Mart 1992 · s. 14 · 7 dakikalık okuma
Bilgisayar Destekli Eğitim

Bilim adamları, yıllarca, bir yandan insan beyninin çok güçlü bir hafıza ve çok hızlı işleyen bir yapıya sahip olduğunu, diğer yandan ise en dâhi dimağların bile beyin kapasitelerinin çok az bir kısmını kullanabildiklerini söyleyip durdular. Ses, görüntü ve bilgi işlemdeki yeni teknolojik ürünlerin, eğitimde devreye sokulması sayesinde, gelecekte, insan beyninin çok daha yüksek kapasitede verimli olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Bilgisayar çağının başlamasıyla bilgilerin kaydedilmesi değişik boyutlar kazanmıştır. Bir sayfanın bilgi olarak bilgisayara aktarılması ile, aynı sayfanın bir insan sesiyle bilgisayara kaydedilmesi arasında ilk bakışta herhangi bir fark görmeyebilirsiniz. Ancak bilgisayar açısından bir sayfanın içindeki bilgi, o sayfanın sesle ifade edilmesinde kullanılan bilginin (veri) ancak seksen binde biri mertebesindedir. Benzer düşünceleri televizyon ve videoya uygularsak, bir ekranda ortalama 600 x 500 = 300.000 nokta (pixel: ekranın ayrım gücünü ifade etmede kullanılan terim) vardır. Bu noktaların herbiri bir bilgi taşımaktadır.Bu noktalar saniyede ortalama 50 defa değişmektedir. Bu da saniyede 15 milyon bilgiye karşılık gelir. Bir dakika görüntü seyretmekle ifade edilenler, bir milyar birime ulaşır. Bu da bir dakikalık hareketli görüntünün, bir dakikalık sese nazaran bilgi açısından 12 kat daha güçlü olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı insanın alışılmış yolla kitaptan bilgi öğrenmesi veya sadece kara tahtayı kullanarak bilgi aktarımı video ve ses destekli (Audio visual) eğitime nazaran oldukça yetersiz kalmaktadır. İnsanın bilgi işleme hızı, o kadar yüksektir ki kitabın yüzünden okuma veya tahtadan seyretme yoluyla birşeyler öğrenirken beyin tam olarak meşgul edilememekte ve dikkat kolayca dağılabilmektedir. Görüntünün ve sesin, kuru bilgiye karşı olan üstünlüğünden olacak ki bilgisayarla eğitimde son on yıl içinde görüntü ve ses ağırlıklı sistemlere doğru bir kayma gözlenmiştir. Bu açıdan bir resim bin kelimeye eşdeğerdir ifadesi ne kadar mânidardır. Bir dakikalık bir konuşma, hususî bilgiyi sıkıştırma metodları uygulanmazsa, 40 MB'lık (Megabyte) bir bilgisayar harddiskini doldurabilmektedir. Yeni üretilen ve bir plak kadar hafif optik disklerin bir tanesinde ise yaklaşık 600 MB'lık bilgi saklanabilmektedir. Bu ise yaklaşık yarım saatlik görüntüye tekabül etmektedir. Gerek kompact-disklerin gerekse video disk oynatıcı cihazların üretilerek devreye sokulmasındaki en büyük hedef, bilgisayarlara görüntü ve sesin gücünü katabilmektir.
O halde günümüzde ses (müzik, fon, efekt orijinal tabiî hâdiselerin ve şeylerin sesleri), grafik gerçek video görüntü, film ve animasyonu (canlandırma) birarada kullanan Multimedia hâdisesinin ne olduğuna bir göz atalım. Multimedia'nın kelime anlamı çoklu ortam olup burada, haberleşme cihazlarının birarada entegre ve çoklu kullanımı kastedilmektedir. Multimedia, bugünün ve geleceğin eğitim ve haberleşme tarzlarını değiştirebilecek ve insanın ferdî ve sosyal hayatında bilgisayarların kullanım rolünü belirleyebilecek çapta bir hâdisedir. O sadece ne bir teknolojidir ne de program (software) hâdisesi veya kullanıcının maharetidir. O, teknoloji-uygun proğram (software)-verimli ve doğru kullanıcıdan oluşan üçlü bir kombinasyonun kullanılmasıyla ortaya çıkan bir eğitim teknolojisidir. Bu kombinasyonun gerçekleştiği ABD ve Japonya gibi ülkelerde multimedia insanların düşünme ve öğrenme tarzlarında değişiklik yapmaktadır. Multimedia hâdisesini hazırlayan faktör 1980'li yıllarda yayıncılık, TV ve bilgisayar endüstrilerinin iç içe girmeye ve birbirlerine bağımlı olmaya başlamalarıdır. Bilgisayarlar yayın dünyasının dizgi ve, baskı mes'elesinde büyük değişiklikler yaptılar. Yine bilgisayarlar, TV'de animasyon programlarının yapımında ve görüntüyü işleme ve değiştirmede inkılâb yaptılar. Şimdi de bu inkılabın ürünleri biraraya getirilerek, multimedia adı altında ortaklaşa eğitimde kullanılmaya başlandı. Multimedia teknolojisi yazı, ses, görüntü, grafik ve animasyonu birarada verimli şekilde eğitim ve öğrenim malzemesi olarak kullanabilmeyi mümkün kılmaktadır.
