Sızıntı Arşivi

Şubat 1983 · s. 29 · 3 dakikalık okuma

Böceklerle Birkaç Dakika

M. Ramazanoğlu · Doç. Dr. · Tabiat

Uçurtma denilen bir kelebek türü vardır. Yaptığı bir tecrübede tabiat âlimi Hutshins bir uçurtma kelebeğini 140 gramlık kazıklara bağlıyor. Kelebek bu 140 gramlık kazıkları koparıyor. Ancak 150 gramlık kazıkları koparamıyor. Bir atlet bu böceğin kâbiliyetine mâlik olabilseydi, bir çukura devrilmiş 8 - 9 tonluk bir kamyonu doğrultabilirdi. Ayrıca uçurtma kelebeklerin baş kısımlarında tıpkı geyikler-deki boynuzlar gibi antenler vardır. Böcek bu antenlerle herhangibir şeyi rahatlıkla kaldırabilir. Bu gösteriyi insan yapabilseydi şöyle bir hâdiseyle karşılaşırdı: Bir cambazhânenin sütun başlarına dişleriyle asılmış bir trapez cambazını gözünüzün önüne getirin. Bu adam beline sarılmış olan 130 arkadaşını rahatça tutabilirdi... Sıçrama konusunda bazı böcekler, bütün memelilerin ve hattâ kanguru gibi en büyük sıçrama ustalarının gösterilerini çok geride bırakırlar. Bacakları 2,5 mm uzunluğunda olan bir pire, bir sıçrayışta bir masanın bir tarafından diğer tarafına sıçrayabilir. Bir olimpiyat şampiyonu aynı şekilde bir gösteri yapabilseydi bir sıçrayışta 215 metre uzun atlayabilecek, ya da 130 metre yüksek sıçrayabilecekti.

Yusufçuklar, fen ve tabiat âlimlerinin her zaman hayranlığını çekmiştir. Şeffaf kanatlı bu nazik hayvancıklar hiçbir yere konmadan 100 kilometrelik bir yolu katedebilir. İzdivaç mevsimlerinde yusufcuklar saatte 15 ile 35 kilometre arasında bir süratle bataklıklar üzerinde uçabilirler. Kanatlarının yarısı kesilip alınsa bile yine bu hızla uçmaya devam ederler.

Böceklerin hususiyetlerinden biri de ince kanallar sistemiyle oksijeni doğrudan doğruya adâlelerine alabilmeleridir. Bu da böceklerin davranışlarında çok büyük bir rol oynar. Havaya sıçramış bir çekirge hareket halindeyken yüz kat fazla oksijeni rahatlıkla alır.

Yapılan incelemelerden sonra yusufçuğun kanadının saniyede 28 defa çarptığı hesaplanmıştır. Eşek arısı bu rekoru saniyede 100 kanad çırpmasıyla kırar. Arınınki ise saniyede 220'dir. Bu da birşey değil!.. Bildiğimiz kara sinek saniyede 1000 defa kanad çırpar. Hiçbir adale bu kadar korkunç bir süratle işleyemez.

Gürültülü bir hayat sürdüren böcekler güçlerini korkunç bir süratte harcarlar. Dişilerin çoğu yılda onlarca, hatta yüzlerce yumurta yumurtlar. Bir kovanın kraliçesi işçilerine dakikada bir yumurta verir. Beyaz karıncaya gelince bu hayvancık bu alanda bütün kategorilerin şüphesiz en büyük şampiyonudur. Bazı dişiler yılda 13 milyon yumurta yumurtlarlar.

Bütün omurgalılar gibi insan için de kafa kesilmesi âni ölüm demektir. Ama yusufçuk için hiç de Öyle değil! Bu hayvancık kafası kesildikten sonra günlerce yaşar. Bu deneyle beraber, bir tahta kurusunun kafası kesildikten sonra bir sene daha yaşaması tecrübesini bütün entomologlar sık sık yaparlar.

En süratli dört ayaklı kara hayvanlarından biri otomobil gibi saatte 112 km koşan çita'dır. Ama dünyanın en süratli koşucuları hiç şüphesiz ki 120 km ye erişen süratleriyle deve kuşlarıdır. Ren geyikleri 90 km tavşan 75 km, aslan ve zürafa gibi hayvanlar ise ancak 35 km kadar sürat yapabilirler. Bir kırlangıç cinsi olan chaetura candacuta 171 km/saat sürate ulaşabilmektedir. Bazı sinekler ise bu rekorları çok geride bırakırlar. Taon' denilen bir tür sinek saniyede 345 metre, saate vurulduğu zaman 1242 km yani bir uçak veya fişek sürati yaparlar. Bunu zoolog Tawnsend keşfetmiştir.

Bu hârika sanat cümbüşü arasında insanın, çevresindeki bu enteresan yaradılış tekniğine bakıp, bunların sergileniş sırlarını araştırması gerekmez mi? Acaba bunlar sadece bakıp hayret etmek için midir? Yoksa vazifeleri tefekkür olup, yeni sentezlere ulaşacak insanoğlunun teknolojik yönden yükselirken; basamak basamak bu sanatlardan aldığı ibretlerle daha da ilerilere tırmanması için midir? Yoksa bunların yanında fakat bunların da ötesinde daha başka gayeler de var mıdır?

Belki bir gün bu sorulara, hiç olmazsa bir kısmına müsbet, yükseltici cevaplar vermek mümkün olacakdır.

M. Ramazanoğlu