Temmuz 1996 · s. 260 · 2 dakikalık okuma
Çevre Mühendisi Bitkiler
İnsanları beslemek veya hastalıklara ilaç olmak üzere yaratılmış kompleks birer laboratuar olan bitkiler, işleyişlerini tam olarak çözemediğimiz bünyelerindeki metabolizma hadiseleri sırasında yaptıkları bazı işlerle, bitki fizyologlarının yeniden dikkatini çekmektedirler.
Büyük kısmını zarif çiçeklerin teşkil ettiği karnıbahar türü bitkiler, ağır metallerle (kurşun, civa, bakır gibi) kirlenmiş olan toprakların temizlenmesinde insanlığa yeni çözümler va’dediyor. Oxford Üniversitesi’ndeki bilim adamları bu tür bitkilerin ağır metalleri emerek toprağı arıttığını keşfettiler. Üstelik bu metot, mevcut tekniklerden çok daha ucuz ve temiz bir yoldu.
Bu bitkilerin Alyssum lesbiacum olarak isimlendirilen türü, nikeli, oldukça tesirli bir biçimde topraktan alıp, yüzeydeki yeşil dokularına aktarır. Emilen nikelin miktarı, diğer bitkilerin çoğunu öldürebilecek orandadır. Bitki nikeli, histidin amino asitini kullanmak suretiyle alır. Amino asit içindeki azot atomları, elektron fazlasını elektrona doymamış olan nikel iyonuna aktarırlar. Böylece arada kuvvetli bir bağ oluşur. Bu işlemin ardından nikel, histidin moleküllerinin içinde hapsedilerek yapraklara aktarılır.
Ayrıca bu araştırmalar, histidin’in bitkinin köklerinde serbestçe dolaştığını ortaya çıkarmıştır. Halbuki histidin’in sadece protein gibi daha büyük biyolojik moleküllerin bir parçası olduğu bilinmektedir.
Araştırmacılar, nikel dışındaki metalleri depolayan bitki türlerini de inceliyorlar. Öncelikle, Zaire’nin güneyindeki bakır madeni bölgesinde bulunan, bakır ve kobalt depolayan bitkilerle, İngiltere adalarına has, çinko depolayan Thlaspi caerulescens olarak adlandırılan bitki türü üzerinde çalışıyorlar.
Acaba bu bitkiler metallerden kaçınmak yerine neden onları bünyelerinde depolamaktadırlar? Bir teoriye göre metaller, böcekleri uzaklaştırarak, bitkilerin zarar görmesine engel olmaktadır. Kudreti Sonsuz tarafından sunulan bu mekanizma sayesinde bitkiler hem tehlikelerden korunmakta, hem de çevre temizliğine katkıda bulunmaktadırlar.
METODUN DEZAVANTAJI
VAR MIDIR?
Toprağı
temizleyen bitkilerin büyümesi yavaştır. Bu sebeple zehirli maddelerle
kirlenmiş bir alanın arıtılması birkaç yıl sürebilir. Araştırmalar şu sıralar
zehirli ağır metalle temizlemede rol oynayan genleri belirlemeye çalışıyorlar.
Bu genler tesbit edildikten sonra daha hızlı büyüyen ve metalleri biriktirecek
pek çok yaprağı olan bitkilere aktarılabilirse arındırma işlemi oldukça
hızlandırılabilecektir. Ayrıca kimyevi maddelerle kirlenmiş arazilerde birkaç
çeşit metal mevcuttur. Bunlardan sadece birini alabilen fakat diğerlerinden
olumsuz etkilenen bitkilerin bu topraklarda yaşayabilmesi imkansızdır. Ancak
genetik depolama mekanizması anlaşıldığında, bitkilerin diğer metallere karşı
dayanıklılığının artırılması veya aynı anda birkaç metali emebilmesi
sağlanabilir. Ağır metallerle yüklü yapraklar özel toplanarak belli yerlerde
imha edilebilir. Bazı işlemlerle metallerini çıkarmak ve kullanılır hale
getirmek de mümkündür. Araştırmalar bu tekniğin gelişimini hızlandıracaktır.
GÜNÜMÜZDE KULLANILAN
ARITMA METOTLARI
Metalleri zararsız hale getirmek için kirlenen bölgenin üzeri toprakla örtülür. Yahut kirli toprak bulunduğu yerden alınarak, içine, metalleri ayrıştıracak güçlü asitler katılır. Ancak bu asitler, topraktaki milyarlarca faydalı mikroorganizmanın da ölümüne sebep olmaktadır. Üstelik bu; son derece pahalı bir uygulamadır. Halbuki arındırma işleminde şaşırmadan ve tahrip etmeden çalışan bitkilerin kullanılması çok daha ucuz, aynı zamanda çevreyi koruyan bir teşebbüs olacaktır. Kudreti Sonsuz’un bizlere ihsan ettiği ancak her gün göre göre alışkanlık sebebiyle mucize olduğunu unuttuğumuz bu mükemmel kimya laboratuarlarına gelecekte herhalde daha fazla dikkat etmemiz gerekecek.