Multimedia, insanlığın en eski öğrenme metodu olan görme ve işitmeyi verimli şekilde eğitimde ve öğretimde kullanmanın diğer bir yoludur. Son araştırmalar, öğrenme aracı olan kitapların eğitimde tek başına kullanılmasının çok verimli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu noktadan da multimedia, insanın bütün öğrenme ve bilgi edinme yolları olan görme, işitme, okuma ve merak uyandırıcı görüntüler gibi şeyleri birarada tesirli şekilde kompoze ederek sunan bir sistem olduğu için öğrenmeyi ve anlamayı belirtsin şekilde artırmaktadır.
Yardımcı malzeme olarak derslerde sadece videonun aktif şekilde kullanımı bile derslere olan alâkayı ve öğrenme yüzdesini % 30-60 nisbetinde artırdığına dair raporlar giderek çoğalmaktadır.
Bütün mes'ele videonun, bilgisayarın ve multimedia ürünlerinin eğitimde nasıl ne şekilde, hangi dozda kullanılacağının bilinmesi ve bunun pratikte test edilmesidir. Bu bilinmezse, bütün bu değerli eğitime yardımcı cihazlar ve ürünlere yapılan yatırımlar işe yaramaz, lüks ve faydasız yatırımlar haline dönüşecektir. Unutulmamalıdır ki ülkemizde en büyük problem, bu cihazları ve ürünleri temin etmek değil, onları kullanabilecek insanları bulmak veya onları eğitmek güçlüğüdür. Kullanıcılar olan öğretmenler ve eğitim kadrosu bu işe azimli, kararlı ve öğrenmeye istekli değillerse, bu eğitim yatırımlarının yapılması lüzumsuzdur. Bu noktadan bilgisayar destekli eğitime geçecek müesseselerin, kendi insan kaynaklarını kontrol etmeleri gerekir. Çünkü multimedia teknolojisinde kullanıcı iyi eğitilmişse sadece dinleyen ve seyreden biri değil, bizzat olaya müdahale eden, öğrenen, kullanan ve değiştirebilen bir kimsedir.
Multimedia ürünlerinin kullanılmasından elde edilen netice şudur: Alışılagelmiş öğretim metodlarına (kitap ve karatahta kullanma) kıyasen kişiyi daha uzun süreli ve derin bir alakayla mevzuya yönlendirmesidir. Ayrıca kişi daha uzun süreli anlaşılmış, sindirilmiş bilgiye sahip olmanın yanında, bilginin nasıl, nerede kullanılacağı hususunda tecrübe kazanır. Bütün bunlardan sonra akla şöyle soru geliyor: Madem görüntü o kadar önemlidir, niçin eğitimde yaygın bir şekilde kullanılmıyor? Gerçekten de video ve TV nin bilgisayarlara göre olan görüntü ve ses üstünlüğü günümüzde eğitimde yeterince değerlendirilememektedir. Bunda en büyük faktör film, müzik vb. eğlence sahalarında, video ve TV'ye olan yatırımın çok daha fazla kâr getirmesine karşılık, eğitimde yapılacak olan yatırımların ancak çok uzun yıllar sonra meyve vereceğinden dolayı ilgili müesseselere ve kişilere câzip gelmemesidir. Ayrıca batı ülkelerinin insan felsefesi, insanı eğitmekten ziyade onu eğlendirmeyi hedef aldığından, eğitim, sanat, teknoloji işbirliği doyurucu seviyede değildir. Bilhassa ülkemizdeki durum, batıya göre çok daha kötüdür. Ülkemizde bugüne kadar TV destekli eğitim ile yapılmaya çalışılanlar, öğrenci kitlesini tatmin etmekten çok uzak kalmıştır. Halbuki batı ülkelerinde (İngiltere ve ABD gibi) hazırlanılan programların bizdekilere kıyasen çok daha tesirli, doyurucu ve cazip olduğu görülmektedir.
