Ekim 1994 · s. 8 · 4 dakikalık okuma
Eğitim ve Sosyal Değişim

YUSUF BAYRAM
Teknolojik buluş ve değişimlerle, sosyal buluş ve değişimler arasında kompleks bir ilişki vardır. Meselâ, televizyonun İcad edilmesiyle dünya çapında bir sosyal değişim başlamıştır. Kılık kıyafet, dil, aile, siyaset, sağlık ve din, televizyonun tesir ettiği sahalardan sadece bir kısmıdır ve bütün bunlar cemiyetin talebine karşılık arzda bulunmak mazeretiyle ve eğlence bahanesiyle yapılmaktadır. Eğitimden dikkatle tefrik edilen eğlencenin, eğitimin gerçekleştirdiğin den çok daha büyük sosyal değişimlere yol açması ise, ibretle mütalâa edilmeye değer.
Günümüzde, eğitim hususunda yanlış bir kanaat mevcuttur. Eğitim ve öğretimdeki temel maksatlar ne türlü ifade edilirse edilsin, neticelere bakıldığında, malesef, asıl gayenin “para gözlü” insanlar yetiştirmek olduğu ortaya çıkmaktadır. Öğrenme=kazanma formülüyle okuma yazma bilen işçi ve memur yetiştirmekle meşgul okullar, global hesaplaşmalar plânlayan bir beyin takımı oluşturacak halde değillerdir. Mekanik ve papağanca talimatlarla vakit kaybettikçe de, mütefekkir ve müceddit namzetlerini terbiye etmeye zaman bulamayacaklardır.
Şu anda çoğu okulda olup biten şeyler, cemiyette olup biten şeylerin çok gerisindedir. Neyse ki, gelecekten zaman makinesiyle getirilmiş gibi, cemiyetin hayat standardını, dünya görüşünü ve idrak seviyesini aşan birtakım eğitim müesseselerinin mevcudiyeti bizleri ümitsizlikten kurtarmaktadır. Bu tür kurumları farklı kılan dinamikleri incelediğimizde ister istemez şu sorular aklımıza geliyor: Dünya çapında başarılar elde etmenin sırrı nedir? Yoksa bizler eğitimdeki hedeflerimizi tekrar belirlemek ve eğitilmiş insan yetiştirmekten neler kasdettiğimizi tekrar düşünmek mi zorundayız?

Evet, bilgiyi istif eden değil, yerinde ve tesirli olarak kullanabilen insanlara ihtiyaç var. Halbuki okullarda bilgilerin nasıl toparlanacağı üzerinde duruluyor, nasıl değerlendirileceği değil. Problem çözme, yorumlama, terkip ve tahlil etme gibi kabiliyetlerin, ekip çalışmaları yoluyla geliştirildiği farklı öğrenim ortamları, geniş ufuklu ve yeniliklere açık eğitimciler tarafından hazırlanmadıkça okulların, istenilen sosyal değişimleri gerçekleştiren, problemleri çözüp ihtimalleri değerlendiren birer irfan santrali haline gelmesi çok zordur. Kısacası, okullar, zaman ve mekanla sınırlanmayan, arzu edilen ferdî ve içtimaî hedeflere en kısa zamanda ulaştıran eğitim müesseseleri ve kültür merkezleri haline getirilmelidir. Zaten bu ideal gerçekleşmiş olsaydı, bizim bildiğimiz okullar şimdiye kadar tarihe karışmış olacaktı. O zaman, bilgileri inhisarlari altına almakta mahsur görmeyen uzman ve teknisyenlerin ipoteğindeki hakikat, ilim ve hikmet kıtlıktan kurtulacak, dileyen herkesin onlara ulaşması da mümkün olacaktı.
Arzu edilen sosyal değişimleri gerçekleştirmek için, iletişim teknolojisiyle desteklenen ve terbiyenin ihmal edilmediği bir öğretim müessesesinde şu noktalar hatırdan çıkarılmamalıdır:
* Kollektif şuuru canlandıran ekip çalışmaları yapılmalıdır. Cemiyetteki umumî vicdan ve ortak anlayıştan okullarda kopmamak ve farklı düşüncelerden İstişare yoluyla en iyi şekilde istifade etmek için birlikte çalışmanın, işbirliği ve dayanışmanın ne kadar büyük bir kuvvet olduğu, talebelere, ekipler ve araştırma grupları kurdurarak bizzat gösterilmelidir. Stratejik ve idarî mekanizmalara ait ihtisas heyetlerinin temelleri okullarda atılmaya başlanmalıdır. Öğrencilere ferdî istidatların, fildişinden kulelerde değil, içtimaî havuzlarda geliştirilebileceği telkin edilmelidir.

