Sızıntı Arşivi

Ocak 1984 · s. 10 · 4 dakikalık okuma

Dudaktaki Sırlı Şifre

Yusuf Kenan Çetin · İnceleme

Kendi dünyamız olarak ecdadın söz ve tedavi protokollerini ilmî usullerle ele almamak bir kayıptır. Oysaki böyle bir yol bize çok şey kazandırır. Ecdadı küçük görmek "megaloman"lık ifadesidir. Çünkü onların söyledikleri her söz, uzun tecrübelerin mahsulüdür.

Düşüp de bir yanı incinen çocuğun feryadı bastığı hemen herkesin malumudur. Fakat annenin incinen yeri öptüğünde çocuğun sustuğu, "Artık acımıyo." dediği de herhalde dikkatinizi çekmiştir.

Evet öpmek ve bunun vasıtası olan dudakta bir sır var. Niçin ağrı-sızı koklamakla geçmiyor da öpmekle geçiyor? Aynı zamanda öpmek, iki kişi arasında kapalı devre kurmanın ifadesidir. Adeta hasar görmüş bir organa, elektrik yükü fazla olan yerden bir akım geçmesi gibi bir şey akla geliyor. Acaba annede böyle bir durum mu var? Kirlian ailesinin bulduğu yüksek frekans fotoğrafçılığı, insanın etrafa hale şeklinde ışın saçtığını göstermiştir. Sıhhatli bir kişinin kirlian halesi mavi görünüyorsa, yaralanmış bir organizmanın halesi kırmızı-sarı bir renk alıyor. Birbirini seven iki kişinin karşılaşmasında ışık halelerinde belirgin bir durum oluyor. Yaralanmış bir çocuk karşısında bu hale daha bariz oluyor. Malûmunuz kadında his ve sezi, erkekte de düşünce ve irade hakimdir. Hissî bir varlığın yaralanmış ve hele kendisinden yardım isteyen çocuğu karşısında ise his dünyası âzamî seviyeye çıkacak, onun elektrikî aktivitesi maksimum seviyeyi bulacaktır. Ağrı, doku hasarı esnasında olur. Muhtemelen bu bölgenin elektrikî düzeni bozuluyor. Aşırı elektrik aktivitesi olan bir kişinin dudakları odak noktası haline gelmesi ve buradan elektrik şarjı muhtemeldir.

Dudakla ilgili birçok şair ve edip yazılar yazmıştır. Bazı edipler romanlarının başına dudakla başlayan isimler koymuşlardır. Dudağın, ağrı nokta-yı nazarından, vücudun diğer yerlerinden farklı bir durumu vardır. Parmak uçları ve dudaklarda lifler dallanmadığından ve birbiriyle karışmadıklarından buralarda ağrı duyusu daha iyi hissedilebiliyor, lokalize edilebiliyor. Buna göre ağrıyan hassas bir dudakla ağrıyan bir bölgeyi öpmek arasında bir alâka olsa gerek.

Akupunktur vücudun muhtelif yerlerine iğne batırarak çeşitli hastalıkları ve ağrıyı izale eden 5000 senelik bir Çin tedavisi.. Son yayınlarda 750 akupunktur noktasından bahsediliyor. Yani vücudun birçok noktasında akupunktur bölgeleri var demektir. Bunlara umumiyetle gümüş iğne batırılıyor. Bir kaç seans yapılınca ağrı geçiyor. Son zamanlarda Rusya'da laser ışınlarıyla bu bölgeler uyarılıyor. Yine bu noktaların ses dalgalarıyla uyarılması (sonopunktur) yaygın şekilde kullanılıyor. Elektro-akupunktur da artık devreye girdi. 9 volt doğru akım 0,25 amper, kare dalga, frekansı saniyede iki uyarı ile akupunktur yapılıyor. Annenin öptüğü yerlerin akupunktur noktalarına denk gelmesi ve buradan ister elektrik, ister psikokinetik bir enerji şeklinin transferiyle olsun, ağrının geçmesi mümkündür. Bu blokaj anneden çıkan esrarlı ışın veya elektrikle olabilir.

