Sızıntı Arşivi

Ekim 1994 · s. 38 · 5 dakikalık okuma

Bilgisayar Destekli Tercüme

Mahmut Uludağ · İnceleme

ek94

İkinci Dünya Savaşındaki casusluk faaliyetlerinde önemli bir ihtiyaç hasıl olmuştu: Şifreleme ve şifreleri Çözmede makineleri kullanmak. Bilgisayarların ataları denilebilecek bu iptidaî makinelerin sağladığı imkânlar görülünce, o zamanki bilim adamları bazı hayaller kurmaktan kendilerini alamadılar. Yapacakları programlarla, bütün dilleri birbirine tercüme edebileceklerini düşünüyorlardı. Fakat, senelerce süren çalışmalardan sonra tercüme işinin o kadar da basit birşey olmadığını idrak ettiler.

1940'lı yıllarda ABD'de başlayan Bilgisayar Destekli Tercüme çalışmaları, pek gerçekçi bir temel taşımıyordu. Mesela, o zamanki araştırmaların öncülerinden kabul edilen Warren Waver, Rusça bir makaleye bakıp: “Aslında bu metin İngilizce'dir, fakat bazı değişik semboller kullanılmış” diyebiliyordu. 1950'li yıllarda ise, Amerikan hükümetinin desteğinde birtakım araştırma grupları kuruldu. Ancak dilbilimine gerekli önem verilmediği için çalışmalar semeresiz kaldı ve 1966'da, bu konuda yapılan harcamaları teftiş eden ALPAC adlı komitenin hazırladığı raporda yer alan menfî ifadeler yüzünden çalışmalara son verildi.

1970'li yıllarda, dilbilim ve bilgisayar bilimlerindeki gelişmelerle, araştırmalara bu kez Avrupa'da başlandı. Mânâların, insanların kullandıkları dillerdeki sembollerden tecrit edilmiş şekilde ifade edilebilmesi hususunda oldukça mesafe katedildi. 1980 sonrasında, basit seviyede de olsa tercüme programları yapıldı. Günümüzde ise Özellikle teknik metinlerde, bilgisayar destekli tercümeden oldukça fazla istifade edilmektedir.

Yalnız dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: Tercümeyi bilgisayarlara havale etmek sanıldığı kadar kolay değildir. İki dilin iki sözlüğünü bir bilgisayara yükleyip, bazı gramer kâidelerini de eklemekle malesef tercüme yapılamamaktadır. Çünkü yazılı bir metin, birbirinden kopuk parçalardan teşekkül etmiş statik bir yapı değil; kelime bilgisi, dilbilgisi, makam (contex), kültür gibi birçok unsurun birbiriyle çok kompleks ilişkide olduğu dinamik bir bütündür. Bizlere çok basitmiş gibi gözüken kısa bir cümle bile bilgisayarlar için tam bir muamma olabilir. Meselâ, “Ali çorba içti” cümlesini İngilizce'ye tercüme etmek hiç de zor değildir. Belli kaideler verildikten sonra bilgisayardan “Ali ate some soup” gibi bir tercüme almak mümkündür. Türkçe'de çorba içilirken, İngilizce'de çorbanın yendiği nüansını diyelim ki bilgisayar farkedebiliyor, daha doğrusu biz bunun farkında olduğumuz için programa yerleştirdik. Mesele bununla da bitmiyor. Ya bizim farkedemeyeceğimiz, tahmin edemeyeceğimiz veya bilemeyeceğimiz nüanslar ortaya çıkarsa? İşte bilgisayar destekli tercümenin önünde duran en büyük engel budur.

Bilgisayarların bizim sezemediğimiz bilgileri sezecek halleri yok. Meselâ yukarıda verilen “Ali çorba içti” cümlesi yerine, “Çorba içti Ali”, “Ali içti çorba” gibi mânâ yönünden kabul edilebilir cümle şekillerinin de teşhis edilmesi gerekir. Hem burada, İngilizce'de “eat” fiili yerine “have” fiilinin de kullanılabileceği gözardı edilmemeli. Ayrıca İngilizce'de çorbanın, fincanda hazırlanan çorbalarda olduğu gibi içilebileceği de unutulmamalı. Böyle basit bir cümlede bile bu kadar çok ihtimal ortaya çıkarsa, edebî metinlerdeki muhtemel mânâ yelpazelerini siz düşünün artık.

Bu meyanda bir husus üzerinde durmakta fayda var. Genel olarak kabul edilen bir görüş şu şekildedir: “Bizler bir dili ne kadar iyi tarif edebilirsek o kadar hatasız bir şekilde programlar yapabilir ve yanlışsız tercümelere ulaşabiliriz. O halde, bizlere düşen vazife, akla gelebilecek bütün kaideleri tarif etmek ve bunları bilgisayara aktarmaktır. Bilgilerin çok fazla olması mesele değildir. Bilgisayarların kapasiteleri ve hızları arttıkça bunun da üstesinden gelinebilir.”

