Kasım 2002 · s. 502 · 5 dakikalık okuma
Bahti (I. Ahmed)
Selim Hancıoğlu · Dr. · Biyografi
III. Mehmed'in oğlu I. Ahmed, 28 Nisan 1590 tarihinde Manisa'da dünyaya gelmiştir. Sultan Ahmed, babasının vefatı üzerine 22 Aralık 1603 tarihinde tahta çıkmıştır. Sultan Ahmed, tahta çok genç yaşta çıktığı için iyi bir eğitim görme fırsatı bulamamıştı. Ancak okumaya çok meraklı olduğu için Harem-i Hümayun'da bir kütüphane yaptırdı.
I. Ahmed, abid, zahid ve sanatkar bir şahsiyet idi. Devrin mana erenlerinden Aziz Mahmud Hüdayi'nin feyizlerinden istifade eden I. Ahmed, 'Bahti' mahlasıyla şiirler de yazmıştır. I. Ahmed'in, Bahti mahlasını almasıyla ilgili olarak Hasodalı Yusuf Ağa tarafından şu hatıra nakledilmiştir: "Sultan Ahmed abdest alırken suyunu ben dökerdim. Kışın en şiddetli günlerinde bile soğuk su isteyen padişah, bir gün: "Ayaklarım hamal ayağı gibi" dedi. Bunun üzerine: "Padişahım, meşhur meseldir, ayağı büyük olanın bahtı açık olurmuş..." diye karşılık verince, padişah: "Beli, bilürüm, Bahti mahlasını ol sebepten aldım, dedi." (Kayaalp 1999: 88)
Bahti'nin şiirlerinde dini konular ön plandadır. Özellikle onun "Kadem-i Şerif" hakkında yazdığı şiirin hikayesi dikkat çekicidir. Rivayete göre Sultan Ahmed, Hz. Peygamber'in mübarek ayak izi bulunan taşı Kayıtbay Türbesi'nden İstanbul'a getirtmiş ve önce Eyüp Camii'ne koydurtmuş, Sultan Ahmed Camii bitince de buraya naklettirmiştir. Bu sırada, rüyasında Peygamber Efendimiz'in divanında yargılandığını görür. Memluk sultanlarından Kayıtbay, kendisini Peygamber Efendimiz'e şikayet etmede ve "Kadem-i Şerif" resmini geri istemektedir. Peygamber Efendimiz de bunun alındığı yere verilmesi gerektiğine hüküm verirler.
Rüyasını Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin de bulunduğu bir ulema topluluğuna anlatan I. Ahmed, buradakilerin de tabiri neticesinde, "emanetin geri gönderilmesi"ne karar vermiştir. Ancak padişah, Peygamber Efendimiz'e olan saygısından dolayı, "Peygamberimiz'in mübarek kademi" şeklinde bir sorguç yaptırmış ve bunu cuma ve bayram günlerinde hilafet sarığına takmıştır. Bahti, bir tahta üzerinde nakşedilen Kadem-i Şerif'in kenarına şu meşhur kıt'ayı yazmıştır:
"N'ola tacum gibi başumda götürsem daim
Kadem-i nakşını ol hazret-i şah-ı rusülün
Gül-i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidür
Ahmeda turma yüzün sür kademine o gülün"
Ava ve silah kullanmaya meraklı olan I. Ahmed, okçuluk talimine ve cirite de ilgi göstermiştir. Şeyhi Aziz Mahmud Hüdayi'ye bağlılığı neticesinde özellikle Hüdayi'nin şiirlerinin tesirinde, 'ilahi' tarzında güzel örnekler vermiş olan Bahti, şeyhinin bazı şiirlerine nazireler de yazmıştır. Rivayete göre, padişah Aziz Mahmud Hüdayi'ye "pederim" şeklinde hitap edermiş. Kaynaklarda, I. Ahmed ile Hüdayi arasındaki samimi ilişkiyi gösteren pek çok anekdot yer almaktadır. Bunlardan biri şöyledir: "Sultan Ahmed, henüz on beş yaşında iken, bir gün şeyh efendi sarayda abdest alıyormuş. Sultan Ahmed, bizzat gelip şeyhin eline su dökmüş ve annesine de havlu tutturmuştu. Bu sırada Sultan Ahmed, şeyhine: 'Efendim, bir keramet gösterir misiniz?' der. Hüdayi de: 'Şevketlü, abdest alırken padişah suyu döker ve Valide Sultan da havlu tutarsa, size bundan büyük keramet gösterilebilir mi?' diye karşılık vermiş."
İstanbul'un önemli selatin camilerinden biri olan Sultanahmet Camii'ni yaptıran I. Ahmed, 31 Aralık 1609 tarihindeki temel kazısında, eline kürek alarak bizzat çalışmıştır. Sultanahmet Camii, 1617 yılında tamamlanmıştır.
I. Ahmed, çok merhametli ve feraset sahibi bir padişah idi. Özellikle kardeş katli gibi halkta nefret uyandıran bir geleneği kaldırması ve "hanedanın en büyük mensubunun tahta geçmesi" kuralını getirmesi, önemli icraatlarındandır.
