji bütçesinin en iyi olmasına dayanan bir gıda arama stratejisidir. Zira bunu ayarlayan, müşahede edilen herşeyde daima en iyi durumu gözler önüne sermektedir. Yani arı, enerji bilânçosunda ziyaret ettiği her bir çiçekten aldığı balözü miktarını hesaplayarak bunu yapmaktadır. Tesadüf olmadığı gibi, gelişigüzel çalışmaya çıkma da olmamaktadır. Balözü alma güçlükleri şüphesiz tercihli ziyaret edilen çiçeklerin seçiminde rol oynar. Maryland Üniversitesinden David İnouye, iki ayrı an türünün her birinin farklı tercih yaparak birinin “aconit” ve diğerinin “delphinium” denen iki çiçek türünü ziyaret ettiklerini gözlemiştir. “Aconitte” balözünün bulunduğu taç borunun uzunluğu “delphiniuma” göre çok küçüktür ve bir arı çeşidinin de diğerine göre dili çok kısadır. Yani her bir canlının her bir organı ihtiyacına göre yapılmış ve onu çalıştıracağı yerler de ona göre ayar edilmiştir. Demek ki bizim dışımızdaki bir üt bunları planlayıp ayarlıyor. Uzun dili olan arılar kısa taçlı çiçeklerde balözü toplamak için 6,1 saniye harcamalarına rağmen diğer çeşit arılar 4,1 saniye harcarlar. Her iki arı çeşidinde araştırma stratejisi birbirinden farklılık göstermektedir.

Burada cidden insanı düşündüren harikulade durum, hayvanların enerji bütçelerini en iyi seviyeye çıkarmak için çalıştıkları ve çok kesin olarak gıda arama stratejilerini maliyet-kar durumuna bağlayarak bunu olumlu yönde işlettikleridir. Bu bize hayvanlardaki bu kantitatif ölçülerin sadece fertlerin davranışına değil, aynı zamanda beraber bulundukları çevrenin de buna göre ayarlandığını aşikar bir şekilde göstermektedir. Yani canlılarla, beraber bulundukları ve üzerinde yaşadıkları kâinat arasında planlanarak yapılmış bir nizam ve intizam müşahede edilmektedir. Ayrıca arılarla çiçekler arasında alakalar bulunduğu gibi, farklı arı türlerinin kendi aralarında gerçekten var olan harikulade ahengin ince analizleri halen incelenmeye çalışılmaktadır.

Böylece hayvanların dahi belirli ekonomik prensipler içinde hareket ettikleri üzerinde bilgiler sağlanmış olmaktadır. Zira ekolojistler sıklıkla, fayda görüşünün enerji etkinliğine, yani harcanan enerjiye karşılık elde edilen enerjiye bağlı olduğu ekonomik modellerden faydalanırlar. Bu ekonomik modellerden faydalanma gerçekten tamamen katileşmiş ve hayvanların çok iyi talim görmüş bir müstehlik (tüketici) olarak hareket ettikleri görülmektedir. Fakat insan ekonomisinin az çok doğru olarak kabul edilen peşin hükümlü fikirlerinden etkilenmemiş bir hayvan ekonomisinin nasıl ve kimin tarafından planlanıp, karışıklık olmadan devam ettiği, herşeyi en uygun biçimde ayarlayan Zat karşısında ilim adamlarını saygıya davet etmektedir...

Dr. Şerafeddin ALAN