Sızıntı Arşivi

Ocak 1991 · s. 545 · 3 dakikalık okuma

Dönemeçsiz Yol

Cemal Doğan · Edebiyat

Yol vardır insanı hakikate götürür. Yol vardır insanı Hakk'dan uzaklaştırır. Yol vardır sonsuza uzar. Yol vardır men­ziller az der, menziller ötesine özlem du­yar. Yol vardır uzaktır, yol vardır yakın. Yol vardır menzilden geçilmez, yol var­dır ondan geçilmez... Ve yollar vardır mahlûkatın soluklarınca insanı hakikate götüren...

Bu yollar içinde öyle bir yol vardır ki; dönemeçsizdir, dosdoğrudur, çileli ama alabildiğine zevkli bir yoldur. Bu yola girildi mi dönülmez, bu yol dönme­yenlerin, arkaya bakmayı aklına, hayâli­ne getirmeyenlerin yoludur. Bu yolun dertlisi çoktur. Başta dertlilerin en dertli­si, başımızın tacı bu yolun dönmez, dön­dürülmez, döndürülemez yolcusudur... Ve bütün ısmarlama dertliler geçmiştir bu yoldan. Sonra ikinin ikincisi bu yolu dönmeden kat eder. Öyle bir kat ediştir ki; çocuk demez, kadın demez, mal de­mez, mülk demez... Demez de bu yol uğruna candan canandan geçer... Ve sonra dertlilerin dertlisinin beyanı ile “Yıldızlar gibidirler” diye tarif ve iltifat ettiği yüz binlerce ısmarlama yolcu geç­miştir bu yoldan... Ve onları rehber ka­bul eden daha nice kutlu yolcular...

Bu yol sarptır, yokuştur, menzili çoktur, ama geçilmesi ne hoştur: Yunus'un tarifi içinde bu yolda:

“Bu yol uzaktır.

Menzili çoktur.

Geçidi yoktur,

Derin sular var”dır. Ama asla aşılmaz değildir bu yol... Nice adsız yiğitler bu yolu aşmış gitmişlerdir. Bu yolda dönme yoktur. Bu yol kutludur, yolcusu yoldan da kutlu... Bu yola giren dön­mez. Bu yoldaki yolcunun adı “Dönmeyen “dir. Bu yolda dönenin adı “Mürted”...

Bu yolda insan; “Bedir'deki çalım­la yola çıkmazsa takılır yolda kalır. Ölürken dahi gülerek işin üzerine git­mezse insan, takılır yolda kalır. Ok yağmurunu nisan ayında semâdan gelen bârân-ı rahmet saymazsa insan, takılır yolda kalır.” “İnsan bu yola gi­rerse halktan Hakk'a seyrân eder asla sapmaz. Dikenli yollarda uçar asla basmaz, ölüme gülerek gider asla korkmaz”... Korkmaz çünkü Kışta Gelmiş'in beyanı içinde “İman hem nur­dur hem kuvvettir, hakiki imânı elde eden adam kâinata meydan okur” hareket eder. Gözleri hep hedefte asla şaşmazlar. Bu yola girenler Sultan-üş Şuarâ'nın deyimi ile "Yıldızları tesbih tesbih çekerler, ama namazda arka saf hizasında "dırlar.

Bu yolun kutluları arasında hasbîlik, diğergâmlık, fedakârlık, kardeşlik ve ihlâs en geçerli hasletlerdir. Öyle ki; yol uğruna “Girdik reh-î sevdaya bize na­mus lazım değil” diyecek kadar hasbî ve diğergâm... İnsanlığın geleceği uğruna "Cehennemin alevleri içinde yanmaya razı" olan nice yiğit yolcular bu yolu hep mertçe aşıp gitmişlerdir. “Gözlerinde ne Cennet tasası ne de Cehennem, sadece Allah 'ın rızasındadırlar”...Ve daha nice mısralarla destanlaşan yolcular ve yolları...

Bu yol dönemeçsizdir.Dosdoğru hedefe gider, yayından çıkan ok gibi... Bu yola girdin mi kol ve kanat kırılır.

Bu yola girdin mi candan canândan geçilir,

Bu yola girdin mi zehir bal diye içi­lir,

Bu yola girdin mi bütün fâni lezzetlerden geçilir,

Bu yola girdin mi insanlığın selâme­ti uğruna Cehennemler seçilir...

Bu yoldan dönmemenin yolu, bü­tün geçitlerin, bütün kilitlerin şifresi elin­de olan Zât'ın yoluna girmek, haline bü­rünmek ve eteğine, kopmamak üzere sarılmakla mümkündür. Her şeyde O'nu ölçü almakla...

Müjdecim, kurtarıcım, efendim, Peygamberim,

Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim. Dercesine bir hayat ölçüsü... Bu yola giren için ölüm îtibarîleşir.

Zaten aslında ölüm, cesede takılanlar için var olan şeydir. Ölümü itibarileştiren hakikat gözüyle hayat, Hakk’a şahidlik yap­manın diğer adı değil midir?

Bu yola girenler:

“İnsandan mu­rat onlar ölümü öl­dürenler,

Ötenin ötesinde sonsuz hayat sürenler”dir...

Ne mutlu ikinci diriliş asrında bu ufku tutan ışık ordusu, Nur ordusuna... Ve ne mutlu onların yetişmesine yar­dım için kendini feda edenlere... Onla­ra gıpta ile bakıyor, hayret ve hayran­lıkla seyrediyorum... Ve ellerimi açarak diyorum ki; “Ya Rab, sonsuza dek be­ni onların içinden ayırma, onlarla hasret, onların yolunda öldür, güldüreceksen onlarla beraber güldür, bu tek çıkar yoldur, beni bu yoldan ayır­ma''...