Sızıntı Arşivi

Eylül 1999 · s. 22 · 1 dakikalık okuma

DÂÜSSILA

Sızıntı · Şiir

DÂÜSSILA

Dinliyorum ruhumu gurbetten usanmışım,

Bunca "dâüssıla"ya dayanırım sanmıştım..

Her yeri vatan saymada meğer aldanmışım,

Herkesle hemdem olacağıma inanmıştım...

Millî ikbâlimize koşarken nefes nefes,

Ülkemde yaşayıp orada ölmek hayalimdi;

Bir gam melodisi bu yerde duyduğum her ses,

Yutkunuyorum belirsiz duygularla şimdi.

Hiç bilmem gönlümün bu sevdadan bıktığını,

Yer yer bükülmüş olsa da irademin kaddi;

Kim görmüş Mecnun'un Leyla'yı bıraktığını,

Hep bu oldu dünyada düşüncemin serhaddi.

Bir buz gibi gözümde her sabah doğan güneş,

Kâbuslar gibi çöküyor çökünce her gece;

Gündüzler burada kabir karanlığına eş.

İnsanlar ufuksuz, hayatsa tam bir bilmece..

Renkler bir darlığın ağında, hepsi de gri,

Anlamsız birer tümsek o koca gökdelenler;

Duygular derbeder düşünceler serseri,

Bir hiçe bağlı burada doğanlar, ölenler.

Düz günler monoton, bayramlarsa bir karnaval,

Âdeta bir çöl gibi bana bu koca diyar;

Izdtrap tam ızdırap, neş'enin rengi melâl,

Hazanla inim inim duyduğum yaz-bahar.

Vermiyor bencesini zevk u safanın hayat,

Fecre kapalı sanki gönlümdeki tepeler;

Hep ümide koşsam da sarsılıyor hissiyat,

Kaplıyor ufukları siyah siyah perdeler.

Yok yaşamanın bu ülkede ölümden farkı,

Sisli, dumanlı geçiyor inadına zaman;

Hiç duyulmuyor hayattan dinlediğim şarkı,

Tın tın nabızlarımızda ruhumdaki hafakan...

İç murâkabe deyip kendimi dinliyorum,

Gördüğüm çerçevede yapayalnız efkârım;

Bir mum macerası: yanıyor ve eriyorum,

Olsaydı aydınlatmak bari yanarken kârım.

* * *