Mayıs 1994 · s. 38 · 2 dakikalık okuma
Canlı Elektrik Dedektörü

Abdullah Mert
Yıldız burunlu kör köstebek, tarlalarda gördüğümüz normal köstebekler büyüklüğünde, koyu renkte kılları olan, tıknaz bir hayvandır. Kazmaya uygun yaratılmış ön ayakları sayesinde büyük bir maharetle toprağı kazar. Yalnız gözleri pek iyi görmez. Bu hayvanın en göze çarpan yeri çiçek şeklindeki burnudur. Burnunun ucunda 22 tane, kıvrım kıvrım dokunma ve kavrama uzantısı bulunur. Yıllardır bu uzantıların yaratılış hikmetini araştıran zoologlar, sonunda bu uzantıların, hayvanın avlarına ait elektrikî alanları tespit etmeye yardımcı olan husûsi organlar olduğunu tespit ettiler.
Herhangi bir hayvanın ter, ağız ve burun salgıları (mukus) elektrik yüklü iyon ve molekül bakımından zengindir. Bu moleküller hayvanın çevresinde elektrikî bir alan meydana getirebilirler. Derilerinde alıcılar olan köpek balığı ve vatozlar gibi bazı hayvanların, bu tür elektrikî alanları farkedebildikleri bilinmektedir. Bir memeli hayvan olan ornitorenk'in bu hususiyete sahip olduğu ilk defa 1986 yılında tesbit edilmiştir. Araştırmacılar, ornitorenk'in gagalarındaki elektro-alıcılarla su birikintilerinin karanlık ve çamurlu yerlerinde yaşayan kurbağa yavrusu ve karides gibi avlarını bulduğunu görmüşlerdir.

Kör köstebek de diğer köstebekler gibi tüneller kazar. Bu tüneller çoğunlukla dere kenarlarına çıkar. Çok iyi birer yüzücü olan kör köstebeklerin, çamurlu sularda nasıl olup da solucanları bulduklarını araştıran zoologlar, bu köstebeklerin de, tıpkı ornitorenkler gibi elektro-alıcılar taşıdıklarını gördüler. Büyük bir şeffaf kabın dibine bir miktar su ve canlı solucanlar, üzerlerine de yosunumsu maddeler koyan araştırmacılar, daha sonra bu kaba iki adet kalem pili yerleştirdiler. Pillerin birisi elektrik yayamayacak şekilde plastikle kaplanmış, diğerinin ise kutupları açık bırakılmıştı. On kör köstebekten yedisinin bu kutupları açık olan pili ağzına alıp yokladığı tespit edildi. Ancak pillerin, solucanlardan daha çok elektrik yaydığı düşünülerek yeni tecrübeler yapıldı. Solucanların elektrik sahalarının en çok vücutlarının orta kısmında yoğunlaştığı görüldü. Zira bu bölgedeki salgı bezleri diğer yerlere göre daha çok çalışıyordu. Eğer kör köstebek elektrikî alanlara hassas olmasaydı, solucanlara rastgele saldırması gerekirdi. Halbuki daha çok vücutlarının orta kesimlerinden yakaladıkları görüldü. Solucanların kokularının da rol oynayabileceğini düşünen araştırmacılar, kokusuz bir maddeden solucana benzer ve orta kesimleri elektrik yayan maketler yaptılar. Bunları elektrik yaymayanlarla birlikte karıştırıp bıraktılar. Yedi kör köstebekten altısı elektrik yayanları tercih etti.
Zoologlar halen bu garip burnun, elektrikî alanları nasıl tespit ettiğini araştırmakla meşgul. Biraz da niçin ve hangi hikmetle sorularına cevap arasalar, belki de neticede bu mûcizeler âleminin Sahibi önünde hürmetle eğilmeden edemeyecekler.
KAYNAK
C. Zimmer, "The Electric Mole". Oiscover, August 1993, s. 16