* Talim ve terbiye farklı şeylerdir. Talim (öğretim)'de, yanlış cevaplan tespit edip öğrenciyi doğru olana yönlendirme usulü kullanılırken, terbiye (eğitim)'de farklı alternatiflerin tespit, tahlil ve terkibi mevcuttur. Bu yüzden okuma, temel matematik bilgileri, muhasebe, karbüratör tamiri, yemek yapma gibi hususlar bilgisayarlar tarafından öğretilirken, edebî yazı yazma, klinik psikoloji, pazarlamacılık ve idarî bir mekanizmada karar verme gibi konularda ise insanları eğitenler yine insanlar olacaktır. Bu talim-terbiye farkına dikkat edilerek hazırlanan müfredatlar yardımıyla arzulanan hedeflere çok daha kısa bir zamanda ulaşılacaktır. Psikolojinin anlama, idrak ve tefekkür ile alâkalı dalında yapılan çalışmalarla öğrenimin mahiyeti daha iyi tarif edildikçe, iletişim teknolojisindeki mevcut donanım ve yazılımlar da ferdî düşünce, zihin ve istidat farklarına göre hazırlanacaktır.
* Öğrenim ve eğitim hayat boyu sürmeli, okul cemiyetten ve hayattan kopmamalı, hayatı bir okul haline getirecek merkezler tesis edilmelidir.
* Tahsil hayatı, farklı disiplinlerle irtibat dahilinde sürdürülmelidir. Bir ilim dalının diğerine tahakküm etmesine fırsat vermeden disiplinlerin birbirine destek olması temin edilmelidir. “Umuma el atmak, umumu terk etmektir”, fakat umumdan nasipsiz kalmak da herhalde tasvip edilemez. Bir sahada söz sahibi olmak için yardımcı sahalardan bigane kalınamaz.

* “Talim ve terbiyenin gayesi salih ve muttaki İnsan yetiştirmektir. Yoksa nesli sadece bilgi deposu veya ateş tutuşturmaktan başka işe yaramayan kuru odun parçalarından farksız kültür kırıntıları taşıyan hameleler haline getirmek ve ömrünü telef etmek değildir. Gerçek terbiyede, öğrenciye ve öğretilenlere aktiflik ve aksiyonerlik kazandırmak bir esastır. Bir şeyi öğrenen kimsede değişiklik olmalı ve öğretilen mesele hemen pratiğe dökülmelidir” (Yıldız, 1993: 21).
* Zekanın, bilgi yükleme değil, farklı alternatifleri yorumlayabilirle kabiliyeti olduğu unutulmamalıdır. Hem hususî hem de küllî plânda tefekkür ve mütalâa istidatlarının gelişmesi için öğrenciler teşvik edilmeli, sadece aslî değil, tâlî neticeleri de tahlil edebilecek bir seviyeye ulaşmaları için onlara yardımcı olunmalıdır.
Böyle bir maarif felsefesiyle talim ve terbiye, mekteplerle sınırlı kalmayacak, farklı yaş ve mesleklere sahip fertlerden müteşekkil bütün içtimaî müesseseleri kuşatacaktır. Böyle müesseseler kurduktan sonra istenilen sosyal değişimleri yapmak ise çok kolay olacaktır.
KAYNAKLAR
-Dede C.vd.(l982). “Communications Technologies and Education: The Corning Transformation”Communications and the Future adlı eserde, Bethesda: World Fulure Society, ss. 174-182.
- Yıldız, Vehbi (1993). İrfan Ordusu. İzmir: Nil A.Ş.