Çevrevî sinirlerdeki ve hatta omuriliğin arka kordonlarındaki kalın duyusal tellerin elektrikle uyarılmasının ağrıyı sıklıkla ortadan kaldırabildiğine ait tecrübeler var. Bu usule "ağrı denetiminde giriş kontrolü teorisi" deniyor. Bu usulü belki de çok önceleri Türk anası, ister dudak, ister yüksek frekans fotoğrafçılığıyla tespit edilen esrarlı ışın ve elektrikle denemiş tatbik etmiş. Yani dudak ve vücut elektriğiyle, karşı uyarma sistemini tatbik etmiş. Annenin çocuktaki ağrıyı kesmesi, telkin metoduyla da olabilir. Ağrı eşiği insanlarda aynıdır, ama ağrıya reaksiyon değişir. Merkezi ve çevrevî sinir sisteminin değişik parçalarından gelip, kortikal duyu alanlarına giren şartlayıcı tenbihler, gelen duyu tenbihlerinin beynin öbür alanlarına yaygın ya da zayıf yayılmasını ayarlar. Açık ifadeyle telkin, ağrı tenbihlerinin yayılmasını engeller. Yani beyinden gelen kuvvetli şartlandırıcı sinyaller, ağrıyı bastırır.

1975'ten itibaren beyinde morfin benzeri endorfin denen ağrı kesici maddenin bulunduğu biliniyor. Endorfinler morfinden 20 kat daha etkilidir. Endorfinler merkezi sinir sisteminde fonksiyonel ehemmiyeti olan ve bu arada ağrı duyusunu baskı altında tutan maddelerdir. Beta endorfin farelerde, beyin içine zerkedildiğinde, davranış değişikliği de yapar. Bu etki neşe, sakinleşme, ruhî gerginlikte azalma şeklinde oluyor. Açıkçası ister etrafına yaydığı esrarlı ışınlarla, isterse öpmeyle geçmesi muhtemel bioelektirik veya psikokinetik enerjiyle anne endorfin salınmasına yol açıyor. Bazıları akupunktur esnasında endorfin salınmasından bahsediyor. Biraz evvel zikrettiğimiz üzere annenin akupunktur noktalarına tesir ederek ağrıyı geçirmesi bu yolla mümkün olabilir. Anne çocuğu öperek veya başka yolla endorfin salgılıyor, ağrısını geçiriyor. Neşeli yapıyor.

İnsan, kedi ve farelerin beyninde bazı noktaların elektriki uyarılması da ağrı kesici bir durum yapıyor. Ayrıca, hissî bir varlık olan annenin çocuğun zor durumu karşısında alârma geçen his dünyası ve bunun biyolojik yansıması olarak artmış biomanyetik alanıyla beyine tesir etmesi mümkün görünmektedir.

Bazı insanlar, elllerinden çıkan esrarlı ışınlarla fevkalâde işler yapabiliyorlar. Bunlara şifacılar ismi veriliyor. Kanada'da Mc.Gill Üniversitesi'nden biyokimyacı Grad'ın çalışmasında, şifacıların elinin içine konduğu sıvılarla bitkilerin büyümesinde hızlanma oluyor. Grad yaralı fareleri iki bölüme ayırıyor. Şifacılarla ışınlanmış fareler, ışınlanmamış kontrol grup farelere nazaran çabuk iyileşiyor.

Biyokimya profesörü Simith, şifacılarla yaptığı çalışmada şifacıların elinden çıkan enerjinin bir pankreas enzimi olan tripsini fiiliyata geçirdiğini buldu. İnsanlar normal olarak 0,5 gauss gücünde bir manyetik alan içerisinde yaşadıkları halde tripsin faaliyeti 13 bin gauss'luk bir alanda gözlenebilecek ölçüde artmıştı. Profesör Miller araştırmasında; şifacıların çavdar fidelerinin büyüme hızını 8 kat artırdığını buldu. Fizikçi Rein Hart, fizikçilerin atom araştırmalarında kullandığı wilson bulut odası aracılığıyla, şifacının ellerinden çıkan enerjiyi müşahhas bir biçimde tesbit edebildi.

Bu durumda, "şifacı eller" denen bir mefhumu kabul ediyoruz. Acaba niçin şifacı dudaklar olmasın. Anneler, hislerinin galeyana geldiği anda aşırı hassasiyet kazanması ihtimal dahilinde olan dudaklarıyla çocuklarının ağrısını niçin kesemesin.

Burada mühim olan şudur: Hangi mekanizmayla olursa olsun analarımızın, bu işin farkında oluşu. En azından psikoloji metodlarını bilsin bilmesin tatbik edişi ve psikolojik metodları farkında olmadan tecrübeyle aynı yolda hareketi ve çocuğunu susturması, üzerinde durulması ve düşünülmesi gerekli olan bir hususdur.

Kıssadan hisse: Geçmişe eğilmek, ecdadın sözlerine biraz kulak vermek bize çok şey kazandırır kanaatindeyiz.

Dr. Yusuf Kenan Çetin