Nisan 1996 · s. 119 · 1 dakikalık okuma
Efendim
EFENDİM
Yine hicranla seni andı gönül,
Tende canım, ruh-u revanım Canan,.
Andıkça hasretlere yandı gönül;
Ne olur kıl artık vuslata şayan.!
Hem sevip hem ağlayan biçareyim,
Kararsız, derbeder ve avareyim,
Yıkılıp dökülmüş bir viraneyim;
Hal-i hazinim tam mevsim-i hazan..
Güller gülse de ağlıyor hep bülbül,
Bir dert küpü adeta şimdi gönül;
Bilmem mümkün mü bu hale tahammül?
Ruhumda Ah-u zar, dilimde figan.
Yanıp kebap oldum ümidim yıkma!
İtab et, ama ağyara bırakma!
Vefasız bir kulum cürmüme bakma!
Vasf-ı hale ne hacet her şey ayan...
Bilirsin gayri imdat edecek yok;
Gönlümü dertten azad edecek yok;
Kıtmiri başka abad edecek yok,
Hatırım virane, gözlerim giryan
Gel vur mızrabını da kalbimi söylet!
Vur ruhuma nağmelerini dinlet!
Ve gönlüme geleceğini vadet!
Vaat et ki kalmadı dizimde derman..!