Hattatlıkla da iştigal eden Bahti, bir Divançe sahibidir. Bahti, şiirlerinde sade ve bir dil kullanmıştır. Divançe'nin tek nüshası Millet Kütüphanesi'nde (Ali Emiri Efendi, manzum nr. 53) bulunmaktadır. Bu eser üzerinde bir inceleme yapan Dr. İsa Kayaalp; Divançe'de, "beş münacat, üç na't, ramazan hakkında dört manzume, Ebu Eyyube'l-Ensari ile Mevlana Celaleddin-i Rumi hakkında birer methiye, babası III. Mehmed hakkında bir mersiye, on bir tarihi gazel, bir terci-i bend, on yedi gazel, Şeyhü'l-İslam Yahya Efendi'nin bir gazelini tahmis, dört tarih, otuz altı murabba, üç şarkı ve dört beyit" tespit etmiştir.
Bahti'nin bazı şiirleri bestelenmiştir. Daha ziyade dini ve tarihi muhtevalı şiirler yazmış olan Bahti'nin; dil ve üslup bakımından tekke şairlerinin tesirinde kaldığı söylenebilir. Onun şiirlerinde Allah'a iman, peygamber sevgisi, ramazan ve bayram övgüsü önemli bir yer tutmaktadır. Ebu Eyyübe'l-Ensari ve Mevlana gibi din büyüklerini de metheden Bahti; özellikle gazellerinde aşk, rintlik, bahar gibi türün genel özelliklerine uygun konulara yer vermiştir. Bahti, otuz altı rubai yazarak bu nazım şekline önem verdiğini de ortaya koymuştur. O, hacim olarak küçük sayılabilecek eserinde, kaside, gazel, ilahi, terci-i bent, tahmis, şarkı, müfred vb çeşitli nazım şekillerine yer vermiştir. Divançe'de bulunan ilahi ve şarkı türleri, Bahti'nin Halk ve Tekke edebiyatına ilgisini de ortaya koymaktadır.
Ne gariptir ki Osmanlı Hanedanı'nın on dördüncü padişahı olan I. Ahmed, tahta on dört yaşında çıkmış ve tam on dört yıl saltanat sürmüştür.
I. Ahmed, 22 Kasım 1617 tarihinde, henüz yirmi sekiz yaşında iken vefat etmiştir.
Kaynaklar
-Ak, Coşkun, Şair Padişahlar, Kültür Bak. Yay., Ankara, 2001.
-İsen, Mustafa; Bilkan, Ali Fuat, Sultan Şairler, Akçağ Yay., Ankara, 1997.
-Kayaalp, İsa, Sultan Ahmed Divanı'nın Tahlili, Kitabevi, İst. 1999.
İlahi
Dil hanesi pür-nur olur
Envar-ı zikrullah ile
İklim-i ten ma'mur olur
Mi'mar-ı zikrullah ile
Her müşkil iş asan olur
Derd-i dile derman olur
Canun içinde can olur
Esrar-ı zikrullah ile
Gamgin gönüller şad olur
Dembesteler azad olur
Gümgeşteler irşad olur
asar-ı zikrullah ile
Zikreyle Hakk'ı her nefes
Allah bes baki heves
Bes gayrıdan ümmidi kes
Tekrar-ı zikrullah ile
Gör ehl-i halün fırkasın
Çak etdi ceyb-i hırkasın
Devreyle zikrün halkasın
Pergar-ı zikrullah ile
Terk et cihan arayişin
Nefsün gider alayişin
Bu can ü dil asayişin
Efkar-ı zikrullah ile
Bahti sana ikrar eder
Tevhidini tekrar eder
İhlasını iş'ar eder
Eş'ar-ı zikrullah ile
Şiirinden Örnekler
GAZEL
İlahi senden özge mesnedim yok
Rızadan özge ya Rab hacetim yok
Zaifim bi-kesim her demde ya Rab
Ki senden özge Rabb-i müşfikim yok
Kapındır ehl-i derdin devası
Kapından gayrı yerde hacetim yok
Müşerref et visalinle İlahi
Visalin gibi lezzet dünyada yok
Visal-i Hakk'a kim ki erdi Bahti
Anın bu fani mülke cünbüşü yok
GAZEL
On bir aydır gideli biz de çekerdik hicran
Merhaba etdi bizimle yine şehr-i ramazan
Gelmesi ola mübarek kademinden umarız
Toylaya ni'met ile halk-ı cihanı Yezdan
Şehr-i İslam'ı kudumiyle çü etdi teşrif
Hoş tutarlarsa n'ola hürmet ile pir ü cüvan
Ehl-i dil etse n'ola ismini dilde tesbih
Ki şühur içre anı kıldı mu'azzez Sübhan
Her minare demidir ola kandil ile zeyn
Bahtiya kim verir ol vaz'-ı hüsün aleme şan