Eylül 1979 · s. 19 · 4 dakikalık okuma
Bionik Tekniğin Emrinde
Hamit İspirlioğlu Dr. · Biyoloji

Bugün dünyada teknik gelişmenin geleceği için büyük ehemmiyeti olan, hatta bazı sahalarda şimdiden değerli neticeler veren yeni bir ilmi araştırma kolu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Biyonik diye adlandırılan bu yeni saha, evvela tabiatın daha çözümlenmemiş sırlarını tespit etmek, sonra bunların ayrıntılarını ve oluş mekanizmalarını tarif etmek, nihayet elde edilen neticeleri teknik tatbikatta kullanmak manasına gelmektedir. Tabiata peşin hükmü olmadan bakanlar, bu tip sırların mevcudiyetini ortaya çıkarabilirler. Aslında, bu iş hiçte zor değildir. Buna mukabil ortaya konan problemlerin incelenmesi ilim adamlarını çok zaman, halli güç zorluklarla karşı karşıya getirir. Fakat herşeye rağmen, bu yolda çalışmanın zorluğuna değer. Zira neticeler hakikaten şaşırtıcı olabilir. Bazı hallerde hayvanlar, biz insanlara, nasıl hareket edilmesi lazım geldiğini gösterirler. Daha doğrusu hayvanlar vasıtası ile bize nasıl hareket etmemiz gerektiği gösterilir.
Yol gösterici olarak tabiat:
Bu noktada dikkatle durmak icap eder. Bu mevzuda ilmi incelemenin bir sınırının mevzu bahis olduğunu ileri sürebiliriz. Şimdiye kadar, teknik bir keşif yapıldığı zaman, tabiatta o zamana kadar ona benzeyen birçok hadisenin cereyan ettiği neticesine varılır. Bu müşahede oldukça enteresandır, fakat bu tip müşahededeki sırayı ters çevirme arzusu, biyonik ilmine doğru gitmek temayülünü ortaya çıkarmıştır.

İstikamet tayini hissinin değişmez karakteri:
Biyonik sahasını alakadar eden birkaç misli verebiliriz. Mesela: Yarasaları siyah bir kutunun içine kapattıktan sonra, kutuyu 300 km. uzaktaki bir mahalle götürür ve onları orada serbest bırakırsak, hayvanların dümdüz bir istikamet tutturarak, çıktıkları mağaraya döndüklerini görürüz. Aynı hadisenin göçmen kuşlar için de varit olduğu bilinmektedir. Göçmen kuşların, gece kuşları guruplarının, mesela gri çaylakların, yıldızlara göre yollarını hesapladıklarını bilmekteyiz. Küçük planetlerle yapılan incelemelerde, kuşların hemen doğru istikameti bularak uçtukları anlaşılmıştır. Bunların bir diğer hususiyetleri de, tıpkı uçaklar gibi rüzgâra karşı uçmaları -ve martılar gibi gidecekleri tarafa yönelmeden evvel havada daireler çizmeleridir. Yerden havalanırken, gidecekleri istikamete doğru dümdüz havalanır ve hep ayni şekilde uçarlar.
Kedinin esrarengiz davranışı:
Aşağıdaki misal, bizi, henüz halledilmemiş bir problemle karşı karşıya koyacak ve belki de büyük imkânlarla dolu bir ilim sahasının gelişmesine yardımcı olacaktır. Mevzu bahis olan inceleme, bir labirent (dehliz) içine konmuş kedilerin evlerine dönmeleridir. Bilindiği gibi kediler çok uzak mesafeden evlerine dönebilirler. Bu hadise, hayvanların, arada kalan sahayı hiç tanımadıkları zaman da aynen tekrarlanır. Kedinin evini nasıl bulduğunu bilmiyoruz. Bu meseleyi inceleyen iki Alman alimi, (Precht ve Lindeniaub, 1954), kedilerle labirent deneyini yapmışlardır: Araştırıcılar, kediyi ışık geçirmez bir torbaya koydular, otomobille uzak bir yol kat edip bir laboratuara geldiler. Kediyi 24 çıkışı olan bir dehlizin ortasına bıraktılar. Kedinin daima aynı yoldan girip çıktığını gördüler ve kullandığı yolun, kedinin evinin istikametinde olan doğru yol olduğunu müşahede ettiler. Hayvan, bu şekildeki bir icraata nasıl sahip olabilir. İşte bu bir nevi esrarengiz hadisedir ve eğer bu meselenin halli kabilse, bize yön seçme hadisesinde büyük gelişmeler getirecektir.