Oldukça mantıklı gözüken bu görüşte dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Sezgilerimizle edindiğimiz İçin ifade edemediğimiz bazı bilgilere sahibiz. Peki bu nasıl oluyor? İnsan olmanın getirdiği bir avantajla, bizler farkına varmasak da çok kompleks vetirelerin (süreç) yaşandığı tercüme gibi birtakım iletişim hâdiselerini fazla zorlamadan gerçekleştirebiliyoruz. Burada anahtar mefhum sezgidir ve bu da ruhun bir fonksiyonudur. Kısacası Yüce Yaratıcı'nın insanlara ihsan ettiği sezgiden, ilhamdan, şuurdan ve ruhtan mahrum bilgisayarların, insan seviyesinde tercüme yapması imkânsız görünüyor. Peki bu hakikat yüzünden ümitsizliğe düşüp bilgisayarlı tercümeyi unutmak mı gerekli? Hayır. Günümüzde mevcut araştırmaların çoğunun yabancı dillerde yapıldığı ve kendimize ait mesajların tebliğ ve irşad gayesiyle tercüme edilmesi gerektiği ve şimdi olmasa bile bir-gün, bu mesajların insanların gücünün yetmeyeceği miktarlara çıkacağı unutulmamalıdır. Bu yüzden; “bilgisayar, insan olmadan tercüme yapamaz; ama insan, bilgisayar olmadan tercüme yapabilir” sözü doğrudur, fakat tercümenin miktarı arttıkça insanın acziyetinin arttığı da bir gerçektir. Zaten çok özel metinlerin tercümelerini bilgisayarlara bırakmaya gerek yok, bunları yapabilecek yeteri kadar mütehassıs mütercim mevcuttur. (Hatta bu tercümelerde bile bilgisayarların eş anlamlı kelimeler sözlüğü, dizgi ve gramer tashihi gibi avantajlarından faydalanmak mümkün). O halde asıl mesele, çoğu insan için faydalı olabilecek çok miktarda ilmî eserin, en kısa zamanda kendi dilimize ve farklı dillere aktarılmasıdır. Bu noktada belki de en uygun olanı, metinlerdeki maksadı anlayıp yanlış ve gereksiz yere uzatılmış ifadeleri, doğru, az ve öz bir şekilde, kısmen özetleyerek aktarabilecek programlar hazırlamaktır. Bunun için de dillerin çok iyi tarif ve tasnif edilmesi, sunî zeka ve nöral ağlarda uzmanlaşmış bilgisayar programcıları ile dilbilimci ve tercümanların ortak çalışmalar yapması gereklidir.

Çalışmalarda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: Metinlerdeki mânâ zenginliğinin sadece bir rengini, hedef okuyucu kitlesi üzerine empoze edercesine kısır ve kısıtlı bir yaklaşımdan kaçınmak gereklidir. Mânâ, dinamik olarak aktarılabilmeli, yani orijinal metin, okuyucuya ne gibi muhtemel mânâları tedâî ediyorsa, tercüme edilen metin de olabildiğince aynı ihtimalleri çağrıştırabilmelidir.

Bilgisayar destekli tercüme sahasında çalışmalar hâlâ devam ediyor ve şu ana kadar bir hayli de mesafe katedilmiş durumda. Meselâ Japonya'da kurulan ve son derece gelişmiş aletlerle donatılan özel bir tercüme merkezinde, dünyanın muhtelif yerlerinde yayımlanan eserleri, çok kısa bir süre içinde bilgisayarlar yardımıyla tercüme etmek mümkündür. Ülkemizde de benzeri merkezlerin en kısa zaman içinde kurulmasını ve böylelikle sözlü, yazılı ve görüntülü eserlerin olabildiğince farklı diller arasında, en kısa zamanda tercümesinin ve ortaya çıkacak bilgi dağlarının tasnifinin gerçekleşmesini ümit ediyoruz.

KAYNAKLAR

- B. Hatim-I. Mason. Discourse and the Translator, London/New York 1990, Longman

- Makato Nagao, “Machine Translation Systems”, Look Japan, 1992, Vol. 37, No. 431

- Ayhan Sezer, “Bilgisayarlı Çeviri Mümkün müdür?”, Çağdaş Çeviri Kuramları ve Uygulamaları Seminerinde Sunulan Tebliğler. Beytepe/Ankara 1991, H. Ü. Yabancı Diller Yüksek Okulu, MütercimTercümanlık Bölümü.

- Mahmut Uludağ, “Bilgisayar Destekli Çevirinin Tarihçesi”, Samanyolu, Ankara 1993, Vol. 3, No. 10

- “Byte Your Tongues”. Discover, October 1993