Sızıntı Arşivi

Kasım 1993 · s. 10 · 5 dakikalık okuma

Canlı Meteorologlar

Ziya Aydın · Tabiat

Hayvanların mükemmel bir savunma ve yardımlaşma sistemine, eşsiz bir aile bağına sahip, olduklarını, hayretengiz çalışma, temizlik ve şefkat abidesi olarak kabul edildiklerini çokça duyar ve okuruz. Şimdi ise izleri hayvanların bir başka enteresan buuduna götüreceğiz; hayvanlarda görülen dört dörtlük hava tahminleri...

Meteoroloji uzmanlarına, “ekim ayında kış nasıl geçecek, çok mu soğuk olacak, yoksa..?” diye sorsanız, hemen ellerindeki mevcut uydu araçları, bilgisayarlar, balonlar, barometre gibi son teknik imkanlarla, gelecek iki-üç ayın hava raporunu vermeye çalışırlar. Ancak bu tahminleri her zaman tutmayabilir. Şu kesindir ki, meteorologlar ellerindeki bu son teknik cihazlarla en fazla yedi günü kapsayan %70 oranında doğru tahminde bulunabilmekteler.

İnsanlar gaybden haber veremezler. Gaybı yalnız Allah bilir. Fakat bazı insanlara özel haller bahşedildiği gibi, pek çok hayvan yüce Yaratıcının verdiği ilhamla hissedemediği, keşfedemediği hadiselerin habercisi olurlar. Bu, gaybı bilmek değil, tezahür etmiş önemli iklim hadiselerini kendilerine has hislerle bilebilmedir. Bazıları da doğuştan getirilen ve aynı gayeye yönelik olan bu gibi davranışlara “içgüdü” demekle yetiniyorlar. Gerçekte kaderin sevkiyle yürütülen ve “Sevk-i İlahi” dediğimiz buna benzer davranış özellikleri, hemen hemen bütün hayvanlarda vardır.

Hemen ifade edelim ki, hayvanlara bazı duygular, insanlara göre daha fazla ihsan edilmiştir. Kimi hayvanlarda ses, kimi hayvanlarda da diğer bir kısım özellikler ileri seviyededir. Som balıkları, bulundukları ırmaktan 800 km açıldıkları halde, koku alma vasıtasıyla yine eski yerlerine gelip yumurtlayabilmekteler. Leylekler son bahar gelince binlerce kilo metreli yolu aşıp sıcak ülkelere gitmekte ve ilkbahar da da hiç şaşırmadan yuvalarına dönebilmekteler.

Hava tahminlerini tespitte ise, pek çok hayvan şaşırtıcı özelliklere sahiptir. Herbir hayvan adeta uzman bir meteorolog gibi vazife görür. Tahminleri kesinlikle yanılma göstermez.

Şu hayret verici hadise bunun en önemli delilidir;

13 Kasım 1972’de Almanya’nın kuzey bölgesini tamamiyle kaplayan şiddetli bir baş gösterir. Tesir alanı 110000 hektar. Saatte 180 km hızla ortalığı alt üst eden bu kasırga sebebiyle yaklaşık 50 milyon ağaç yerle bir olmuş ve bazı yerleşim alanları da tahripten paylarını almışlardır. Ne tuhaftır ki bu afette sadece 37 adet hayvan ölüsü tespit edilmiştir. Bazı araştırmacıların ifadelerine bakılırsa, bir gün öncesinde geyiklerin, dağ keçilerinin ve yaban domuzu gibi hayvanların panik içerisinde kaçıştıkları görülmüştür. Demek ki en geç bir gün öncesi kasırganın patlak vereceğini hissettiler.

Şehirlerde yaşayanlar, günlük hayatın telaşı içerisinde, yaban kazlarının, farelerin, dağ keçilerinin, böcek yiyen bitkilerin davranışlarını veya hava değişikliğini bildiren hayvanları izleme imkânından uzaktırlar. Minesota Üniversitesi atmosfer fiziği uzmanı G. Frier: “Hemen herkes geleneksel usullerle hava tahmini yapmanın doğru netice vermeyeceğine inanır, ama aslında hakikat hiç de böyle değildir” diyor. Berlin Freien Üniversitesi İklim Uzmanı Prof. H. Malberg ise halk arasında yaygın olarak konuşulan önemli pek çok deyim ve tekerlemelere dikkat çekerek: “Bunlar boşuna söylenmiyor. Kendiliklerinden de ortaya çıkmadılar. Hepsinde de bir gerçek payı ve doğruluk vardır” der. Mesela “Ne zaman ki yaban kazları ve ördekler göç eder, soğuk kış günleri hemen kapımızı tık tık eder.

Ne zaman ki keçiler kuyruklarını bacak arasına kıstıra, havada bulut yoksa da sen güzel bir yağmur bekle.