Petrol aramada perforatöre yol gösteren bir hayvan: İchneumon
Bir başka misalide bir ichneumon cinsi olan Ephialtes’dir. Bu hayvan, avının yerini insan imkânlarının çok üstüne çıkan bir kabiliyetle, tam olarak tespit eder. Bu kurt, ağaç gövdesi üzerinde aranarak dolaşır. Bazı hallerde birden durur ve altı santimetre boyunda üzeri dişli kıskacını, perforatör (delici) gibi kullanarak, büyük bir süratle ağaca daldırır. Böylece şaşmaz bir katiyetle yumurtasını bir sürfe veya kurtçuğun üzerine bırakır.

Bu hayvanın, yukarıda yaptığı hareketi nasıl yaptığını bilmiyoruz. Hadiseyi izah için, bir yönden böceğin, sürfenin veya kurtçuğun ısısını fark edebilecek bir hassasiyette olabileceği düşünülmüştür. Bir diğer yönden de, böceğin dinleme cihazlarının kuvveti kabul edilmiş ve tahtayı kemiren kurtçuğun çıkardığı gürültüyü duyabilme kabiliyetine sahip olduğu düşünülmüştür. Kelebek haline gelmemiş kurtçuğun gürültüsünü duymak kabil değildir. Zira bu hayvan gürültü yapmaz.
Bugün petrol araştırmalarında ultrason (1) kullanılmakta ve bu işin teknik yönü tamamlanmış gibi görünmektedir. Ancak herşeye rağmen, ekseri kuyuların boşuna açıldığı da bilinmektedir. Petrol araştırmalarında İçhneumonun kullandığı tanıma metotlarının, pekâlâ bir faydası olabilir.
Ağaçkakanların dinleyerek hareket ettikleri bilinen bir gerçektir. Gözle görünmeyen ve ağacın gövdesi içinde küçük darbeler vuran veya çıtırtılar çıkaran bütün böceklerin sesleri, ağaç kakanı harekete getirir. Bu kuşlar, içinde çalar saat olan bir kutuyu dahi açabilirler. Ancak İchneumonun, bu mekanizma ile hareket etmediği anlaşılmaktadır. Davranışının sebebini izah için üzerinde en çok dul-ulan nazariye böceğin hususi bir koku alma hassasına sahip olduğu ve ağacın gövdesi içinde hareket eden sürfe veya kurtçuğun kokusunu bu şekilde aldığı istikametindedir. Bu husus halen ispat edilebilmiş değildir.
Yukarıda bahsedilen bir kısım basit canlıların yaptığı, mükemmel işleri acaba bu hayvanlara yaptıran nedir?
İnsan büyük bir şehirde birkaç defa gittiği yeri bile tekrar gidişinde güçlükle çıkarır. Çocuk seneler geçtikten sonra evinin yolunu öğrenebilir. Nasıl oluyor da 300 km.den kapalı kutuda götürüldüğü halde yuvasını tekrar bulabiliyor. İnsan büyük bir binanın içinde çıkış kapısını bulmakta güçlük çektiği halde nasıl oluyor da 24 çıkışlı dehlizden kendi evine yakın olan delikten şaşırmadan çıkmıştır.
Bu marifet kedinin kendisine verilebilir mi? Sismik araştırmalar yanlış netice verebildiği halde nasıl oluyor da İchneumon denen hayvan sondajlarında yüzde yüz isabetli işi yapmaktadır. Ayrıca Yaradan, kendinde büyük bir bütünlük olduğunu iddia eden, haddini aşan; ilmi, yaratıcısının ismini yüceltmek için değil de kendi ismini yüceltmek için kullananlara büyük bir ders vermektedir.
Prof. Antonie Stolk’dan Hazırlayn: Dr. Hamid İspirlioğlu.
(1) Ultrason: Yüksek frekanslı ses dalgası gönderip, geriye yansıyan dalgalardan, çarptığı cismin hususiyeti hakkında fikir veren bir alettir.