Şubat 2001 · s. 33 · 3 dakikalık okuma
Biyolojideki Son İttifak
Nature dergisinin 7 Eylül 2000 tarihli sayısında; ABD Milli Sağlık Enstitüsü'nün AFCS: Alliance for Cellular Signaling (Hücredeki Sinyalleme İçin İttifak) adlı bir konsorsiyuma beş yıl için 25 milyon dolarlık bir kaynak sağladığı haberi yayınlandı. Böylece birbirinden habersiz farklı araştırmalar yapan çeşitli grupların çalışmalarını insanlığın hizmetine sunmak üzere ortak bir hedef konuda birleştirecek ilk 'yapıştırıcı ödenek' verilmiş oldu. "Hücredeki Sinyalleme İçin İttifak" isimli proje, kısaca özetlenirse sanal bir hücrenin inşasını hedef almaktadır.
Projenin kurucusu olan Alfred G. Gilman, Teksas Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezi'nde bir profesör, ve bilim dünyasında ona '94 Nobel Ödülü'nü kazandırmış olan G Proteinler üzerine çalışmaları ile biliniyor. G Proteinler, hücre sinyal iletiminde başta gelen proteinlerden kabul ediliyor; diğer sinyal iletim molekülleri gibi, hücre dışından gelen hormon gibi uyarıcılardan bilgiyi alıyor ve hücrenin kendini ayarlayacak mekanizmalarını aktifleştirmesini sağlıyor. Gilman'ın yöneteceği ve merkez olarak Dallas'taki Teksas Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezi, Kaliforniya Teknik Enstitüsü, San Diego ve San Fransisco'daki Kaliforniya Üniversiteleri'ni kapsayan toplam 7 akademik merkezin kurulacak yeni laboratuarlarında gerçekleştirilecek olan araştırmaların maliyeti, yılda 10 milyon dolar civarında olacak ve ihtiyaçlarının yarısı (25 milyon dolar) eczacılık şirketlerinden ve kar gayesi gütmeyen araştırma teşkilatlarından sağlanacak.
Proje, iki hücre sistemini model alarak hücrenin içindeki bütün sinyalleme mekanizmasını ve bu mekanizmalara dahil olan bütün molekülleri aydınlığa çıkarmayı hedefliyor. Çalışmaların çoğunu büyük ölçekli protein-protein arası karşılıklı tesirler neticesi ortaya çıkan sinyallerin manalarını çözmeye uğraşma ve yapılacak keşifleri serbest şekilde bilim dünyasıyla paylaşma teşkil edecek . AFCS ya da daha çok kullanılan adıyla ittifak (Aliance) laboratuar yöneticileri, buluşlarının çoğunun yayım ve ticari haklarından vazgeçmiş ve serbest yayımı kabul etmiş durumdalar. Bu "İttifak"ın, başlamasının altında yatan temel sebep, bilim adamlarının yıllardır topladıkları kopuk kopuk bilgilerin birleştirilememiş olması, dolayısıyla da; "hayat", "can", "tabiat", "ölüm", "gelişme" gibi temel kavramların izahında eksik kalınması yatmaktadır. Bilim adamlarında bulunan merak ve her olguyu bir şekilde izaha çalışma gayreti de bu tip ittifakları artık mecburi kılmaktadır. Gilman, bu proje için "fedakarlık yapabilen ortaklarınızın olduğu yeni bir iş yapma biçimi" diyor. Başlangıç için sadece Kuzey Amerika'da olacak olan ittifak laboratuarları, genişband Internet II hatlarını kullanarak telekonferans üsulüyle kendi aralarında sıkı bir iletişim ağı kuracak. Gilman, ağın sadece Kuzey Amerikalı laboratuarları arasında kurulmasına, çok fazla zaman dilimine yayılmanın imkansızlığını ve doğabilecek haberleşme eksikliğini mazeret gösteriyor. Buna rağmen yeni oluşumun haberi, Avrupa gibi diğer bilim merkezlerinde şimdiden heyecan doğurmuş durumda; Nature'ın son sayısında ittifak ile ilgili haberin Almanya kaynaklı olması ve Alman bilim adamlarının düşüncelerini nakletmesi de bunun bir işareti.
İttifak, aynı zamanda kendilerini biyolojik araştırmalarda ispatlamış birçok mühendisi de 50 kişilik ana takımına dahil etmiş durumda. Bu insanlar, elde edilen bilgileri analitik ve sistemli şekilde birleştirmekten mesul olacaklar. Peki, neticede ne elde etmeyi bekliyor, Gilman ve arkadaşları? Önce, çeşitli sistem-modelleme tekniklerine zemin sağlayabilecek esneklikte veri işleme ve analiz aletleri geliştirmeyi umuyorlar. Bunun altında yatan temel felsefe, canlı sistemin yaratılışındaki mükemmellikten istifade ederken, tabiattaki ahenk ve nizama parçalı şekilde değil, bütünü anlamaya çalışmak üzere bakabilmek.
Milli Sağlık Enstitüsü'nün, daha fazla küçük bilim laboratuarları yerine, büyük bir konsorsiyumu desteklemesi de gelecekte bilimin, veya en azından para kaynaklarının, bağımsız küçük laboratuarlardan büyük konsorsiyumlara kayacağının bir habercisi kabul edilebilir. Bir devlet kuruluşu olan Milli Sağlık Enstitüsü, şu an Amerika'da bağımsız küçük laboratuarların en büyük mali kaynağı durumunda.
Bu büyük anlayış değişikliği hamlesi, aynı zamanda biyolojinin üç çeyrek asırlık bir tartışması olan Bütüncülük-İndirgemecilik (Holism-Reductionism) problemine de cevap teşkil edebilecek gibi görülüyor. Projenin başarısızlığı veya başarısı durumunda, bu her iki görüşten birisi büyük darbe alacak ve diğeri kendini daha da sağlamlaştırmış olacak. Böylece, ya biyolojinin şu anki gelişiminin arkasındaki paradigma olan, kompleks biyolojik sistemlerin sadece basit yapıtaşlarına indirgenip anlaşılabileceği düşüncesi güç kazanacak, veya hücre içindeki her bir parçanın bütün hücre ile ve tabiatın herbir unsuruyla mükemmel bir münasebet içinde olduğu, tabiatı parçalar halinde değil bütüncül bakışla anlayabiliriz görüşü güç kazanacak. Hepimiz heyecan içinde bekliyoruz. Acaba sanal hücre yapılabilecek mi ve hücrede cari olan Yaratılışa ait mükemmel plan ve dizaynı tam olarak anlamamız mümkün olabilecek mi?
Kaynaklar:
1. Nature 402, 219, 1999.
2. Nature 407, 7, 2000.
3. http:/afcs.swmed.edu