Şubat 1993 · s. 4 · 2 dakikalık okuma
Bukalemunlar




Afrika, Güney Avrupa ve Batı Asya’da yaşayan, kılık değiştirme ustaları bukalemunlar, böceklerle beslenen bir sürüngen nev’idir. Bilindiği gibi, bukalemunlar, Yaratan’ın kendilerine bahşettiği istidatla, istedikleri an derilerinin rengini değiştirebilmekte; Çoğu zaman bulundukları zeminle uyumlu, düşmanları tarafından fark edilmelerini önleyen renklere bürünmektedirler. Üreme mevsiminde ise, günlük elbiselerini çıkarıp, işlemeli-oyalı elbiseleri andıran renklerle bezenmiş bir kıyafete bürünürler. Dişilerden daha alımlı olan erkek bukalemunlar, üreme mevsiminde rakiplerine gözdağı vermek için renkten renge girerler. Smithsion Enstitüsü’nde, bir bukalemun araştırmacısı olan Ron Crombie bu konuda şunları söylüyor: “Son derece gösterişli bir erkek, rakiplerini kolaylıkla saf dışı bırakabilir.” Bu defilenin en gözdeleri, üreme hakkını kazanırlarken, kaybedenler de yenilgilerini gösteren soluk bir renge bürünürler. Bukalemunlar, korktukları, hasta oldukları, dinlendikleri veya sindirim yaptıkları zamanlar da soluk bir renktedirler
Bukalemunlardaki bu renk değişimi mucizesi, sevk-i İlahi ile; ısı, ışık ve hareketlerle uyarılan “kromatofor” denilen renk hücreleri sayesinde olur. Kamuflaj için her an hazır halde bekleyen bu renk hücreleri, üreme mevsiminde kendilerine bahşedilen bütün istidatları kullanmanın şevkiyle ve ilahi isimlere ayna olmanın sevinciyle renk cümbüşleri oluşturmaktadırlar.
Bukalemunların bazıları diğerlerine nazaran daha göz alıcıdır. Her bir türe, tabii çevrelerine daha iyi kamufle olmalarını kolaylaştıracak şekilde değişen renkler verilmiştir. Mesela Afrika savanlarında, yani otsu bitkilerle kaplı çayırlarda yaşayan bukalemunlar, Yaratan’ın kendilerine vermiş olduğu kabiliyetle adeta birer kamuflaj uzmanıdırlar.

Bukalemunlardaki renk cümbüşü, maalesef, onların nesillerini tüketecek şekilde pazarlanmalarına yol açmıştır. Evcilleştirmek uğruna tabiattan toplanan bu hayvanların %75’i daha yerlerine ulaşmadan telef olmaktadır. Tabii, Batılıların garip göz zevklerine hitap etmek gayesiyle yapılan bu kıyımdan rahatsız olmak için, Kudret-i Sonsuz’un tesis ettiği ekolojik dengeden haberdar olmak, O’na karşı mesuliyet hissi taşıyıp yarattığı mahlûklara zulmetmemek, Efendimiz’in de (sav) ifade ettiği gibi, her bir hayvan türünün mühim vazifeleri olduğunun şuurunda bulunmak gerekmektedir. Bu şuurdan uzak insanlar, yağmur ormanlarını acımasızca tahrip ederek bir çeşit soykırım yapmaktadırlar.
Allah’a hesap verme düşüncesinden uzak insanların, şu anda yapmakta oldukları, insan katliamları ve soykırımlar hatırlanırsa, hayvanları pek düşünmemeleri gayet normaldir (!)
Muammer ÖZHAN