Melberg’e göre, hava tahminlerini sağlayan halk bilimlerinin temelinde, bazı bitkilerle çoğu hayvanların, havanın yoğunluğuna, sıcaklığına, basıncına ve nemine karşı olan aşın hassasiyetleri bulunmaktadır. Buna bir nevi “altıncı his” de denilebilir.

Şimdi sözü canlı meteorologlara, barometre uzmanlarına bırakalım. Bakalım bize hava şartları ile alakalı ne gibi sırlar sunacaklar:

* Eylül ayının sonunda ağaçlar yapraklarını dökerlerse şiddetli bir kış kapıda demektir.

* Sonbaharda özellikle meşe ve palamudun yapraklarında, ağaç uru çoğalırsa kış yumuşak geçecek; bu ağaç urlarının içi hissedilir derecede yaş ise bol yağmurlu bir yaz geliyor demektir.

* Yaban kazları uçarken hava basıncının yoğun olduğu yükseklikleri seçerler; çünkü düşük yoğunluklu havanın kaldırma gücü daha azdır. İşte, “Kazların sesi yakından gelirse hava açık ve iyi, uzaktan gelirse hava kapalı ve sağanak yağışlı olacak demektir” manasındaki halk tabiri bu hakikatten kaynaklanıyor.

* Fırtınalı havaların baş göstereceğini kuşlara bakıp öğrenmek mümkün. Martı, kırlangıç ve ardıç kuşları da hava basıncına karşı hassastırlar. Fırtınalı hava yaklaşırken uçmaktan çok, bir yere tünemeyi yeğlerler. Ayrıca kırlangıçlar avlarını (sinek, tatarcık) güzel havalarda yukarılarda; nemli havalarda ise aşağılarda avlarlar.

* Ötücü kuşlar da bir barometre gibi çalışırlar. Sabah erkenden başlayıp öğleye kadar öter, akşama yakın tekrar başlayıp karanlık basarken ötüşlerini keserlerse, bu bir müddet daha havaların güzel ve açık geçeceğini gösterir. Buna köstebekler harıl harıl çalışarak, tüneller kazarak katılırlar. Bu esnada tarla kuşları da yüksekten uçarlar.

* Örümcekler de şevk ve cezbe içinde ağ örmeye devam ederlerse, havalar bir süre daha güzel olacak demektir. Ekim ortalarında sanki yaralı gibi oraya buraya kaçışıyorsa, şiddetli fırtına ve yağmur geliyor demektir.

* Arılar, fırtınalı havalar baş göstereceği vakit kovanlarından ayrılmazlar.

* Hava bozulacaksa atlar iyice huysuzlaşır, kişner dururlar. Koyun, keçi, sığır yüksek tepelerden kaçarcasına inerler. Koçlar birbirleriyle toslaşırlar Dağ sıçanları yuvalarının girişine ot yığarlar. Kargalar daha çok bağırırlar, merkepler bir araya toplanırlar.

* Kurbağalar, bir çiftleşmeden önce, bir de şiddetli fırtınanın kopmasından önce telaşlı sesler çıkarırlar; sanki çok sesli bir koroyu andırırlar. Eğer kurbağalar yumurtalarını bulunduğu suyun derin bir yerine bırakırlarsa, o yaz çok sıcak ve nemli geçecektir.

* Sonbaharda geyikler devamlı olarak yiyecek peşinde dolaşıyorlarsa, en geç 14 gün içerisinde don olayı başgösterecek demektir ve o kış şiddetli geçer.

* Kuzey memleketlerinde yaşayan gelinciklerin, yazın kahverengi olan postu beyaza dönüşürse iki-üç hafta sonra don ve kar beklenmelidir. Eğer bu gelincik nisanda hala beyaz renginden kurtulamamışsa bilin ki mayıs ayı içerisinde bir gece çok şiddetli bir don olayı vuku bulacaktır.

* Eğer Afrika antilopları (Gnu’lar) yavrularını doğar doğmaz öldürürlerse ceylanlar düşük doğum yapıyorlarsa ve keklikler de çiftleşmiyorlarsa, yaklaşan yağmur mevsimi gelmeyecek veya epey gecikecek demektir.

Bu hayvanlar, keskin işitme uzuvlarıyla, gök gürültülü ve şimşekli fırtınaların yaklaşmakta olduğunu, insanlardan çok önce fark edip, hissedebilirler. Hangi varlık olursa olsun, nerede vazife görecekse oraya göre organ, his ve kabiliyetlerle techiz edilerek gönderilmiştir.

ZİYA AYDIN

KAYNAK

Jocken Malmus, Können tiere den Winter besser ‘vorhersagen’ als Meteorlogen?”, P’. M. 1/1990, ss. 84-92