Mart 1999 · s. 38 · 3 dakikalık okuma
Biz Balinalar

Nur Aytekin
Biz balinaların eşsiz bir hayat sürme tarzı vardır. Hayvanlar âleminin diğer gruplarında bulamayacağınız bazı özelliklerimizden söz etmek istiyorum: -10 km/s ile giderken beslenip. 35 km/s'lik hız ile yolculuk yapabilir ve bunu gerekirse 65 km/s'e çıkarabiliriz.
- Kuşlar gibi 10.000 km uzaklığa göç edebiliriz.
- Müzik besteleyebiliriz.
- Nefes verirken yoğunlaşarak sıvılaşan havayı 15 metreye kadar fırlatabiliriz.
- 3.000 metreye kadar dalabilen türlerimiz vardır.
- Bazı türlerimiz 3.000 litreden fazla akciğer hacmine sahipken, siz insanların akciğerlerinizin kapasitesi dört veya en çok yedi litredir.
- Rahmeti Sonsuz Yaratıcımızın verdiği eşsiz bir metabolizma yoluyla dünyanın en yağlı sütünü üretiriz. % 42'lik yağ oranına sahip bu süt sayesinde soğuk denizlerde doğan yavrularımızın gıda ihtiyacını karşılarız. (Sizin annelerinizin sütü ise ancak % 4,4 oranında yağ taşır)
- Her ne kadar dilimizi siz insanlar gibi konuşmak için kullanmasak da bazı türlerimizin dillerinin büyüklüğü iki yetişkin at'ın ağırlığı kadardır.
- Tonlarca ağırlıktaki vücudumuza hayat pompalayan kalbimizden çıkan ana damar olan aort'umuzun çapı 50 santimetre, kalbimizin çapı 120 santimetre, ağırlığı ise bir atın ağırlığına eşittir.
Adresimiz okyanustur. Fakat bizim balık değil, memeli hayvan olduğumuzu sakın unutmayın. Yaratıcımız bizleri denizde yaşamaya en uygun şekildeki organlarla yaratmıştır. Onun için
el ve ayak yerine, yüzmeye yarayan yüzgeçler ve kuyruk vermiştir, bu yüzden kabaca, balığa benzeriz. Bizler çocuklarımızı insanlar gibi doğurarak dünyaya getiririz. Halbuki balıklar su içine yumurtlarlar. Büyüklüğümüze aldanmayın, yavru bir balina 10-12 ayda dünyaya gelir. Eğer diğer hayvanlarla kıyaslayacak olursak gergedanlar 18 ay, filler 22 ayda dünyaya gelir. Bunlara göre bayağı hızlıyız. Foklar yavrularını doğurmak için kıyıya çıkarlarken, bizler su içinde doğururuz. Karada yaşayan memelilerden farklı olarak doğum esnasında annemizin rahminden ters olarak çıkarız; yani önce kuyruğumuz, en son ise başımız çıkar. Düşünün, eğer insanlarda ve diğer memelilerde olduğu gibi bebek balina baş tarafından doğmaya başlasaydı ne olurdu? Doğum süresince başı suyun içerisinde kalacağı için boğulacaktı. Halbuki bebek balina önce kuyruk tarafından doğar ve böylece tamamen doğana kadar annesiyle bağlantısı kesilmemiş olur.
Yaklaşık 80 türümüz vardır. Ve bunların her birinin de kendine has özellikleri bulunur. Meselâ: Sperm balinası (Physeter macrocephalus) denilen arkadaşımız 2.000 metre'ye kadar dalabilir. Kambur balina (Megapîera novaeangliae) bazen yaptığı hava kabarcıklarını balık ağı gibi kullanır ve hayvanlar âlemindeki en karmaşık ve en uzun sesi çıkarırlar. En büyük balina, hatta dünyanın en büyük ve en uzun yaratığı mavi balina (Balaenoptera musculus)dır. Bir mavi balina yaklaşık 140.000 kg'dır. Bunun ne demek olduğunu bir başka İfadeyle anlatırsak, bu ağırlık 28 fil veya 170 öküz eder. Eğer insanla kıyaslamak isterseniz, 2.000 insana ihtiyacınız var demektir. Uzunluğum bakımından da dünyanın en uzun hayvanıyım ve yaklaşık 33 metre uzunluğunda olabilirim. Bu da dört otobüs uzunluğuna bedeldir.
Bizler deniz altında iken, göz yaşımız, açık duran gözümüzü denizin tuzundan korur. Ayrıca bizler ve yunuslar, biyomagnetizm denilen çok harika duyulara sahibiz. Bu duyularla yerdeki magnetik saha değişikliklerini algılayabiliriz. Bu özelliğimizi, yolumuzu bulmak için bir pusula gibi kullanarak, denizlerde yolculuklar yapabiliyoruz. Gıda olarak gönderilen balık sürülerinin yerlerini de bu hissimizle belirleyebiliriz. Keşke imkân olsa da, yüz yüze tanışabilseydik. Size yandaki resmimi göndermekle yetiniyorum.
![]()
Kaynaklar:
1 - Werner Gitt k H. Vanheiden If Animals Could Talk.
2 - The Guinness Book Of Animal Records.