Sızıntı Arşivi

Aralık 1984 · s. 35 · 3 dakikalık okuma

Bir Şuur

Şemseddin Nuri · Edebiyat

Andre Maurois "Aile herkesin kendini olduğu gibi gösterdiği bir yerdir. Bu çok büyük ve nadir bir lütuf mu?" Her yerde olduğumuz gibi görünmüyor muyuz? Elbette hayır. Çünkü hayatta bir rol oynamaya mecburuz. Ona göre bir vaziyet takınırız. Herkes bize ayrı bir gözle bakar. Resmi vazifeler görür, çeşitli hadiseler içinde yaşarız. Bir iş adamının, bir profesörün veya bir satıcının hayatlarının büyük bir kısmında "kendileri olmaya" hakları yoktur. Huzurlu bir aile yuvasında bu sosyal rol sıfıra düşer. Belki aile fertleri yuvada her zaman mutlak bir saadet bulamazlar; fakat, orada oIdukları gibi görünme hakkını; her zaman oraya kabul edilmek katiyetini; rahatı ve emniyet veren bir sıcaklığı bulurlar. Aile fertlerinden birinin istisnai bir değeri olduğu zaman, bazı aileler bunu kolay kolay ciddiye almaz. Bu ne düşmanlıktan ne de kıskançlıktan, sadece onu başka bir zaviyede'n görmeye alışmış olmasındandır. Umumiyetle ailelerde birbirini eşit görme ve fikir üstünlüğünü kabul etmeme temayülü vardır. "Aile dehayı inkâr etmese de, ona gösterdiği davranış sekliyle, değerini azaltır. Onun içindir ki, en iyi ve en büyük insanların hayatlarında, kaderin kendilerine verdiği büyük vazifeyi yerine getirmek için; bu ılık, temini kolay sevgiden ve karşılıklı müsamahadan kaçıp uzaklaşmak lüzumunu duydukları anlar olmuştur. Aile hayatından

kaçmak kolay, fakat boş ve yersiz bir harekettir. Asıl güç ve güzel olan şey, aile hayatını değiştirmek ve yükseltmektir. Asıl marifet, günlük olaylar dışında büyük olmak değil, fakat bulunulan yerde büyük kalmaktır."

Toplum şuuru, fikirde bir üst merhaledir. Topluluğun her ferdine bir toplum kuvveti veren; ve kendini "ona en sevgili" bilen bir lider etrafında toplananlar da büyük çapta bir aile gibidir. Hatta teşbih edatını da bir tarafa atarak "ailedir" dememiz daha münasip düşmektedir. Öyleyse aile için zikredilen hususiyetlerin büyük bir kısmını toplumda da bulmamız mümkündür.

İçtimai hadiselerde bugün değil, yarın ve yarınlar düşünülür. Bu gününde yarın olmayanlar ise kısa zamanda haritadan silinir. Tarihte muvaffak olmuş birçok liderler vardır. Fakat bunlar içinde ebedi yaşamaya hak kazanmış olanı pek azdır. Bu ikinci kısımda müşterek bir usûl görülür. Onlar olmasını istediklerinin değil, olması mümkün olanının hesabını yapmış ve hareketlerini bu usûle bina etmişlerdir.

Tarih, maziyi defalarca gündeme getirip onunla övünmek değil; o maziyi, hâl ve hatta istikbâl yaparak hafızada fikirlerimize ışık tutucu bir meş'âle hâline getirmektir ki, bizi ancak böyle bir tarih anlayışı güçlü ve yenilmez yapar. Mazinin altın rüyasından bir türlü uyanmak istemeyenler, hadiselerin med ve cezirini hissetmekten çok uzak zavallılardır. Kendileri zavallı, yaptıkları ise kelimenin tam ifadesiyle bir safderunluktur.

Sürat asrında yasıyoruz. Hadiselerin gidişatına ayak uydurmak bir mecburiyettir. Omuzumuza yüklenen vazife ne kadar şerefli ise o kadar da ağırdır. Hevesleri ayaklarına kement ve boyunlarına bukağı olanlarla mesafe katetmek zordur.

Hedefini doğru tesbit edemeyip hızla koşturan bir insanın aksiyondan nasibi olduğu söylenebilir mi? Aksiyon çok hareket değil isabetli harekettir. Karar ise aksiyonun temeli olup kararsız başlatılan bütün hareketler zavallı birer gayretcik ve elde edilen muvaffakiyetler, yarını olmayan gizli birer mağlubiyettir.

Biz öyle bir derde mübtelayız ki, davamızın derdinden başka kanayan yaramıza derman olacak merhemimiz yoktur. Dava ateşiyle yanan gönül iklimimizin çölünde, azmimiz bir damla su dahi olsa, unutmayalım ki, bir gün orayı gül bahçesine çevirecektir. Gelecekte; ısıl ısıl ve ümit dolu gözlerle seyrettiğimiz yıldızlar, geçtiğimiz yollara parke tası gibi sıralanacak ve biz; İdeale, vuslatın huzuruyla, o yıldızdan yollar Üzerinde yürüyeceğiz. Evet, idealimiz o kadar ulvi ve yücedir ki, uğrunda feda edilecek bütün bir hayatın tek saniye kadar kiymeti yoktur...

Ümit içinde gelişmesini beklediğimiz şuur kopuk bir el olmaktansa bir arslana pençe olmayı idrak ediştir. Makûs talihi, ancak bu şuur değiştirebilir.

Şemseddın Nuri