Sızıntı Arşivi

Mart 1987 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Bir Metod: Kominikasyon

Faruk Kaplan · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

mar87-5.jpg

Alvın Toffler, "Gelecek Şoku" adlı kitabında tesbitlerini dile getirirken: "Asrımızda insanların hayatında yaptığım araştırmalar ve çevre alâkası üzerindeki tecrübelerimin neticesinde şu kanaate vardım; hepimiz çevremizde olup bitenlerin çoğunu kaçırmaktayız, hem de neler kaybettiğimizin farkına varmadan" demektedir.

Bütün ömrünü küçük bir beldede geçiren yaşlı adamla arkadaşı konuşuyordu; arkadaşı yaşlı adama hayatının kısa bir muhasebesini yaptıracak şöyle bir soru sordu: "Hayatın boyunca çok şeyler kaçırdığını zannediyor musun?" Yaşlı adam bir süre düşündü ve ardından, "Oh, evet, çok şey, ama pişmanlık duymuyorum. Çünkü neler kaçırdığımı hemen hemen biliyorum, asıl kötü olan bazı şeyleri kaçırmak ama kaçırılan şeylerin farkına varmamaktır" cevabını verdi. Sanki Toffler'in Gelecek Şok'unu okumuş gibi.

Bunun gibi bizlerde farkında olmadan çevremizde meydana gelen birçok vakayı kaçırır, gelişmelere uzak kalır, ardından kendimizi dünyanın gidişine ayak uyduramamış, geri kalmış hissederiz. İşte Toffler, hemen hemen herkes için geçerli olan bu uzaklaşmayı GELECEK ŞOKU olarak adlandırmaktadır.

Gelecek şoku; teknolojide, kültürde, manevi değerlerde, ruh yapısında.. kısaca her hususta geçerlidir diyebiliriz. Bazen teknolojinin ne kadar ilerlemiş olduğunu ancak bizim hayatımızı etkilemeye başlayınca anlamaktayız. Bugün hayal ettiğimiz veya bilim—kurgu filimlerinde seyrettiğimiz ve tamamen hayal mahsulü şeyleri birden karşımızda bulmakta ve şaşırıp kalmaktayız. Şöyle düşünelim: Bu asırda ıssız bir adada yalnız başına yaşayan bir insanı, oradan uyurken alıp Tokyo'ya getirsek ve uyanmasını beklesek; görülecek netice, gelecek şokunun ciddiyetini bize sanırım isbat edecektir. Büyük bir ihtimalle aklında zafiyet oluşacak olan bu insan, kendisi yerine, çevresindekileri deli zannedecektir.

Yahut işyerlerimizde arkadaşlarımızın, aile . fertlerimizin farkına varamadığımız değişmeleri, ruhi yapılarındaki 180 derecelik dönüşleri, hepimizi her an gelecek şokuyla karşılaştırmaktadır. Geçenlerde nazarları sonsuz ufuklarda dolaşan bir zat, çevresindekilere hitab ederken şöyle diyordu: "Zaman öyle değişti ki, şimdiki çocuklar, babalarına maneviyatı anlatıyor, onları hakka davet ediyorlar." Böyle bir şoku yaşayan baba, kendim toparlayabilmek için farkına varmadan kaçırdığı seneleri kısa bir zamanda katetme durumundadır, aksi taktirde ölüm habercileri olan yaşlılık emareleri, ona ikinci bir gelecek şoku yaşatacaktır.

Böyle bir şokun ve onun ardından gelen yanlış anlamaların düzeltilmesinin tek yolu, daima var olabilmeye çalışmaktır. Eğer insan, his ve düşünce dünyasında var olabilirse kıymet verilen şeylerin korunmasında, mukaddesatın muhafazasının da zorluk çıkmayacak, kişilerin değer yargılarındaki değişiklikler, bizler farkına varmadan meydana gelmeyecektir. İşte bu mânâda var olabilmenin yolu KOMİNİKASYON'dur. Çünkü kominikasyon bir teknik değil, ilişkidir-, onun için bir dizi sistem kurmak mümkün değildir. O her insanın sahip olduğu, ancak metod haline çeviremediği bir unsurdur. Felsefi düşünce tarzıyla nasıl haberleşme sağlanacağı üzerinde kafa yormak, var olmamanın, bir şekli olan, kendimizden habersiz olma sonucunu ortaya çıkarır. Hani; kırkayağa sormuşlar: "Önce hangi ayağını hareket ettiriyorsun?" Kırkayak bir daha yürüyememiş. Onun gibi...

Devamlı var olabilme, canlı kalabilme, çevreyle tam irtibatı icab ettirir. Ardından aklı kullanma, yorum yapma, gizli kalan iç âlemin derinliklerinde yatan hisleri arama, sabır, şevk ve tolerans gerektirir. Toplanan bilgiler arasında münasebet kurabilmenin en önemli unsuru şevktir. Hiç kimse şevkini yenilemedikçe, arasıra şarz olmadıkça İnsanlığa hizmet adına sabır, tolerans ve canlı kalma kabiliyetini gösteremez. Bu nokta—i nazardan her insanın sahip olduğu bilgiyi, doğruyu, hak adına anlatılabilecek her şeyi, çevresine aktarması, kafasında bu istikamette kuracağı kominikasyonu tatbik sahasına sokması, hususiyle boş zamanlarını bununla değerlendirmesi gereklidir.

Birçok insanın şahsi ihtirasları uğruna harcadıkları zaman sonunda, suçluluk duygusuna kapıldıkları, pişmanlıkla ruhi çöküntülere maruz kaldıkları gerçektir. İşte bu tipler, Toffler'in ifadesiyle "kaçırdıkları şeylerin ve kaybettiklerinin farkına varamayanlardır."

Yeni yeni gelecek şokları yaşamamak için, şimdiki zamanı yani hal-i hazırı yaşamalı, kurduğumuz bilgi akışı ile durmadan şevkimizi yenilemeli, ilmi, tekniği hak adına kullanarak insanlığa hizmet etmeliyiz. Günümüzde İnsanlar öyle enteresan meşgaleler bulmuşlardır ki, yaşadıkları şu anda dünyada neler olduğunun farkında bile değillerdir. Bu zavallılara gerçeği gösterme adına yola çıkan şok dindiricilerin bir telekomünikasyon ağı gibi irtibatlı ve bir uçdaki arızadan anında haberdar olabilmeleri gereklidir.

İnsan ruhunun gıdası olan inancın, ahirde, bir gelecek şoku meydana getirmemesi için aydın ufka doğru aşk, şevk ve sabırla yürümeliyiz.

Faruk Kaplan