21. Asra Girerken Eğitimde Multimedia'nın Yeri:
Bilgisayarların görüntü ve ses dezavantajlarını; multimedia teknolojisiyle kaldırmaya yönelik çalışmalar hızla artmaktadır. Multimedia'da bilgisayarın, vazgeçilemez bîr ünite oluşturmasının temelinde onun TV ve videoya karşı olan inkar edilemez üstünlükleri yatmaktadır. Bunlar, öğrencinin bilgisayarla etkileşim içine girebilmesi, deneme ve yanılma yoluyla öğrenciye feedback (geri besleme) sağlanması; yüksek işlem hızı sayesinde birçok simulasyona (benzetme) açık olması, özellikle gerçek hayatta bile yapılamayacak veya tehlikeli olacak hâdiseleri ekranda yapma ve gözleme imkanını sağlaması, görüntüleri istenen hızda ve sırada kompoze ederek kullanabilmeyi mümkün kılmasıdır. Bu husûsiyetler tamamen, her saha için hazırlanmış doyurucu programların kullanıcı tarafından ulaşılabilir ve elde edilebilir olduğunda ortaya çıkar. Sevindirici olan şey, son on sene içerisinde hazırlanan proğramların oldukça ümit verici olmasıdır. Halihazırda her yönüyle mükemmel programlar üretilmemiş olmakla birlikte, önümüzdeki birkaç sene içinde bu boşluğun büyük bir hızla doldurulacağı tahmin edilmektedir.
Aslında ustaca hazırlanmış multimediada kullanılabilir eğitim programları olsa ve bunlar devreye sokulsa insan beyninin kullanım kapasitesinin artırılması, yeniden gündeme gelecektir. Çoğumuz profesyonelce hazırlanmış milyarlarca para ile meydana getirilmiş bir filmi seyrederken, hiç sıkılmadan ve büyük bir heyecanla hâdiselerin akışı içinde kendimizi kaybederiz. Filmler bize o kadar tesir eder ki seneler geçmesine rağmen bir filmi hiç unutmaz ve bir daha seyretsek hemen hatırlarız. O filmin birçok yeri hafızamıza ve şuuraltımıza yerleşir ve ilerde biz farkında olmaksızın hayalımıza tesir eder. Bütün bunların arkasında yatan gerçek, ses ve görüntünün. alışılagelmiş bilgi aktarma yollarına (kitap ve kara tahta) kattığı gücün uygun şekilde, gerekli dozda, akıllıca ve ustaca kullanılmasıdır.

Eğitimi destekleyici yeni teknolojik ürünler olan TV, video, bilgisayar ve bunların verimli kullanımına yönelik kombinasyonu multimedia, öğretmenin elinde ciddî bir güç ve yardımcı malzeme olarak düşünülmelidir. Bu eğitim ve öğretimi destekleyici teknoloji ve ürünlerin okullarımıza girmesiyle herşeyin çözümlenebileceğini düşünmek ve bu beklenti içinde yatırıma gitmek tamamen yanlıştır.
Unutulmamalıdır ki bunları kullanacak olan öğretmen ve öğrenciden oluşan eğitim kadrosudur. Bu cihazların her türlü kullanılış tarzı, şekli, koordinasyonu ve takdimi öğretmene aittir. Diğer deyişle, öğretmen bilgisayar destekli eğitime geçişte ve onun verimli kullanılmasında anahtar durumdadır. Bu tür teknolojik gelişmeler en eski eğitim ve öğretim metodu olan öğretmen, kitap ve kara tahtanın yerine geçemeyecektir. Sadece geleceği kucaklamak isteyen öğretmen ve eğitimcilerimiz ve geleceğin fikir işçileri, bu yeni ürünleri kullanmak suretiyle güçlerine güç katacaklar ve geçmek zorunda oldukları zaman tünelinin süresini kısaltacaklar ve batı dünyası ile aralarında asırların birikimiyle oluşmuş boşluğu en kısa zamanda kapatma imkanı elde edeceklerdir. Bunun için de geleceğin aydın medeniyetleri, süper devletleri ve bu devletlerin bilim adamları, teknoloji ve sanatı eğitimle birleştirmeyi ciddî bir gaye edinip, bu konuda eşsiz ürünler meydana getirdiklerinde, bilgisayarların, video ve sesli yayınların eğitimde gerçek manada kullanımı ve bu sayede insan beyninin doyurulması gerçekleşmiş olacaktır. 21. yüzyılda insan beynini kullanma sınırlarının daha çok zorlanıp, kullanılabilme kapasitesinin verimli şekilde arttırılabileceğini şimdiden söyleyebilmemiz mümkündür.