Temmuz 1981 · s. 21 · 3 dakikalık okuma
Anne Sütü

Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için alınacak tedbirler ikiye ayrılır. Bunlardan biri hastalık yapıcı faktörün çevreden uzaklaştırılması, diğeri hastalıklara karşı vücuda mukavemetin artırılmasıdır. Yeni doğan bir yavru için vücud mukavemetini artırıcı en önemli madde şüphesiz anne sütüdür. Anne sütünün bu konudaki hususiyetlerine geçmeden önce vücuda hastalık yapıcı faktörlere karşı konulmuş mekanizmalardan kısaca bahsedelim.
Vücudun mikroorganizmalara (hastalık faktörüne) karşı bilinen müdafaa mekanizmaları şunlardır:
1- Vücuda giriş kapısındaki vasat. Buna misaller verelim:1 -Deride bulunan salgılar mikroorganizmaları tahrip eder. Vücuda girişine mani olurlar 2- Gözyaşında bulunan lizozim adı verilen enzim tabiatındaki bir madde mikroorganizmaları sindirir, onları parçalar. Çocukların çok şeylere tepki olarak gözyaşı dökmeleri boş olmasa gerek. 3-Tükrük de hâkezâ hastalığa karşı vücudu koruyucu bir sıvıdır. Ağza giren mikropların bir kısmı tükrükle karışınca tesirsiz hale gelirler. 4- Kulak yollarından salınan salgı mekanik ve kimyasal olarak kulak kanalını çeşitli hastalıklardan korur. 5- Solunum yollarına giren mikroplar da buradaki mukozayı uyararak hapşırık refleksinin teşekkülüne sebeb olur. Hapşırıkla mikroplar dışarı atılırlar. Ve şahıs artık birçok mikroptan kurtulmuş olur.
2- İkinci bir müdafaa mekanizması da mikropların vücutta vazifeli hücrelerce tanınıp fagosite edilmesidir. Fagositoz olayı, vücutta “çöpçü” diye adlandırılan hücrelerce (makrofajlarca) yabancı bir maddenin yenmesi olayıdır. Vücudun bu vefakâr hücresi bu fagosite ettiği maddeyi hususan mikrobu ya kendisi sindirir ya da eğer sindirmezse çeşitli yollardan vücuttan atılmaya razı olur.
3- Üçüncü bir müdafaa mekanizması da ANTİKOR denen maddelerin vücutta yapılarak mikroplarla (spesifik) olarak birleştîrilmesidir. Bu işlemle mikrop vücutta tanınıp damgalanmış olur. Bundan sonra vücud artık bunu barındırmaz. Bu, vücuttaki yerleştirilmiş çeşitli mekanizmalarca ya eritilir ya da yenip bitirilir.
Bu üç temel mekanizma düşünüldüğünde doğan yavru hastalıklara karşı oldukça dayanıksızdır. Çocuğun bu aciz vaziyeti karşısında anne sütü çocuk için çok mükemmel bir besin olması yanında, hastalıklara karşı da harika bir tiryaktır. Anne sütüne bu vasıfları veren hususiyetler, bilineni kadarıyla şöyle sıralanabilir:
1- Yavru doğduğunda, ilk üç-dört günde gelen sarı renkli alkali süte clostrum denir. Clostrum içinde yavruda henüz yapılamayan antikor tabiatında maddeler vardır. Bunlar annenin meme bezinden salınır ve çocuk ince bağırsaklarından tamamen emilerek yavrunun antikor yapma kabiliyeti gelişene kadar yavruyu mikroplara karşı korur.
2- Yeni doğan çocuğun ince bağırsakların da doğumdan sonraki ilk haftalarda anne sütü lactobacillus bifidus denen koruyucu bakterilerin çoğalmasına yardım eder. Bu bakteriler sütteki laktozdan laktik asit meydana getirir ve bu asit de zararlı mikropların çoğalmalarına mâni olur.
3- Anne sütü aynı zamanda lizozim denen ve bakterilerin zararsız hale getirilmesinde rol oynayan bir enzimi de yüksek oranda ihtiva eder.
4- Anne sütünde bulunan Lactoferrin bazı zararlı bakterilerin demirini tahrip ederek onların çoğalmasını önler.
5- Anne sütünden bebeğe taşınan bir başka unsur da ilk haftalarda anne sütünde mm3 de 1000–4000 arasında bulunan beyaz kürelerdir. (Lökositler) beyaz küreler yukarıda anlatılan müdafaa mekanizmalarından Özellikle ikincisinde yani mikrobun fagosite, edilmesinde çok önemlidirler.
6- Yapılan birçok araştırmalarda anne sütünde Polio, Echo, Coxsakie virusu, Hemofilus Enfluenza basili, Tetanos basili, Streptekok, Stafilokok, Pnomokok, E.coli gibi mikroorganizmalara karşı antikorlar da bulunmuştur. Anne sütü ile beslenenlerde bu hastalıkların görülme sıklığı daha azdır.
Anlatılan bu hususiyetler inek sütünde yoktur. Konu buraya gelmişken anne sütünün inek sütüne olan üstünlüklerinden bir kaçını daha sayalım.
Büyüme, hücre bölünmesi için lâzım olan sistin aminoasidi, insan sütünde inek sütünden daha fazladır.
İnek sütünde yağın ancak %60’ı emilirken anne sütünde bu oran % 90’dır. Ayrıca sütte bulunan şekerin tamamı Laktoz’dur. LAKTOZ en az tatlı olan şekerdir. Ve ileriki yıllarda tatlı besinlere aşırı isteği önler. Bu da dolaylı olarak diş çürümesi, aşırı şişmanlık, diyabet {şeker hastalığı) için bir frenleme olabilir.
Ayrıca kolesterol anne sütünde inek sütünden çok daha fazladır. Bunun hikmeti bugün için bilinmiyor. Fakat bu da yavruya çok faydalar gözetilerek gönderilmiş olsa gerektir.