Nisan 1986 · s. 111 · 2 dakikalık okuma
Denizden Bir Şahit

Ercan Adak
Bir protein kaynağı olarak köpekbalığı insanları günden güne daha çok ilgilendirmektedir. Bu ilgi köpekbalıklarının fizyolojik yapılarını ve adetlerini daha fazla incelemeye sebep oldu. Bunun sonucunda bu hayvanların aşırı duyarlı bir elektromanyetik ve elektronik bir teçhizata sahip bulundukları keşfolundu. Bütün köpekbalıkları sınırlarını korumak için başkalarına saldırırlar. Yine yapılan tetkikler göstermiştir ki köpekbalıkları deniz aleminin mükemmel ve kusursuz canlılarıdır. Ünlü deniz âlimi Jacques Cousteau’nun tabiriyle “Köpekbalıkları Yüce Yaratıcı’nın denizlerde gösterdiği muhteşem bir sanat eseridir.”
Yeni doğmuş
bir kaç saatlik bir bebeğin beşiğinden atlayıp süt annesini ısırdığını ve
annesinin etini midesine indirdiğini düşünebilir misiniz? Yavru köpekbalığı bunu
gayet normal bir şekilde yapabilmektedir. Onlar analarının karnından çıktıkları
anda avlanmaya ve savaşa hazır vaziyettedirler. Yüce Yaradan tarafından onlara
verilen bu meziyet onların milyonlarca yıldan beri varlıklarını nasıl
sürdürdüklerini bize gösterir.
Köpekbalıkları zannedildiği gibi akılsız ve kana susamış hayvanlar değillerdir. Kaidelere bağlanmış bir sosyal davranış. ları, çıraklık dönemleri, çok ekonomik ve müessir metabolizmaları, büyük bir görme hassasiyeti, çok duyarlı kimyevi idrakleri ve aynı şekilde hayvanlar arasında görülmedik şekilde elektrik akımlarına karşı hassasiyetleri mevcuttur.
Miami Üniversitesi Deniz Bilimleri Laboratuvarında yapılan tecrübeler sonun da, köpekbalığının karanlıkta avını bir kedi kadar iyi gördüğü ve bu görüş gücünün insanın on misli olduğu ortaya çıkmıştır. Renk hususunda yapılan tecrübelerde ise bu hayvanların canlı renkleri sevmedikleri, açık renklere yöneldikleri görülmüştür.
Laboratuvardaki 2,5 m. boyundaki bir köpekbalığı bir günlük aktivitesi için lüzumlu kaloriyi bir parça balıktan sağlar. Obur hayvanlar olmadıkları için ihtiyaçlarından fazlasını yemezler. Önlerinde besin olduğu zaman ağırlıklarının % 4’ü kadar yemek yiyebilirler.
Denizlerde milyonlarca zerre suda bir zerrecik kimyevi değişikliği hemen farkedebilecek bir organizmaya sahip olan hayvan, insanınkinden çok daha fazla bir duyma kabiliyetine sahiptir. Elektriki uyarılara karşı hassasiyeti ise hayvanlar arasında bir benzeri olamayacak şekilde harikulade bir nizam ile yaratılmıştır.
Köpekbalıkları son zamanlarda markalanmakta ve nereye gittikleri, ne yaptıkları araştırılmaktadır. Markalanan hayvanlardan alınan ilk sonuçlar akıntıya kapılmadan yönlerini buldukları ve yüzdükleri ve kendi bölgelerinden pek uzaklaşmadıklarıdır.
“Yüzücü burun”, bu tabir onlar için tam yerindedir. Çift ve simetrik burun delikleri bir giriş ve bir çıkış deliğinden oluşur. Bu delikler içeride birbirine bağlanır. Bu burun sayesinde suda çok erimiş bile olsa herhangi bir maddeyi tanımlayabilir ve kilometrelerce uzaktaki kan kokusunu alabilirler.
Derisindeki hassas özellikler dolayısıyla en ufak basınç dalgalarını, mekanik titreşimleri hissedebilirler. Yüce Mevla’nın ona vermiş olduğu “neuromast kirpikleri” denilen deri altındaki organlarıyla, karşısındaki varlığın boyunu, hızını ve yönünü tespit eder.
Köpekbalığına bir çok bilgi sağlayan duyu organları şunlardır:
Yatay Çizgi: Bu organıyla sudaki hareket ve titreşimleri tesbit eder.
Lorenzini ampulleri: Çok araştırılmasına rağmen, barometre mi termometre mi görevinde olduğu anlaşılamamıştır.
Duyu kriptleri: Uzaktaki varlıkları idrak eder.
Schneider kıvrımları: Hayvanın koku organı durumundadır.
Avlanmaya genellikle sürülen halinde çıkan balıklar, yalnız buldukları dev yunus balığı ve balinalara bile saldırmaktan çekinmez. Dört-beş metrelik yunusların ikibuçuk metrelik köpekbalıklarına yem olduğu çok görülmüştür.
Jacques Yves Cousteau’nun dediği gibi, denizlerin ve deniz aleminin en mükemmel ve kusursuz mahluklarından olan köpekbalığı, sahip olduğu cihazat ve organlarındaki hassas özellikler sayesinde, harikulade şekilde davranışlarıyla Yüce Yaradan’ımızı bize tanıttıran denizden bir şahittir.