Şubat 1986 · s. 23 · 2 dakikalık okuma
Arz Kabuğu Ve Madenler
Nevzat Bayhan · Jeo. Yük. Müh · Jeoloji

Jeo. Müh. Nevzat Bayhan
Nice hakikatler vardır ki her zaman karşılaşmamıza ve görüş ufkumuz içinde olmasına rağmen pek de farkına varamayız. Bütün asırları aydınlatan Yüce Beyan’ın mucizeliği, gün geçtikçe ve insanlık, ilim ve teknolojide ilerledikçe, daha da berrak bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Çağlara ışık tutmuş, onların gıdası, suyu ve ışığı olmuş, her alanda insanlığın bütün ihtiyaçlarını karşılamış olan Yüce Beyan’la her an haşir-neşir olma imkânı varken, insanımız- bu kudsi değerlere gereken ehemmiyeti vermediğinden, şu anda bizim keşfetmemiz gereken şeyleri batılı ilim adamları keşfetmektedir. Bunlardan biri olan A.Rona, arz kabuğunu inceleyerek, birbirine yaklaşan ve uzaklaşan kıta kabuklarında teşekkül eden maden yataklarını ve bunların meydana gelişini müşahede ve tesbit etmiştir. Bu çalışmasında oldukça enteresan hadiselere şahit olmuştur. Yeraltında ergimiş halde bulunan, hem yükte hem pahada ağır olan elementler veya madenler, arza yerleştirilmiş bir mekanizma ile insanlığın istifadesi için kilometrelerce derinliklerden yeryüzüne çıkarılmaktadır. Kabuğa nazaran Oldukça ağır ve yoğun olan bu elementlerin fizik kanunlarına göre yeryüzüne çıkmaları imkânsızdır. Durumun böyle olması halinde yeryüzünde ağır ve düzenli hiçbir metal bulunmayacaktı. Fakat ilim, hikmet ve proğramla arza yerleştirilen sistem sayesinde, levhanın biri diğerinin altına dalarken diğer taraftan iki levha birbirinden uzaklaşmakta, böylece satha yükselen mağma beraberinde kıymetli madenleri de istifademize sunmaktadır.
Şekilde görülen bu sistemin ilk defa 1973’te farkına varılmıştır. Hâlbuki Yüce Beyan’da 14 asır önce “Yer sallandığı ve arz ağırlıklarını dışarı çıkardığı zaman” ayetleriyle dikkat çekiliyordu. “Arzın ağırlıkları” tabirinden değişik manalar çıkarılabilir: Mesela kıymetli mineraller ihtiva eden Astenosfer tabakası. Gerçekten de bu tabaka silisyum-mağnezyum (sima) ve silisyum-alüminyum (sial) den teşekkül etmiştir ve 3,3 gr/cm3’lük bir yoğunluğa sahiptir. Bu yoğunluk arz çekirdeğinde 13,6’ya ulaşırken, kabukta 2,7 grlcm3’- dür. Bundan başka, burada bulunan elementlerin —elmas, platin, altın, bakır... vs.— pahada ağır elementler olduğu anlaşılabilir.

Ağırlıklar bırakıldığında veya dışarı atıldığında her yönde bir rahatlama Olduğu gibi arzın da mağmanın yükselmesiyle basıncı serbest hale gelmekte, radyoaktif bozunma ve sürtünme ile kazandığı ısıyı dengede tutma gibi işleri bu mekanizma ile sağlamaktadır.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz: İlim ve teknikteki her ilerleme, gerçekleri daha kolay anlamamız için yolumuzu aydınlatan birer ışık olacaktır.